Teknik ve sayısal işleri yapay zekaya yükleyen insanlık için belki de gerçekten sözelcilerin ya da editörlerin devri başlıyordur. Belli mi olur?
Fox News Channel'ın sahibi, medya devi Rupert Murdoch'un oğlu James Murdoch'ın, Vox Media'nın podcast ağını, New York dergisini ve Vox.com'u 300 milyon dolardan fazla bir fiyata satın aldığı haberleri bu ay başında duyuldu.
New York Times’a konuşan Murdoch, "günlük haber işi" yerine "kültüre gerçekten hitap edebilecek daha uzun soluklu, düşünceli gazetecilik" istediğini açıklamıştı.
İletişimci yazar Ümit Alan, Murdoch'ın niş abonelik, premium içerik ve podcast yayıncılığı yapan bir kuruluşu satın almak istemesini şu sözlerle değerlendirdi:
"Burada 'düşünceli gazetecilik' dediği şey, biraz yavaş gazeteciliğe karşılık geliyor. Ancak asıl amacı, teknoloji devlerinin anlatı talebi için arzın kontrolünü elde tutmak."
"Hikâye anlatıcısı" terimi içeren iş ilanlarının yüzdesinin son bir yılda iki katına çıktığına ve yapay zekâ devlerinin ise rekor maaşlarla "insan hikaye anlatısı" aradığına dikkat çeken Ümit Alan, "Haydi kalemi korkak alıştırmayalım ve açıkça soralım: Yoksa sözelcilerin devri mi başlıyor, ne dersiniz?" diye soruyor.
* * *
Haberde hız yerine niteliği öne çıkaran "yavaş gazetecilik", bir olay gerçekleşirken her yeni gelişmeyle haberi güncellemek yerine olay bittikten sonra olanları ayrıntılarıyla anlatmayı amaçlayan, hikayenin tamamını anlatmaya odaklanan bir habercilik yaklaşımı olarak biliniyor.
Dijital çağın ürünü olan "önce yayımla, sonra doğrula" zihniyeti ve "tık tuzağı" habercilik karşısında hız yerine derinliği, araştırmacılığı, niş ve sadık bir kitleyi hedefleyen yavaş gazetecilik, eskiden tanıdığımız dergiciliği de çağrıştırıyor.
Yazar Matthew Maxwell'in bu ay dilimize çevrilerek yayımlanan "Yapay zekadan değil, herkes bir şeyler yaratabildiğinde olacaklardan korkuyorum" başlığını taşıyan yazısı ilginç tespitler içeriyordu.
"Kültür işçileri için çalkantılı zamanlardan geçiyoruz" tespitini yapan Maxwell, "bu filmi daha önce izledik" yorumunu yapıyordu.
Nerede? Rönesans İtalyası'nda...
Matthew Maxwell'e göre Rönesans İtalyası'nda da benzer bir istikrarsızlık yaşanmıştı. Yeni teknolojilerin ve yeni malzemelerin ortaya çıkışı geleneksel zanaatkarların tekelini yıpratmıştı.
Bilgi, bağımsız atölyelere sızmış, yeni teknikler yayılmıştı.
Maxwell, "en nihayetinde bir çırak sizin tarzınızı taklit edebiliyorsa, satacak neyiniz kalır ki?" diye soruyordu. Herkes bir şeyler yaratabiliyorsa, yaratıcılığın ne anlamı kalacaktı: "Bu, kameranın ressamın yerini almasından daha fazlası; daha tuhaf bir şey: Çıraklar, loncaların yerini alıyor."
Daha fazla insan bir şeyler üretebildiğinde "değer" ortadan kalkmıyor, yer değiştiriyordu.
İş, beceriden çok zevke, üretmekten çok "neyin üretilmeye değer olduğuna karar vermeye" kayıyordu.
Bu nedenle teknik ve sayısal işleri yapay zekaya yükleyen insanlık için belki de gerçekten sözelcilerin ya da editörlerin devri başlıyordur, belli mi olur?
Haber metalaşıyor. Bilgi ve teknik ucuzluyor. "Anlatı" ise giderek daha da değerleniyor.
* * *
Bir dönemin "maymuncuk" kavramına dönüşen "Big data" ve analitik veri konusunda da durum çok farklı değil.
"Sahici" insanların dijital verilerinden, yine dijital yollarla derlenebilen veriler dışında kalan deneyimler "big data" analizlerine dahil edilemiyor; seçmenin, tüketicinin ya da okurların bütün yolculuğunu anlamak için yetersiz kalıyordu. Şimdi "Thick data" kıymetleniyor. Büyük data artık "kalın" ya da "yoğun" dataya ihtiyaç duyuyor.
"Veri" her şey değil...
Verinin bile hikayeye muhtaç olduğu bir döneme doğru ilerliyoruz. Yapay zeka vesilesiyle daha hızlı hesap yapmak herkes için daha erişilebilir oluyor ama insan tecrübesini, duygularını ve hikayelerini anlamlandırabilmek veri ve hesaplamanın ötesinde bir durum olarak ortada duruyor.
Sinan Acıoğlu
babaocagi.com.tr