Batı'nın kurucu destanı, Batı'nın günümüzdeki krizini anlatıyor olabilir mi? 3.200 yıl önce yaşanan "Tunç Çağı Çöküşü", bugünün dünyasına ayna tutabilir mi?

Christopher Nolan'ın son filmi "Odyssey" tartışılıyor...

IMDB gibi ünlü bir popüler film ve dizi sitesi olan Rotten Tomatoes'ta, yalnızca sinema eleştirmenlerinin yorumlarından derlenerek oluşturulan “Tomatometer” puanlarına göre The Odyssey şimdiden Christopher Nolan'ın en başarılı filmi olarak filmografisinde ilk sıraya yerleşti.

Filmin uzunluğu, mitolojik sapmaları, Troyalı Helen’in siyahi bir oyuncuya oynatılması gibi pek çok konuda film eleştiriliyor.

* * *

Mitoloji uzmanı Prof. Nevzat Kaya ise geçen günlerde katıldığı bir YouTube programında filmle ilgili, "Nolan sağ gösterip sol vuruyor" yorumunu yaptı.

Prof. Kaya'ya göre Nolan, Odyssey ile başarılı bir "Batı eleştirisi" yapıyordu. Üstelik Batı medeniyetinin günümüzdeki çöküşünü de haber vererek...

Nolan, MÖ 1600-1200 arası dönemle günümüz dünyası arasında paralellikler kuruyordu. Batı kültürünün başına Homeros, sonuna ise Nolan işaret ediyordu.

Antik tarih ve arkeoloji profesörü Eric H. Cline'a göre, M.Ö. 12. yüzyılda, Doğu Akdeniz’de hüküm süren uygarlıklar, Mikenler, Hititler, Kenanlılar, Asurlular, Minoslular hatta Mısırlılar tarihe gömülüyordu. Bu uygarlıkların sonunu getiren ise “Deniz Kavimleri” diye adlandırılan esrarengiz topluluklardı.

Prof. Nevzat Kaya, Eric H. Cline'nın çalışmasına atıfla şunları söylüyor:

"Filmdeki Truva ne biliyor musunuz? Gazze Şeridi... Ve Nolan diyor ki: Biz hep bu boku yedik. Batı bu yüzden büyük oldu: Katlettik, çaldık, öldürdük. (...) Evet biz, Gazze’de katliam yapan, İran’ı bombalayan, dünyanın her yerinde savaş çıkaran köpek deniz kavimleriyiz. (...) Dünyayı kurtaran, her yere demokrasi götüren Amerika biz değilmişiz, biz tam tersine ölüm ve bomba götürüyormuşuz."

Nevzat Kaya'nın yorumları da eleştirildi. Yorumcularımıza göre Nolan bu kadar "derin" düşünmüş olamazdı. Film de neticede Amerikan sermayesiyle ve yalnızca "para kazanmak için" çekilmişti.

* * *

Nolan bu kadar "derin" düşündü mü düşünmedi mi bilemiyoruz.

Homeros, Odysseia destanının daha en başında, "Onlar kendi taşkınlıkları yüzünden helak oldular!" diyordu.

Zeus da Homeros'la hemfikirdi: "Ne günlere kaldık! İnsanlar tanrıları suçlu tutmaktan çekinmiyorlar artık: Kötülükler onlara bizden gidermiş! Asıl kendileri, azgınlıklarıyla, kaderde olmayan belâlara uğruyorlar."

Tunç Çağı Çöküşü'nün üzerinden yaklaşık 3.200 yıl geçti... İnsanların azgınlığı ise ne yazık ki hala geçmedi...

* * *

Türkçeye ilk kez Ahmet Cevat Emre tarafından çevrilen Odysseia için Ahmet Cevat 1941 yılında, Homeros destanlarının "bir ahlâk mecellesi olarak" Helen gençliğine okutulup ezberletildiğini not düşüyordu.

Ahmet Cevat Emre, Homeros çevirisi için 6-7 yıl hazırlandığını yazıyor:

"Uygur anıtlarından Ön Asya ve Küçük Asya fatihleri Oğuz Türklerinin 13. ve 14. asır betiklerine ve Dede Korkut kitabı gibi ulusal eposlarına (destan/epik şiir) nüfuz etmeden homerik eposların çeşnisine erişmek mümkün olmadı. On iki asır evvel Ön Asya ve Küçük Asya'ya akınlar edip oralarda yerleşen Oğuz hanlarının, 13. ve 14. asır betiklerinden (yazılı şey) ve Dede Korkut eposlarından anlaşılan devrine aklımla ve gönlümle yaklaştırdım."

Ahmet Cevat Emre, Homeros'u Türkçeye çevirmekle yetinmedi. Onu Dede Korkut'un dünyasına yaklaştırarak anlatmaya çalıştı.

Nolan'ın da benzer bir yaklaştırma gayreti gösterdiğini düşünebiliriz. Dileriz ki bizden de birileri bu çöküş destanlarının ilacını bizim çıkış destanlarımızdan günümüze uyarlar...

Sinan Acıoğlu
babaocagi.com.tr