Özelleştirme rekortmeni AKP’nin yeni hedefi paha biçilemez Boğaz köprüleri ve otoyollar. Erdoğan imzasıyla yayımlanan kararla otoyollar da özelleştirme programına alınırken çok sayıda varlığın sermayeye devredilmesinin önü açıldı. Birgün'den Mustafa Bildircin'in haberine göre; Cumhuriyet’in birikimlerinin bir bir satıldığı AKP döneminde varlık satışından elde edilen gelir 65 milyar doları aştı. Kâr eden varlıklar ‘vitrine’ çıkarıldı. Yurttaş özelleştirmelerin yarattığı zamlar, artan faturalar ve geçiş ücretleriyle karşı karşıya.
AKP’nin hoyrat özelleştirme politikaları nedeniyle halkın birikimiyle oluşan varlıklar adeta yerle bir oldu. Kamu varlıklarının bir bir satıldığı AKP devrinde sıra Boğaz köprülerine kadar geldi.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla dün Resmi Gazete’de yayımlanan kararda, Niğde-Pozantı Otoyolu, Gaziantep Çevre Otoyolu ve Bursa Çevre Otoyolu’nun Çağlayan Kavşağı-Yenişehir Kavşağı arasındaki bölümünün özelleştirme programına alındı.
Kararda öte yandan, 2010 yılında özelleştirme programına alınan köprü ve otoyollara da atıf yapıldı.
2031’E DEK TAMAMLANACAK
5 Eylül 2026 tarihli karar ile 2010 yılında programa alınan Edirne-İstanbul-Ankara, Pozantı-Tarsus-Mersin, Tarsus-Adana-Gaziantep, Toprakkale-İskenderun Otoyolları ile Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin de özelleştirilmesinin önü açıldı.
Kararda, köprü ve otoyolların bir bütün halinde veya ayrı ayrı gruplar halinde işletme hakkının verilmesi, kiralama, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi, gelir ortaklığı hakkı ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruf yöntemlerinden biri ya da birkaçının birlikte uygulanacağı kaydedildi. Özelleştirme süreçlerinin 2031 yılına kadar tamamlanmasının hedeflendiği ve özelleştirme süresinin 30 yıl olacağı bildirildi.
BU VARLIKLAR YURTTAŞA AİT
YENİ Parti milletvekilleri Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu ve Deniz Yavuzyılmaz, özelleştirme kararına tepki gösterdi. BirGün’e konuşan milletvekilleri, kamu varlıklarının iktidarın değil, yurttaşın olduğunun altını çizdi.
YENİ Partili Bakırlıoğlu, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde devletin artan mali ihtiyaçlarının, “İltizam” yöntemiyle karşılanmaya çalışıldığını anımsatarak, “Tarih tekerrür ediyor” dedi. Osmanlı’da devlet gelirlerinin belirli bir bedel karşılığında kişilere devredildiğini ve “Gelecekte elde edilecek gelirlerin önceden harcandığını” vurgulayan Bakırlıoğlu, şunları söyledi:
“Bugün yapılanlara baktığımızda insan ister istemez aynı anlayışın izlerini görüyor. Boğaz köprüleri, otoyollar ve kamuya ait gelir getirici varlıklar uzun yıllar boyunca özel şirketlere devrediliyor. Devletin ve dolayısıyla milletin gelecekte elde edeceği gelirler, bugünün bütçe açığını kapatmak uğruna elden çıkarılıyor. İsimler, yöntemler ve dönemler değişiyor ama anlayış değişmiyor: Sarayın ve iktidarın artan harcamalarını karşılamak için milletin ortak varlıkları satılıyor. Bu ülkenin köprüleri, otoyolları ve bütün kamu varlıkları iktidarların değil, milletindir. Milletin malı, günü kurtarmak için satılamaz.”
DERHAL VAZGEÇİN!
Yavuzyılmaz ise özelleştirme kararını, “Türkiye’nin geleceğini satmak” olarak nitelendirdi. Köprü ve otoyollarının maliyetinin, vatandaşın vergileri ile karşılandığını söyleyen YENİ Partili Deniz Yavuzyılmaz, “Bu yolları özelleştirmeyle işletecek olan şirketler 30 yıl boyunca araç geçiş ücretlerine zam üstüne zam yapacaklar. Derhal bu özelleştirme kararından vazgeçin” ifadelerini kullandı.
KÂR EDEN VARLIKLAR SATIŞTA
Özelleştirme kapsamına alınan sekiz otoyol ve iki boğaz köprüsünün devlete 2025 yılında sağladığı toplam kazanç, 600 milyon dolar ile ifade ediliyor. Toplam sekiz otoyol ve iki köprünün özelleştirilmesi ile 30 yılda sermayeye sağlayacağı kazanç ise güncel kurla 871 milyar 920 milyon TL olarak hesaplanıyor.
GARANTİ BATAĞI
Karayolu ve köprü müteahhitlerine verilen ölçüsüz geçiş garantileri, bütçeyi çıkmaz yola sokuyor. Karayolları Genel Müdürlüğü bütçesinden müteahhitlere, 49,6 milyar TL’si 2026’nın ilk yarısında olmak üzere, Ocak 2018-Haziran 2026 döneminde toplam 370,4 milyar TL aktarıldığı görülüyor.
‘İŞLETME DEVRİ’ KILIFI HAZIR
Özelleştirme kararını kılıfına uyduran rejimden ilk açıklama, Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan geldi. Bakanlık, Cumhurbaşkanı kararı ile ilgili "Satış değil, işletme hakkı devri" açıklaması yaptı. Bakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işletilen ve özelleştirme kapsam ve programında bulunan otoyol ve köprülere yönelik teknik, hukuki ve mali hazırlık çalışmaları; ilgili kurumlarla koordinasyon içinde, mevzuata uygun ve şeffaf biçimde sürdürülmektedir" iddiası yer aldı.
Sürecin şeffaf yürütüldüğü iddia edilse de halk, özelleştirme hazırlıklarını basına yansıyan haberlerle öğrendi. Düne dek iddia düzeyinde kalan ve iktidarın yorum yapmaktan kaçındığı özelleştirmeye ilişkin aylarca sürdürülen görüşmelere ilişkin de "Rutin danışmanlık alımı" denmişti.
Kamu varlıklarının özelleştirilmesinde "işletme hakkı devri" yöntemini sıkça kullanan iktidar, "Yürütülen bu rutin hazırlık çalışmaları kamu varlıklarının satışını değil, mülkiyetin Devlette kalması kaydıyla işletme hakkının belirli bir süre için devredilmesini esas alan bir modelin değerlendirilmesine yöneliktir. Bu modelde öncelik gelir elde etmek değil; otoyollarda hizmet kalitesini yükseltmek, bakım ve yatırımları hızlandırmak ve işletme verimliliğini artırmaktır" açıklaması yaptı.
BAKANLIKTAN KÂR İTİRAFI
Bakanlık, otoyolların yıllık 600 milyon dolar kâr ettiği ve 30 yılda 18 milyar dolara ulaşacağı iddialarını "yanıltıcı" bularak şu ifadeleri kullandı: "Kamuoyunda otoyolların yıllık 600 milyon dolar kâr ettiği ve 30 yıllık toplam kârın 18 milyar dolara ulaştığı yönünde eksik ve yanıltıcı değerlendirmeler bulunmaktadır. Oysa 600 milyon dolar kâr değil, gelirdir. Bu tutarın yaklaşık 300 milyon doları bakım ve onarım giderleriyle yatırım harcamaları, ayrıca önemli tutarda yatırım ve yenileme harcamaları ile personel ve işletme giderlerinden oluşmaktadır. Sürecin tüm aşamaları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından ilgili mevzuat çerçevesinde, şeffaflık, rekabet ve hesap verebilirlik esas alınarak yürütülmektedir."
EMEĞİN BİRİKİMİ YOK EDİLDİ
Atatürk’ün mirası olan Atatürk Orman Çiftliği ve Sümer Holding dahil, Cumhuriyet’in ilk yıllarında büyük emeklerle oluşturulan çok sayıda kurum hoyrat özelleştirme politikalarından zarar gördü. AKP döneminde hız kazanan özelleştirmelerin ardından Sümer Holding, 2025 yılı itibarıyla bitme noktasına geldi. Arazisinin büyük bölümünü tahsisler nedeniyle kaybeden Atatürk Orman Çiftliği’nin ise mali dengesi bozuldu.
Türkiye’nin, 1986-2003 döneminde 8 milyar 239 milyon 767 bin dolar olan özelleştirme geliri, AKP hükümetleri dönemini kapsayan 2003-2026 döneminde 65 milyar 447 milyon 472 bin dolara fırladı. Kamu varlıklarının haraç mezat elden çıkarılması ile elde edilen özelleştirme gelirinin Türk Lirası karşılığı ise kayıtlara, 212 milyar 584 milyon 394 bin TL olarak geçti.
Köprü ve otoyollara yönelik 5 Eylül tarihli özelleştirme kararının ardından gözler, AKP dönemindeki özelleştirmelere de çevrildi. AKP hükümetleri döneminde en temel alanlarda özelleştirmelere imza atıldı. AKP döneminde imza atılan bazı özelleştirmeler şöyle:
SÜMERBANK: 11 Temmuz 1993’te Sümerbank adıyla kurulan Sümer Holding, Eylül 1987’de özelleştirme ajandasına yazıldı. Kurumun özelleştirilmesi yönündeki adımı ise AKP attı. Holdingin özelleştirilmesi kapsamında 2003-2026 yılları arasında 23 işletme, 16 mağaza, 335 bayi satılarak ya da kapatılarak kuruluş bünyesinden ayrıldı.
ELEKTRİK DAĞITIMI: Elektrik dağıtımının 2013 yılında 21 bölgeye bölünerek özelleştirilmesi, biriken borçları ve altyapı eksikliklerini beraberinde getirdi. Yurttaş fahiş enerji giderleri ve altyapı eksiklikleri ile baş başa bırakılırken elektrik dağıtım şirketleri, kamu kaynaklarından aktarılan ödemeler ile kasalarını doldurdu. Sokak ve caddelerin aydınlatılması için kamu bütçesinden elektrik dağıtım şirketlerine her yıl milyarlarca lira aktarıldı.
ŞEKER ERİDİ: Cumhuriyet tarihindeki tüm özelleştirmeleri geride bırakacak satış kararlarına imza atan AKP, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi işleminde de kamuyu büyük zarara uğrattı. Satılan 14 şeker fabrikasının 13’ü, bilinen satış fiyatlarından 2 milyar 382 milyon TL daha düşük bir bedelle satıldı.
ASRIN PEŞKEŞİ: Türk Telekom, 23 Ekim 1840 tarihinde kurulan PTT bünyesindeki telekomünikasyon ve posta hizmetlerinin ayrılmasıyla 1955 yılında kuruldu. Hemen her siyasi iktidarın özelleştirme ajandasında olan Türk Telekom, 2005 yılında AKP iktidarınca özelleştirildi. Türk Telekom’un özelleştirilmesi kamuoyunda tepki çekerken yaşananlar, “Asrın peşkeşi” olarak değerlendirildi.
2005’te özelleştirilen Türk Telekom kötü yönetim nedeniyle uçurumun kenarına sürüklendi. Türkiye Varlık Fonu, şirketin çoğunluk hisselerini Mart 2022’de aldı. 2024 itibarıyla borca saplanan kurumun kaderi adeta bankaların eline terk edildi.
SATILACAK NE KALDI?
Kamuya ait paha biçilemez varlıklardan Boğaz köprüleri, ekonomik kıymetlerinin yanı sıra stratejik olarak da ciddi öneme sahip. Boğaziçi ve FSM köprüleri, İstanbul trafiğini taşımakla birlikte ülkenin Avrupa ve Asya arasındaki en kritik kara bağlantıları arasında yer alıyor. Milyonlarca yurttaşın günlük ulaşımında kullanılan köprüler, İstanbul’daki ticaret, lojistik ve ekonomik hareketliliğin de temel damarlarından biri niteliğinde. Alternatifleri sınırlı olan ve sürekli gelir üreten bu stratejik kamu altyapılarının özelleştirilmesiyle kamunun elde edeceği milyarlarca liralık gelir de sermayeye devredilecek.
SERMAYE KÖPRÜ SIRASINA GİRDİ
Köprüler için daha önce Güney Koreli ve Çinli bazı firmalar, İspanya’dan yatırımcılar, Fransa’dan altyapı yatırım şirketi Meridiam SAS’ın talip olduğu haberleri medyaya yansımıştı. İddialara göre kamu ihalelerinin tanıdık isimlerinden IC İçtaş, Limak, Kalyon, Cengiz Holding, Makyol’un da ihaleye girebilecek yabancı şirketlerle konsorsiyum hazırlıklarında olduğu ifade edilmişti.
KAMUNUN TESİSLERİ ÖZELİN OLDU
AKP iktidarı döneminde kamunun elindeki otel, tatil köyü ve sosyal tesislerden bazıları ve düşük satış bedelleri ile sermaye gruplarının eline bırakıldı. Kamu varlıklarını yok pahasına satan siyasi iktidar, kamunun elindeki otel, tatil köyü ve sosyal tesisleri de sermayenin kucağına bıraktı. 2005-2025 döneminde 12 değerli sosyal tesisin özel sektöre satışı gerçekleşti. Satışlardan toplam, 1 milyar 20 milyon 695 bin TL’lik kazanç sağlandı.
AKP döneminde satılan kamunun elindeki otel, tatil köyü ve sosyal tesislerden bazıları ve satış bedelleri, kayıtlara şöyle yansıdı:
Foça Tatil Köyü: 131 milyon TL
Çelik Palas Oteli: 45 milyon 796 bin TL
TEKEL Bodrum Sosyal Tesisi: 2 milyon 627 bin TL
Büyük Efes Oteli: 158 milyon 788 bin TL
Büyük Ankara Oteli: 48 milyon 685 bin TL
İstanbul Hilton Oteli: 347 milyon 914 bin TL
GİŞELER YIKILACAK
Özelleştirme kararına tepkiler peş peşe geldi.
YENİ Parti Lideri Özgür Özel: Altın yumurtlayan tavuğu kesiyorlar. YENİ Parti iktidarında o otobanlardaki gişelerin hepsini yıkacağız. Millete bedava olacak. Devletin otobanları derhal tekrar geri alınacak ve ücretsiz olacak. O ihanet anlaşmalarını yırtıp atacağız, bütün otobanları milletin yapacağız.
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar: Ulaşım temel bir kamu hizmetidir. Kamu kaynakları ve halkın vergileriyle yaratılan bu varlıklar özel şirketlerin kâr alanı haline getirilemez.
SOL Parti: Halkın vergileriyle yapılan, bu ülkenin emekçilerinin dişinden tırnağından artırarak kurduğu kamu varlıkları, bir kez daha sermayeye peşkeş çekilmek isteniyor. Türkiye bugün tek adam rejiminin yarattığı güvensizlik, kuralsızlık, belirsizlik ve keyfilik ikliminde tarihinin en derin krizlerinden birini yaşamaktadır. Ülkenin tüm kamu birikimleri talan edilmiş, halkın ortak serveti yabancı ve yerli rant çevrelerine sunulmuştur. İçinde bulunduğumuz derin ekonomik krizden bu piyasa düzeni sürdürülerek, sermayenin çıkarları korunarak çıkılması asla mümkün değildir. Bu yağma ve talan düzenini temsil eden tek adam rejimine karşı emeğe, ülkenin geleceğine ve kamusal varlıklarına sahip çıkmak toplumun tüm kesimleri ile vereceğimiz omuz omuza, birlikte mücadelemizden geçiyor.
TİP: Geçen 25 yılda memleketin madenlerini, yollarını, ormanlarını ve tüm kaynaklarını patronlara peşkeş çeken iktidarın halktan kaçırdığı ne varsa geri alacağız. Özelleştirme ihanettir, kamulaştıracağız!
TKP: Halkımıza ait ne varsa haraç mezat elden çıkaran AKP’nin, adına özelleştirme dediği soygun sicili kabarmaya devam ediyor. Bu düpedüz hortumculuktur! Maliyeti işçi sınıfının ve emekçilerin cebinden ödenmiş bu stratejik yolları sermayeye devretmek, iktidarın kendi yarattığı ekonomik enkazın faturasını yine halka ödetmesi anlamına gelmektedir. Stratejik altyapı tesisleri, köprüler ve otoyollar halkımızındır. Bugüne dek peşkeş çekilen tüm stratejik enerji üretim ve dağıtım ağları, telekomünikasyon altyapısı, madenler, limanlar, fabrikalar ve otoyollar derhal devletleştirilmelidir.