Yapay zeka yalnızca bilgiye ulaşma biçimimizi değil, dünyayı anlamlandırma sürecimizi de değiştiriyor. Araştırmacı yazar Erdem Dağdemir’le bu yeni dönemin izini sürüyor; insanın, kurumların ve markaların nasıl bir “anlam mimarisi” kuracağını araştırıyoruz...
İnsan, dünyayı anlamlandırmak için önce kendi zihnini kullandı. Sonra yazıyı, kitapları, kütüphaneleri, bilgisayarları ve interneti... Bugün ise yapay zeka (YZ), insanın anlamlandırma sürecine "ortak" oluyor.
Teknolojik gelişmenin internete kadar olan kısmı, insan ile makinenin birlikte çalışması prensibine dayanıyordu. YZ ile birlikte, insanın düşünsel işlevlerinin de makineye devredildiği bir döneme doğru ilerliyor gibiyiz. Bu durum, dünyayı anlamlandırmak için kullandığımız zihinsel süreçlerimizi de yavaş yavaş "dışarıya" devrettiğimiz anlamına geliyor.
World Wide Web'in (www) mucidi olarak tanınan Tim Berners-Lee 1999 yılında, "Web için bir hayalim var, öyle ki bilgisayarlar web üzerindeki bütün veriyi, içerikler, linkler ve insanlarla bilgisayarlar arasındaki bütün işlemler gibi, analiz etmeye muktedir olacaklar" diyordu.
Aradan geçen çeyrek asırda teknoloji, Berners-Lee'nin hayalinin ötesinde bir noktaya ulaştı. Artık makineler yalnızca verileri analiz edip birbirleriyle iletişim kurmuyor. Bilgileri analiz ediyor, yorumluyor, aralarında ilişkiler kuruyor ve sentez yapabiliyor. Üstelik bunu "insan dili" üzerinden de yapabiliyor.
İnternetin gelişim sürecinde de bu dönüşümün izlerini görüyoruz: İlk dönemlerde mesele, web üzerindeki bilgiye ulaşabilmekti. 1990'lardan itibaren "arama motorları" hayatımıza girdi. Arama sonuçlarında görünür olmayı hedefleyen SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) çalışmaları oluştu. Bilginin bulunabilirliği, temel meselelerinden biriydi.
Bugün SEO'nun yanına GEO (Üretken Motor Optimizasyonu) kavramı da eklendi. GEO, içeriklerin YZ sistemleri tarafından anlaşılmasını, değerlendirilmesini ve üretilen yanıtlarda kaynak olarak kullanılmasını hedefliyor. (Daha geniş ve henüz standartlaşmamış bir kullanım olarak AIO da deniliyor: Artificial Intelligence Optimization)
* * *
Yukarıdaki kısmı somutlaştırmak gerekirse:
Bir telefon almak istiyorsunuz... Eskiden arama motoruna girer, farklı siteleri dolaşır, ürünleri karşılaştırır, belki kullanıcı yorumlarını okur ve kararınızı kendiniz verirdiniz. Şimdi aynı ihtiyacınızı YZ'ye anlatıyorsunuz. Bütçenizi, kullanım alışkanlıklarınızı ve beklentilerinizi söylüyorsunuz; o sizin için seçenekleri araştırıyor, karşılaştırıyor, artılarını ve eksilerini değerlendirerek bir öneri sunuyor. Üstelik neden o telefonu seçmeniz gerektiğini de "ikna edici biçimde" açıklıyor.
Böylece yalnızca bilgiye ulaşma biçimimiz değişmiyor. Seçenekleri değerlendirme, öncelikleri belirleme ve bir sonuca varma sürecini de makineyle paylaşıyoruz. Bir anlamda YZ, kararlarımızın arkasındaki düşünsel mimarinin bir bölümünü üstleniyor.
* * *
Geçen hafta matematikçi I. John Good’un ultra zeki makineler üzerine görüşlerini aktarmıştık. Good, 1965’te yayımladığı makalesinde insan zekasının ultra zeki makineler karşısında geride kaldığı dönem için “artık yeni bir şey icat etme işini makineler üstlenecektir, dolayısıyla, ilk ultra zeki makine insanın kendi eliyle yapacağı son icat olacaktır” demişti.
Good’un söyleminden hareketle, insan ve makineler arasında bu sürecin nasıl geliştiğini ve ne yöne gideceğini bir yazı dizisi ile ele almak niyetindeyiz.
"ANLAM MİMARİSİ"
İletişim, kültür araştırmaları, göstergebilim (semiyotik) ve niteliksel veri analizi (Thick Data) alanlarında çalışmalar yürüten Analythick Kurucu Ortağı ve CEO’su, araştırmacı yazar Erdem Dağdemir’e, “İnsan neden yapay zekaya ihtiyaç duydu?” sorusunu yönelttim.
- Engels, “bir toplumsal ihtiyaç, bilimin ilerlemesinde on üniversiteden daha fazla güç sağlar” dediğinde kastettiği şey ihtiyaçların, icatların belirleyicisi olduğuydu. Bilime ivme kazandıran şeyler de genelde toplumun pratik ihtiyaçlarından doğuyor. Toplum bir sorunu çözmek zorunda kaldığında tüm dikkat, enerji ve kaynaklarını o soruna yöneltiliyor. Toplum gibi insanları hareket ettiren şey de ihtiyaçları… Dünyayı da bu şekilde anlamlandırıyoruz. Peki yapay zeka insanın hangi ihtiyacına yanıt olarak doğdu?
- Dördüncü Sanayi Devrimi ile birlikte bilişim alanında üstel bir büyüme gerçekleşti. İnternet bilgiye ulaşma ihtiyacının bir çözümü olarak ortaya çıktı fakat devasa ağırlıktaki veriler bir bilgi entropisine yol açtı ve bilginin sentezlenmesi sorununu doğurdu. Çünkü bulunduğumuz koşulları değiştirmemiz halinde yeni koşulların da doğuşuna zemin hazırlamaktayız. Bu hayatın ve sistemin neden-sonuç ilişkisinin (determinizm) doğasındandır. Her nedenin bir sonucunun olması gerektiği gibi her sonuç da başka bir sonucun nedenidir aslında.
İnternetin başlangıç çağında bilgiye kolayca erişebiliyorduk. SEO dediğimiz bu dönemde arama motorlarına girip, bilgi toplayıp, kendimiz karar verebiliyorduk. Ancak çağımız dijitalizm çağıdır. Bu çağ insana ‘Hızlı ol yoksa geride kalırsın’ dayatması yapmaktadır. İnsan trilyonlarca veriyi nasıl hızlıca toplayacak, eleyecek, analiz edecek ve sentezleyip bir karar alacaktır. İşte çağın bu ihtiyacı yapay zekanın doğuşuna sebep olmuştur.
İnsan artık bilgiyi toplama, analiz etme, karar verme süreçlerini yapay zekaya delege etmek zorunda kalmıştır. Bir ihtiyacını gidermek için, bir soruya veya bir soruna cevap bulabilmek için trilyonlarca veri içinden bilgiyi sentezleyen yapay zeka dil modellerinden yardım almaktadır.
İnsan, çağın gerisinde kalmama ihtiyacından kaynaklı olarak dünyayı yapay zekanın gözünden anlamlandırmak zorunda kalmıştır.
Bugün, kapitalizmin çarkları yapay zekanın etrafında dönmektedir. Kurumlar ve markalar önceleri kitle iletişim araçları üzerinden hedef kitlelerine ulaşmaya çalışmak zorundayken, şimdilerde insanlarda yarattıkları ihtiyaçları doyurmak ve karşılamak için sadece insanı değil, yapay zekayı da ikna etmek zorunda kalacaktır.
- Nasıl yapılacak o iş?
- Elbette yapay zeka dil modelleri, insanlara öneride bulunmak için belirli kriterler geliştirmiş ve bu kriterlere dayanarak insanlara önerilerde bulunuyor. Yapay zekanın dünyayı okuması ve anlamlandırması, insanların dijital dünyada bıraktıkları ayak izleriyle oluyor.
O halde bu yeni çağda, kurumlar, markalar, kişiler ve belki siyasiler de dahil olmak üzere her yapı, dijital dünyada bir anlam mimarisi inşa etmek zorunda kalacaklardır.
* * *
Yapay zekanın dünyayı nasıl anlamlandırdığı ve yapıların nasıl bir “anlam mimarisi” inşa etmeleri gerektiği konusuyla devam edeceğiz.
Sinan Acıoğlu
babaocagi.com.tr