Kadıköy Rıhtım’daki sahil hattında uzun süredir yeşil alan olarak kullanılan dolgu alana yapılması planlanan cami projesiyle ilgili yargı sürecinde yeni bir gelişme yaşandı. Daha önce yerel mahkeme tarafından iptal edilen proje, istinaf mahkemesinin kararıyla yeniden geçerlilik kazandı.

İSTİNAF MAHKEMESİ İPTAL KARARINI BOZDU

Kadıköy Belediyesi’nin açtığı dava sonucunda 2024 yılında yerel mahkeme, bilirkişi raporlarını esas alarak cami projesini iptal etmişti. Ancak İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi, 15 Aralık 2025 tarihli kararıyla bu iptal kararını bozdu ve davanın reddine hükmetti.

MİMARLAR ODASI’NDAN SERT TEPKİ

AKOM’dan İstanbul’a haftalık hava uyarısı
AKOM’dan İstanbul’a haftalık hava uyarısı
İçeriği Görüntüle

Karara ilişkin değerlendirme yapan Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, mahkemenin bilimsel ve teknik uyarıları göz ardı ettiğini savundu. Oda tarafından yapılan açıklamada, dava sürecinde hazırlanan bilirkişi raporlarının, projenin Kadıköy’e vereceği olası zararları açık biçimde ortaya koyduğu belirtildi.

Açıklamada, cami projesinin kentin simgelerinden olan koy ve Haydarpaşa Garı ile görsel ilişki kurmadığı, Anadolu Yakası kent silueti üzerindeki etkilerinin yeterince değerlendirilmediği ifade edildi.

“BİLİMSEL UYARILAR GÖZ ARDI EDİLDİ”

Mimarlar Odası, bölge idare mahkemesinin bilirkişi raporlarında yer alan kritik uyarıları, cami yapılarının Kıyı Kanunu’ndaki yükseklik sınırından muaf tutulması gibi usule dayalı gerekçelerle geçersiz kıldığını savundu. Açıklamada, kentin fiziksel gerçekliği, ulaşım ve altyapı sorunları yerine planların idari kesinliğinin esas alındığı belirtildi.

Oda açıklamasında, “Bilimin ‘Burada bu ölçekte bir yapı yapılamaz’ dediği noktada, yargı ‘Plan kesinleştiyse yapı yapılabilir’ yaklaşımıyla kentsel yağmanın önünü açmıştır” ifadelerine yer verildi. Mimarlar Odası, karara karşı Danıştay’a başvuracaklarını ve Kadıköy Rıhtım alanını savunmayı sürdüreceklerini duyurdu.

YAKIN ÇEVREDE CAMİ YOĞUNLUĞU DİKKAT ÇEKİLMİŞTİ

Projeyi daha önce iptal eden İstanbul 3. İdare Mahkemesi de bilirkişi raporundaki tespitlere dikkat çekmişti. Raporda, proje alanının yürüme mesafesinde çok sayıda cami bulunduğu; Sultan 3. Mustafa İskele Camisi’nin 400 metre, Osman Ağa, Kethüda Çarşı ve Cafer Ağa camilerinin ise yaklaşık 500 metre mesafede yer aldığına vurgu yapılmıştı. Buna karşın insan ve araç trafiğine yönelik kapsamlı bir analiz yapılmadığı belirtilmişti.

OTOPARK VE YEŞİL ALAN UYARISI

Bilirkişi raporunda ayrıca camiyle birlikte planlanan yer altı otoparkının, üzerinde tescilli ağaçların bulunduğu koruma alanıyla çakıştığına dikkat çekildi. Bu durumun, alanın yaya odaklı kullanımından uzaklaşarak taşıt ağırlıklı bir yapıya dönüşmesine yol açabileceği ifade edildi.

SİLÜET VURGUSU

Kent silueti üzerindeki etkiler de raporda önemli bir başlık olarak öne çıktı. Raporda, cami projesinin karşı kıyıdaki tarihi yarımada ve anıtsal yapılarla oluşturacağı görsel etkileşimin değerlendirilmediği, projenin yalnızca en yakın sit alanıyla sınırlı ele alındığı belirtildi. Bütüncül bir kent perspektifinin eksik olduğu vurgulandı.