Bir zamanlar kırmızı kart gösteriyordunuz. Şimdi gözlerinize ve ağızlarınıza siyah bant çekiyorsunuz. Memleketin derdi büyürken muhalefetin vereceği karşılığın bir kırtasiye malzemesine daha sığdırılmasını izliyoruz.

Kartın rengi değişiyor, kullanılan malzeme değişiyor. Değişmeyen, yurttaşın aklındaki soru: Peki, sonra?

Özgür Özel’in CHP Genel Başkanlığı dönemindeki kırmızı kart çağrısını hatırlayın. Büyük bir beklenti yaratılmış, ardından yurttaşlardan iktidara kırmızı kart göstermeleri istenmişti. Futbolda kırmızı kartın bir yaptırımı var. Siyasette ise kartı gösterdikten sonra oyunun nasıl değişeceğini anlatmanız gerekiyor. Hakem düdüğüyle işlemeyen bir düzende, tribüne bir kart daha dağıtmak tek başına sonuç üretmiyor.

Şimdi de YENİ Parti milletvekillerinin Halk TV’ye kayyum atanmasına karşı Meclis’te ağızlarına ve gözlerine siyah bant taktıkları görüntülerle karşı karşıyayız.

Mesaj anlaşılır: Görmemiz ve konuşmamız engelleniyor.

Fakat mesajın anlaşılması, eylemin yeterli olduğu anlamına gelmiyor. Bir televizyon kanalının yayını durdurulmuşken toplumun sizden beklediği, susturulmayı canlandırmanızla sınırlı olabilir mi? O görüntünün ardından hangi adımı atacaksınız? Hangi talebin peşini, hangi yöntemle ve ne kadar süre bırakmayacaksınız?

Asıl cevap bekleyen yer burası.

Sunucu Dilara Gönder de siyah bantlı protestonun fotoğrafını paylaşarak “Sizin yapacağınız muhalefeti silkiym” diye tepki gösterdi. Bu sert çıkışta, muhalefetten sonuç beklerken yeni bir sembolik gösteriyle karşılaşmanın hayal kırıklığını görüyorum. Parti yönetimlerinin üzerinde durması gereken, sözün kabalığının ötesinde, kendilerinden mücadele bekleyen insanların neden bu ölçüde öfkelendiği. Muhalefete güvenmek isteyenleri, muhalefetin kendisine isyan eder hale getiren siyasi yetersizliği konuşmak gerekiyor.

2 Ekim’de bu köşede “Sol, sadece Meclis’te oturmak değildir!” diye yazmıştım. YENİ Parti’nin iddiasının hayatın içinde karşılık bulması gerektiğini söylemiştim. Bugün o yazıya bir cümle eklemek gerekiyor: Meclis’te otururken ağzına bant çekmek de tek başına yeterli değildir.

Sol, sadece Meclis’te oturmak değildir!
Makale: Sol, sadece Meclis’te oturmak değildir!
İçeriği Görüntüle

Sembollerin siyasette yeri var. Bir karanfil, bir kurdele, bir renk güçlü bir mücadelenin ortak işaretine dönüşebilir. Bunun için arkasında örgütlenme, süreklilik ve somut bir hedef bulunmalı. Aksi halde simge, siyasetin bütün yükünü taşımaya zorlanıyor. O yükün altında da hem kendisi hem yarattığı beklenti eziliyor.

Kırmızı karttan siyah banda uzanan çizgide beni rahatsız eden tam olarak bu. Yaşananların ağırlığıyla verilen karşılığın hafifliği arasındaki mesafe açılıyor. Bu mesafe büyüdükçe protesto, amaçladığı etkinin tersine, trajikomik bir görüntüye dönüşüyor.

Gazeteciler cezaevinde. Halk TV’ye kayyum atanmış, yayını durdurulmuş. Belediyelerde seçilmiş iradenin kayyum uygulamalarıyla karşılaşması, demokrasinin temel sorularından biri olarak önümüzde duruyor. İşçiler çalışırken hayatını kaybediyor; kadınların yaşam hakkını koruyamayan düzen, her yeni cinayetle yeniden karşımıza çıkıyor.

Böyle bir tabloda muhalefetin ciddiyeti, yaptığı açıklamanın sertliğiyle ölçülemez. İnsanlar artık açıklamanın ertesi sabahına bakıyor.

Kim nerede olacak? Hangi dosya takip edilecek? Hangi ailenin yanında durulacak? Hangi hukuki girişimin sonucu kamuoyuna anlatılacak? Hangi talep karşılanana kadar demokratik mücadele sürdürülecek?

Basın özgürlüğünü savunuyorsanız gazetecilerin davalarını düzenli izleyen, ailelerini yalnız bırakmayan, kamuoyunu bilgilendiren kalıcı bir çalışma yürütün. Kayyum uygulamalarına karşı çıkıyorsanız seçmenin iradesini savunacak hukuki ve demokratik girişimleri ortak bir takvimle sürdürün. İşçi ölümlerine itiraz ediyorsanız sendikalarla, meslek örgütleriyle, ailelerle denetimin ve hesap vermenin peşine düşün.

Parti örgütünün gücü, bir genel merkez çağrısıyla aynı fotoğrafı çektirmekten daha fazlasına yetmeli.

Elbette muhalefet baskı altında. Siyaset yapma alanının daralmasını, seçilmişlerin ve parti örgütlerinin karşılaştığı güçlükleri görmezden gelmek haksızlık olur. Meydanlarda, adliye önlerinde, emek mücadelesinde çalışan insanların emeğini de bir kalemde silemeyiz.

Fakat bütün bunlar, etkisiz yöntemleri eleştiri dışında bırakmamızı gerektirmiyor. Tam tersine, alan daraldıkça eldeki imkânların daha ciddi, daha yaratıcı ve daha kararlı kullanılması gerekiyor.

Özgür Özel’e ve YENİ Parti yönetimine yönelttiğim eleştiri budur.

İnsanların size bağladığı umut, parti yönetiminin dilediği gibi harcayabileceği bir kaynak değildir. Her büyük çağrı bir beklenti yaratır. Her sonuçsuz bırakılan beklenti ise bir sonraki çağrının inandırıcılığından eksiltir.

Yurttaş önce heyecanlanır. Sonra bekler. Sonra aynı sahneyi bir kez daha izler. Bir süre sonra omuz silkmeye başlar.

Siyasetin korkması gereken an, işte o omuz silkme anıdır.

Çünkü halkın öfkesinin dağılması, sorunların çözüldüğü anlamına gelmez. Bazen insanlar artık itirazlarının bir şeyi değiştireceğine inanmadıkları için susar. Muhalefetin görevi, o inancı yeniden kurmaktır. Her yeni haksızlığa birkaç saatlik bir tepki üretip ardından bir sonraki gündemi beklemek, bu inancı aşındırır.

Halkın umudunu tüketmeyin. Öfkesini bir günlük görüntünün içinde soğurup geriye çaresizlik bırakmayın.

Size duyulan güvenin karşılığını, ertesi gün de süren bir siyasetle verin.

Siyah bant çıkarıldığında geriye ne kalacak?

Halkın beklediği cevap bu.