CHP Sözcüsü Müslim Sarı, partisinin Diyarbakır İl Başkanlığı’nda düzenlediği açıklamada “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sarı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin sürecin içerisinde yer alması gerektiğini belirterek, CHP’nin katkı sunmadığı ve çözümün parçası olmadığı herhangi bir çözümün mümkün olmadığını savundu.
Diyarbakır’a her gelişinde kentteki insanların politik duruşundan etkilendiğini ifade eden Sarı, siyasetin giderek içinin boşaldığını ve azaldığını söyledi. CHP’nin parti içindeki ayrışmaların ardından yoluna devam ettiğini belirten Sarı, partinin 103 yıllık geçmişine ve kurucu rolüne dikkat çekti.
Sarı, Türkiye’nin geçmişten gelen köklü sorunlarının çözümünde CHP’nin rol üstlenmesi gerektiğini belirterek, “CHP'nin içinde olmadığı, CHP'nin katkı sunmadığı, çözümün bir parçası olmadığı hiçbir çözüm bu ülkede mümkün değildir” dedi. Sarı, eşit yurttaşların birlikte yaşadığı bir düzen için Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında kurucu iradenin sürecin içerisinde olması gerektiğini ifade etti.
“BU SÜRECİ SAHİPLENİYORUZ”
“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmesinde Sarı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenlik bürokrasisinin, iktidarın, muhalefetin ve toplumsal konsensüsün ilk kez bu ölçüde bir araya geldiği bir siyasi konjonktür oluştuğunu söyledi.
Bu siyasi konjonktürü önemsediklerini belirten Sarı, CHP olarak süreci başından beri sahiplendiklerini ifade etti. Sorunun kamuoyundan kaçırılmadan parlamento zemininde tartışılması gerektiğini belirten Sarı, çözüm önerilerinin vatandaşların ikna edilmesiyle ele alınmasını istedi.
Sarı, yüzde 100 konsensüsün mümkün olmayabileceğini ancak toplumun büyük bölümünün kabul edeceği bir zeminin oluşturulmasının önemli olduğunu söyledi.
“SADECE SİLAHLARIN BIRAKILMASI YETERLİ DEĞİL”
Sürecin yalnızca güvenlik ekseninden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Sarı, silahların bırakılmasının önemli olduğunu ancak bunun tek başına yeterli olmadığını savundu.
Sarı, “Bu süreci destekliyoruz. Bu süreci çok önemsiyoruz. Ama bu sürecin kalıcılaşması açısından sadece silahların bırakılmasının yeterli olmadığını, bunun sadece bir başlangıç olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Sorunun çok boyutlu olduğunu ifade eden Sarı, CHP’ye de bu süreçte önemli görevler düştüğünü belirtti. Silahların sustuğu ve çatışma ortamının bulunmadığı bir zeminde sorunların daha kapsamlı biçimde ele alınabileceğini söyleyen Sarı, CHP’nin bu zemini gördüğünü ve tarihsel bir sorumluluk üstlenmeye hazır olduğunu ifade etti.
Sarı, “Yeniden bir kere daha Cumhuriyet diyeceğiz. Bir kere daha CHP diyeceğiz” ifadelerini kullandı.
“2027 YILINDA SEÇİM GERÇEKLEŞECEK”
CHP milletvekilleriyle hafta sonunda Abant’ta düzenledikleri kampta partinin yol haritasını ele aldıklarını belirten Sarı, vatandaşların ekonomik ve sosyal sorunlarını merkeze alan bir çalışma yürüteceklerini söyledi.
Türkiye’nin önünde bir seçim bulunduğunu belirten Sarı, seçimin 2027 yılında gerçekleşeceğini düşündüklerini ifade etti. CHP’nin bugünden itibaren seçim gündemine uygun ve vatandaşların sorunlarını merkeze alan bir çalışma yürüteceğini söyledi.
Diyarbakır il örgütünün bölgesel etkisine de değinen Sarı, sürecin ortak akılla yürütüleceğini belirtti. Sarı, CHP’nin Kürtlerle birlikte büyüyeceğini ve Türkiye’nin de kendi Kürtleriyle büyümesi gerektiğini savundu.
CHP’nin etkisinin Doğu’dan yeniden yükseleceğine inandığını belirten Sarı, bunun birlikte gerçekleştirileceğini söyledi.
“KÜRTLERLE ARAMIZDA BİR KÜSKÜNLÜK YOK”
CHP’nin geçmişte milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin tavrı hatırlatılarak Kürtlerle nasıl barışacağı sorulan Sarı, Kürtlerle aralarında bir küskünlük olmadığını söyledi.
Geçmişten kaynaklanan bazı sorunların bulunabileceğini belirten Sarı, birbirlerini anlamak için daha fazla konuşmaya ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Sarı, içinde bulunulan zeminde CHP’ye önemli görevler düştüğünü belirterek, sürecin yalnızca devlet politikaları, devletin bekası ve Kürtler arasındaki bir ilişki olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
“Terörsüz Türkiye” sürecini bir Cumhur İttifakı projesi olarak görmediğini belirten Sarı, konu siyaset üstü olarak değerlendiriliyorsa siyasetin de bu konuda rol üstlenmesi gerektiğini savundu.
“SAYIN KILIÇDAROĞLU DİYARBAKIR’A GELECEK”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki günlerde Diyarbakır’a geleceğini belirten Sarı, burada bir haftaya yayılan toplantı ve etkinliklerin düzenlenebileceğini söyledi.
Koşulların hem sorunun çözümü hem Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası hem de CHP’nin sürecin önemli bir parçası olması açısından uygun olduğunu ifade eden Sarı, CHP’nin bu fırsatı değerlendirememesi halinde bunun kendi sorumlulukları olacağını söyledi.
Partinin bundan sonraki süreçte konuya daha fazla eğileceğini belirten Sarı, Diyarbakır’a daha fazla gidip geleceklerini, karşılıklı konuşarak yanlış anlamaları düzeltmek için çalışacaklarını ifade etti.
Sarı, “Bu bölge halkının CHP'ye ihtiyacı var, CHP'nin bu bölge halkına ihtiyacı var” dedi.
FON KRİZİNE İLİŞKİN AÇIKLAMALAR
Sarı, kendisine yöneltilen fon krizine ilişkin soruyu da yanıtladı. Yaşananları “tarihi bir yolsuzluk” olarak nitelendiren Sarı, olayın boyutunun henüz tam olarak bilinmediğini söyledi.
Sarı, 131 fonun kapatıldığı gün bunların piyasa değerinin 821 milyar lira, başka bir ifadeyle yaklaşık 17-18 milyar dolar olduğunu belirtti. El konulan mal varlıklarının yatırımcıların zararlarını karşılamaya yetmeyeceğini düşündüğünü söyleyen Sarı, fonların nasıl tasfiye edileceğinin ve sürecin siyasi sonuçlarının henüz belli olmadığını ifade etti.
Sarı, 12 kişinin bir araya gelerek bir fon oluşturduğunu ve daha sonra bu fonun hisse senetlerini alıp satmaya başladığını öne sürdü. Bazı hisselerin değerlerinin yüzde 10 bin ve yüzde 20 bin oranlarında artırıldığını savunan Sarı, bu değerlerin kağıt üzerinde kaldığını, ardından söz konusu varlıkların paraya çevrilmesi amacıyla fonun halka açılmak istendiğini söyledi.
Sarı, bunun için SPK’den izin alınması gerektiğini ancak izin alınmadığını ileri sürdü. İnsanların fonun değerindeki artışı görerek yatırım yaptığını ve bu süreçte fon sahiplerinin hisselerini sattığını iddia etti.
“MÜDAHALE EDEMEMİŞSE DE ETMEMİŞSE DE İSTİFA ETMESİ LAZIM”
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yaklaşık 11 ay önce manipülasyonlara ilişkin açıklama yaptığını ancak müdahalede bulunulmadığını savunan Sarı, bakanın müdahale edememesi halinde bunun nedenini ve kimlerin engel olduğunu sorguladı.
Sarı, “Bakan buna müdahale edemiyorsa bunu kim engellemiş? Hangi siyasi yapılar engellemiş? Buna kim göz yummuş?” diye sordu.
Sarı, Mehmet Şimşek’in müdahale edememiş olması halinde istifa etmesi gerektiğini, müdahale etmemiş olması halinde de istifa etmesi gerektiğini söyledi.
SPK’nin uyguladığı cezanın yaklaşık 4 milyon 400 bin lira olduğunu belirten Sarı, kurumların 11 ay boyunca duruma müdahale etmediğini savundu. Yaşananları “kurumsal çürümüşlük” olarak nitelendiren Sarı, olayın 1999 sonu ve 2000 başındaki bankacılık yolsuzluklarının ardından en büyük yolsuzluk olduğunu öne sürdü.
“HANGİ PARTİDEN OLURSA OLSUN ÜZERİNE GİDECEĞİZ”
Sarı, fon kriziyle ilgili TBMM’ye araştırma önergesi verdiklerini ve Meclis’in 1 Ekim’de açılmasıyla konunun gündeme geleceğini söyledi.
Siyasi sorumluluğun hangi partide olduğuna bakılmaksızın konunun üzerine gideceklerini belirten Sarı, CHP’nin de bu kapsamda bir heyet oluşturduğunu açıkladı.
Heyette uluslararası fon uzmanlarının da bulunduğunu belirten Sarı, sürecin finansal ve teknik boyutlarının araştırıldığını söyledi.
Sarı, fon krizinin ilerleyen günlerde yeni boyutlarının ortaya çıkacağını ve siyasi bağlantıların da gündeme gelebileceğini savundu.
“AMACIMIZ CHP’Yİ TEK BAŞINA İKTİDARA GETİRMEK”
Seçim ittifakı yapıp yapmayacakları yönündeki soruyu da yanıtlayan Sarı, siyasal partilerin mevcut sistemde seçim dönemlerinde ittifak yapma durumunda kalabildiğini söyledi.
Sarı, bunun baştan kurulmuş bir koalisyon değil, seçim ittifakı olduğunu belirterek her partinin kendi ideolojisini, politikasını ve siyasetini topluma anlatmak için çalıştığını ifade etti.
CHP’nin kendi başına iktidara gelmesini amaçladıklarını söyleyen Sarı, seçim yaklaştığında oy oranlarına ve siyasi güçlerine bakacaklarını belirtti. Kendi başlarına yüzde 50 artı 1’e ulaşamayacaklarını düşünmeleri halinde iş birliği yapabileceklerini söyledi.
Sarı, olası ittifakların hangi partiyle yapılacağının bugünden belirlenemeyeceğini, kendi ilkeleri ve politikalarıyla örtüşen partilerle seçim döneminde değerlendirme yapılacağını ifade etti.





