Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Halk TV’ye dayanışma ziyareti sırasında ANKA Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Halk TV çalışanları ve yöneticileriyle görüşmek istediklerini ancak polis tarafından binaya girişlerine izin verilmediğini belirten Aslan, şunları söyledi:
“Şimdi tabii kayyım içeride, Halk TV’ye el koymuş durumdalar. Dolayısıyla biz burada Halk TV ile dayanışmaya geldik. Çalışanlarla dayanışmaya geldik ve onların sesini kamuoyuna duyurmaya geldik. Ama burada kanun, hukuk işlemediği için Anayasa işlemediği için keyfi bir biçimde içeriye girmemiz engelleniyor. Burada çalışanlarla, buradaki yöneticilerle görüşmemiz engelleniyor. ‘Niye engelliyorsunuz?’ diye soruyoruz. ‘Niye içeriye giremiyoruz?’ diye soruyoruz. ‘Talimat bekliyoruz.’ Kimden talimat bekliyorsunuz? Saraydan mı talimat bekliyorsunuz? İçişleri Bakanı’ndan mı talimat bekliyorsunuz? Emniyet Genel Müdürü’nden mi talimat bekliyorsunuz? Bunların cevapları da yok. Yani ‘Talimat bekliyoruz.’ Kimden talimat?
Bu ülkenin kanunları var. Herkes bu kanunları uygulamakla yükümlü. Bunlara uymakla yükümlü. Her memurun kendisine göre bir yasası olamaz. Her emniyet görevlisinin kendisine göre bir yasası olamaz. Valinin, kaymakamın kendisine göre bir yasası olamaz. Bunlara itiraz ediyoruz. Bunlara isyan ediyoruz.
Şimdi burada yani kayyım atanmış bir televizyonun çalışanları dayanışma beklerken, buradaki yöneticiler dayanışma beklerken, onlar yalnız olmadıklarını görmeleri gerekirken gördüğünüz gibi emniyet güçleri, polis ablukasında siyasi partilerin girişini engelliyorlar. Gazetecilerin girişini engelliyorlar. Bu tutumu kınadığımızı, bunun karşısında mücadele edeceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz."
"HUKUKSUZLUKLAR KARŞISINDA YAPACAĞIMIZ ŞEY MÜCADELE ETMEKTİR"
Türkiye’nin birikmiş sorunları bulunduğunu söyleyen Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kadınlar sokakta can güvenlikleri olmadığı için gezemiyorlar. Öğrenciler eğitim hakkından uzaklaşıyor. Üreticiler ürünlerini satamıyorlar. Yollara döküyorlar, derelere döküyorlar, dalında bırakıyorlar. Şimdi buradan içeriye girmemiz engelleniyor. Zaten Anayasa bütünüyle bugün ve geçmiş günlerde de olduğu gibi askıya alınmış durumda. Yani bugün bir Anayasa'nın varlığı, anayasanın olduğu anlamına gelmiyor. Kanunların varlığı, kanunların olduğu anlamına gelmiyor. Bu hukuksuzluklar karşısında yapacağımız tek şey buna karşı mücadele etmektir. Haklarımıza, özgürlüklerimize sahip çıkmaktır. Gazetelerin kapatılmasına, belediyelere kayyım atanmasına, televizyonlara, gazetelere kayyım atanmasına karşı çıkmaktır."




