İnsan vücudunda deriden ağız boşluğuna, bağırsaklardan solunum yollarına kadar pek çok bölgede yaşayan mikroorganizmalar, genel sağlık üzerinde önemli rol oynuyor. Bağırsaklardaki yararlı bakterilerin azalması ve zararlı mikroorganizmaların çoğalması ise vücudun doğal dengesini bozabiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, dost bakterilerin önemine dikkat çekerek bu dengenin bozulmasının farklı sağlık sorunlarıyla ilişkili olabileceğini anlattı.

Yoğurt, kefir ve turşu gibi geleneksel gıdaların sık sık gündeme gelmesinin nedenlerinden biri de probiyotiklerin vücut sağlığındaki rolü. Yararlı bakterilerin azalmasıyla ortaya çıkan sorunlar yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı kalmıyor.

İNSAN VÜCUDUNDAKİ MİKROORGANİZMA SAYISI HÜCRELERDEN FAZLA

Vücutta deride, ağızda, bağırsaklarda, solunum yollarında ve vajende yaşayan yaklaşık 100 trilyon mikroorganizma bulunuyor. Bunlar bakteri, mantar ve protozoa olmak üzere üç gruba ayrılıyor ve yaklaşık bin 500 farklı türden oluşuyor.

İnsan dokularını oluşturan hücre sayısının yaklaşık 10 trilyon, mikroorganizma sayısının ise bunun yaklaşık 10 katı olduğu belirtiliyor. Bu tablo, insan vücudunun yalnızca kendi hücrelerinden değil, birlikte yaşadığı mikroorganizmalardan da etkilenen karmaşık bir yapı olduğunu gösteriyor.

ZARARLI BAKTERİLER ARTARSA HANGİ HASTALIKLAR GÖRÜLEBİLİR?

İyi bakterilerin azalması ve zararlı bakterilerin çoğalmasıyla vücuttaki mikroorganizma dengesi bozuluyor. Zararlı bakterilerin salgıladığı toksin ve zehirli maddelerin vücuda girmesiyle koroner kalp hastalığı, şeker hastalığı, kanser, romatizmal hastalıklar ve alerjik hastalıkların ortaya çıkabildiği bilimsel çalışmalarla gösteriliyor.

Aynı sürecin obezite, hipertansiyon ve cinsel fonksiyonlarda olumsuzluklarla da ilişkili olabileceği belirtiliyor. Bu nedenle bağırsaklardaki bakteri dengesinin yalnızca sindirim sistemi açısından değil, genel vücut sağlığı bakımından da önem taşıdığı ifade ediliyor.

KAFKASLAR'IN UZUN VE SAĞLIKLI YAŞAM SIRRI

Prebiyotikler, yararlı bakterilerin canlı ve zinde kalması için gerekli olan sindirilemeyen karbonhidrat türündeki gıda bileşikleri olarak tanımlanıyor. Başka bir ifadeyle prebiyotikler, probiyotiklerin besin kaynağını oluşturuyor.

1912 yılında Rus bilim insanı Metchnikoff, peynir, yoğurt ve kefir gibi süt ürünlerinde bulunan laktik asit yapıcı dost mikroorganizmaların bağırsaktaki zararlı mikroorganizmaların olumsuz etkilerini ortadan kaldırdığını bilimsel olarak ortaya koydu. Bu buluşuyla Nobel Tıp Ödülü'nü kazanan Metchnikoff'un çalışmaları, probiyotiklerin önemini ortaya koyan gelişmeler arasında yer aldı.

Bulgaristan ve Kafkasya'da yaşayan insanların uzun ve sağlıklı yaşamlarının sırrı da probiyotiklerle açıklanıyor.

PROBİYOTİKLERİN SAĞLIĞA FAYDALARI

Probiyotik içeren gıdaların düzenli tüketiminin insan sağlığını olumlu yönde etkilediği belirtiliyor. Probiyotiklerin öne çıkan faydaları şöyle sıralanıyor:

Bağırsakları ve vücudu toksinlerden ve enfeksiyon etkenlerinden korumaya yardımcı oluyor.

Gıdaların sindirilmesini destekliyor.

Obeziteyi önleyen bileşiklerin sentezinde rol oynuyor.

B ve K vitaminlerinin sentezine katkı sağlıyor.

Alerjik ve otoimmün hastalıklardan korunmaya katkıda bulunuyor.

Tip 1 diyabet, Hashimoto tiroidi, romatoit artrit ve astım gibi hastalıklarla ilişkili süreçlerde rol oynuyor.

Antioksidan ve antikanserojen bileşiklerin sentezini sağlıyor.

Kolesterol ve safra asitlerinin emilimini engelliyor.

İshal tedavisine, idrar yolu ve genital enfeksiyonların tedavisine destek oluyor.

Kronik iltihabi bağırsak hastalıklarının önlenmesine yardımcı oluyor.

PROBİYOTİK HANGİ BESİNLERDE BULUNUYOR?

Geleneksel mutfakta probiyotik açısından zengin birçok gıda bulunuyor. Turşu, yoğurt, süzme peynir, boza, kefir, salamura yiyecekler, şarap ve bira mayası doğal probiyotik içeren gıdalar arasında sayılıyor.

Probiyotikler bu doğal gıdaların dışında kapsül, tablet ve toz şeklinde de alınabiliyor. Ancak etkili bir probiyotik takviyesi kullanmak için doktora danışılması gerektiği belirtiliyor.

Uzmanlar, gelişigüzel antibiyotik kullanımının da dost bakterilere zarar verdiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle beslenmede probiyotiklere yer verilmesi ve antibiyotiklerin bilinçsiz kullanılmaması önem taşıyor.

DOĞAL PREBİYOTİK KAYNAKLARI NELER?

Prebiyotikler, dost bakterilerin canlı ve zinde kalabilmesi için gerekli bileşenler arasında yer alıyor. Soğan, sarımsak, pırasa, enginar, bezelye, muz, buğday, yulaf, çavdar, arpa, kuşkonmaz, domates ve soya gibi yiyeceklerde doğal prebiyotik bulunuyor.

Yer elması, hindiba kökü ve enginar, kaliteli bir prebiyotik olarak tanımlanan inülin bakımından zengin gıdalar arasında gösteriliyor. İnülin ayrıca kuşkonmaz, soğan, kuru üzüm ve muzda da bulunuyor.

Yoğun bakım yatak sayısı azaldı: Türkiye OECD ortalamasının gerisinde kaldı
Yoğun bakım yatak sayısı azaldı: Türkiye OECD ortalamasının gerisinde kaldı
İçeriği Görüntüle

İnülinin şeker hastalarında kan şekeri ve insülin düzeyini artırmadığı, iyi bir lif kaynağı olarak kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerin emilimini artırdığı belirtiliyor.

PROBİYOTİKLERİN ÖNEMİ NEDİR?

Probiyotik kelimesi, "yaşam için iyi" anlamına geliyor. "Pro" destek, "biyotik" ise yaşam anlamında kullanılıyor. Probiyotikler, belirli canlı mikroorganizmaları içeren yiyecek, içecek ve katkı maddeleri olarak tanımlanıyor.

Probiyotik bakteriler, zararlı bakterilerin etkilerini engelleyen, çoğalmalarını frenleyen ve bağırsak sağlığı başta olmak üzere genel vücut sağlığı üzerinde olumlu etkileri bulunan mikroorganizmalar olarak öne çıkıyor.

BAĞIRSAKLARDA KORUYUCU TABAKA OLUŞTURUYORLAR

Probiyotikler, dış ortamdan gelen ya da sindirim sırasında ortaya çıkan toksik maddelerin ve iyi sindirilmemiş gıdaların kana geçmesini engelleyen koruyucu bir tabaka oluşturuyor.

Bu koruyucu tabakanın ortadan kalkması durumunda zararlı mikroorganizmalar bağırsakta çoğalıyor ve bağırsak geçirgenliği artıyor. Bu nedenle bağırsaklardaki yararlı bakteri dengesinin korunması, genel vücut sağlığı açısından önem taşıyor.