Yakın dönemde kaybettiğimiz isimler: İlber Ortaylı, Kadir İnanır, Yalçın Küçük ve son olarak Prof. Hilmi Demir... Ölüye de diriye de saygısı kalmamış bir linç korosu, üçünün de ardından sosyal medyada demediğini bırakmadı. El insaf...
Hırçınlık eskiden radikal uçlarda yaşardı. Toplum geçimsiz, hodbin, narsist tipleri dışlardı.
Önceleri "bilgi çağı" diye allanıp pullanan ve hepimizin de bir şekilde "yediği" bu dijital çağ, belki evet bilgiyi daha kolay erişilebilir hale getirdi ama hırçınlık ve taşkınlık da aynı kolaylıkla hayatlarımıza girdi...
Sosyal medya yalnızca fikirleri değil, karakterleri de görünür kıldı. Eskiden hırçın insanlar vardı, bir şekilde uzak dururdunuz. Oysa şimdi öfke ve hırçınlık kamusal dilimiz oldu sanki...
Yakın dönemde kaybettiğimiz isimler: İlber Ortaylı, Kadir İnanır, Yalçın Küçük ve son olarak Prof. Hilmi Demir... Ölüye de diriye de saygısı kalmamış bir linç korosu, arkalarından sosyal medyada demediğini bırakmadı.
Geçimsiz, narsist ve saldırgan insanları algoritmalar susturmuyor, aksine ödüllendiriyor. Çünkü öfke dikkat çekiyor. Dikkat çeken şey de reyting getiriyor, para ediyor.
Öfke dilinin ekmeğini kimler kimler yedi malum...
Toplumlar radikal çıkışları satın alıyor.
* * *
Mizah bir zamanlar gerilimleri seyrelten bir emniyet supabı olarak toplumsal fayda sağlıyordu. Şimdi mizah bile başlı başına bir gerilim kaynağına dönüştü.
Gazetecilik de doğal olarak bu iklimden etkileniyor. Eskiden "gündemi takip etmek" bir bilgiye yetişme meselesiydi. Şimdi daha çok zihni koruma meselesi. Çünkü günün sonunda yalnızca haberleri değil, başkalarının öfkelerini de tüketmiş oluyoruz.
Peki ne yapmalı?
Kitleler radikal çıkışları satın alıyor evet. Belki bugün en radikal işin biraz olsun yavaşlamak, öfkeye değil meraka yatırım yapmak, nezaketli olmak olduğuna işaret edebiliriz. Hem gazeteciler hem de okurlar için...
Çağımızın büyük yoksulluğu artık bilgi eksikliği değil, bilgiye doyduk şükür... Eksiğimiz sükûnet eksikliği. Sükûnetini kaybeden bir toplum, dilini keskinleştiriyor, mizahını bile sertleştiriyor... En sonunda da birbirini dinleme kabiliyetini dahi yitiriyor.
Sinan Acıoğlu
babaocagi.com.tr