Bazı konserler vardır; daha kapıda başlar anlatmaya. Tarkan’ın yaklaşık yedi yıl sonra İstanbul’da verdiği bu konser de öyleydi. Volkswagen Arena’nın çevresi daha saatler öncesinden dolmuştu. Biletler satışa çıkar çıkmaz dakikalar içinde tükenmiş, karaborsaya düşmüştü. Yağmur altında uzayan kuyruklar, seyyar satıcıların bandana ve ekmek arası telaşı, konser mekânının etrafında kendiliğinden kurulmuş bir panayır hâli… Daha içeri girmeden belli oluyordu: Bu sadece bir konser gecesi olmayacaktı.

Salonun içi de dışarısından farklı değildi. Dizi, sinema, müzik dünyasında kim varsa oradaydı; magazin muhabirleri iş başındaydı, kameralar sürekli bir yerlere dönüyordu. Ama sahneye Tarkan adımını attığı anda, o kalabalığın bütün katmanları tek bir şeye dönüştü: Seyirciye. Açılışı “Ölürüm Sana” ile yaptı, ardından “Dudu” geldi.

A3-84

İlk iki şarkıda ayağa kalkmayan, eşlik etmeyen neredeyse kimse yoktu. Bu, sadece hit şarkıların gücü değildi; uzun bir aranın ardından duyulan bir sesin yarattığı rahatlamaydı.

Gece boyunca şarkılar hep bir ağızdan söylendi. Ama konseri sıradan bir nostalji gecesinin ötesine taşıyan anlar vardı. Bunlardan biri, sahnede Cem Yılmaz ile birlikte söylenen “Kuzu Kuzu”ydu.

A1-365

Bu an, geçmişe göz kırpan masum bir düet gibi görünse de, aslında kolektif bir hafızanın yeniden canlanmasıydı. Bir kuşağın ortak şarkısı, yıllar sonra yeniden söylenirken salonda sadece şarkı yankılanmıyordu; gülmek, birlikte olmak, aynı yerde durabilmek hissi de dolaşıyordu.

A2-162

Gecenin en ağır ve en anlamlı cümlesi ise kısa bir anda kuruldu. Tarkan, Mabel Matiz için “yanındayız” dedi. Ne uzun bir konuşma yaptı ne de dolambaçlı bir mesaj verdi. Net, sade ve doğrudan. O an salonda yükselen alkış, yalnızca bir sanatçıya değil; söylenen sözün arkasında durma iradesineydi. Popüler kültürün çoğu zaman sessizliği seçtiği bir yerde, Tarkan sahnede durdu ve söz aldı.

A4-47

Bu desteğin bir başka, daha derin anlamıda vardı. Mabel Matiz, Türkiye’de LGBT+ kimliğini açıkça ifade eden ve bu kimliği sanatından ayırmadan var eden az sayıda ana akım sanatçıdan biri. Şarkılarında, kliplerinde ve sahne dilinde heteronormatif kalıpları bilinçli biçimde kırıyor; aşkı, bedeni ve duyguları saklamadan anlatıyor.Tam da bu nedenle yıllardır yalnızca sanatsal üretimiyle değil, kimliğiyle de hedef alınıyor.

Hakkında açılan dava, yalnızca bir şarkı sözü meselesi değil; LGBT+ bir sanatçının ifade alanının daraltılmasına dönük politik bir iklimin parçası olarak okunuyor. Tarkan’ın sahnede söylediği “yanındayız” cümlesi bu yüzden daha da anlamlı: Bu, yalnızca bir meslektaşa değil, kimliği nedeniyle baskı gören bir sanatçıya verilen açık bir destekti. Popüler kültürün merkezinden, açık ve net bir taraf alma hâliydi.

Bu cümlenin ağırlığı, Tarkan’ın geçmişini bilenler için daha da derindi. Çünkü Türkiye’de bir dönem Tarkan, yalnızca şarkılarıyla değil; bedeni, kimliği ve özel hayatı üzerinden de hedef alındı. 1990’ların sonu ve 2000’lerin başında ana akım medya ve siyaset dili, onu ima yoluyla “eşcinsellikle suçladı”, toplumsal cinsiyet normları üzerinden hedef aldı. O günlerde verdiği cevap ise hâlâ berraklığını koruyor: “Benim hayatım kimseyi ilgilendirmez.” Bu söz bir savunma değil, bir sınır çizgisiydi. Merakın, sorgulamanın ve yargının kendisini reddeden bir duruştu.

Yıllar sonra aynı sahnede “yanındayız” demesi, işte bu yüzden basit bir dayanışma mesajı değildi. Kendi geçmişindeki baskıyı inkâr etmeden, başka bir sanatçının yaşadığına sırt dönmeden söylenmiş bir cümleydi. Tarkan’ı o gece bu kadar sevilir kılan da buydu. Sadece şarkı söylemesi değil; sahnede nasıl durduğunu hatırlatması.

O gece binlerce kişi konseri izledi. Ama asıl mesele sayı değildi. Asıl olan, sahnede yalnızca şarkıların değil, hafızanın da dolaşıma girmesiydi. Bir konserden fazlası yaşandı: Bir duruş, bir hatırlatma ve seyirciye fısıldanan o cümle…Yalnız değilsiniz.

Tarkan’ın sekiz konserden oluşan bu özel serisi, 23, 24, 27, 30 ve 31 Ocak’ta Volkswagen Arena’da devam edecek; Görünen o ki bu sahne, yalnızca şarkıların değil; hafızanın ve dayanışmanın da bir buluşma alanı olmayı sürdürecek.