Güncel

Deniz Göktaş’ın esprisi yeniden gündem oldu: Celal Şengör’den Anna Karenina açıklaması

Komedyen Deniz Göktaş'ın büyük ilgi gören stand-up gösterisinde gündeme taşıdığı "Anna Karenina" esprisi, gazeteci Altaylı'nın programında yeniden konuşuldu. Programa konuk olan Şengör, Rus edebiyatının ünlü karakteri hakkında daha önce kullandığı ifadelerin arkasında olduğunu söyledi.

Fatih Altaylı'nın Youtube kanalında yayınlanan ‘Teke Tek Bilim’ programının bugünkü konuğu Prof. Dr. Celal Şengör’dü. Program sırasında Şengör'e Deniz Göktaş'ın gösterisinde yer verdiği "Anna Karenina" şakasını hatırlatarak, "Sen hakikaten Anna Karenina'ya o kelimeyi dedin mi?" diye sordu. Bunun üzerine Şengör, "Ben şahsen senin yanında demedim ama dedim. Öyle çünkü." yanıtını verdi.

Loading...

Şengör, Lev Tolstoy'un eserleriyle ilgili değerlendirmesinde ise "Tolstoy'un iki romanını okudum. Harp ve Sulh şahaneydi. Anna Karenina'yı okudum, karının yaptıklarından midem bulandı. Kocasına ihanet edip bir subayla yatan bir kadına başka ne dersin?" ifadelerini kullandı. Ünlü jeolog, romanın başkahramanına yönelik görüşlerinde herhangi bir değişiklik olmadığını dile getirdi.

Deniz Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde, Celal Şengör'ün daha önce yaptığı bu yorum mizahi bir dille ele alınmış, gösterinin sosyal medyada geniş yankı uyandırmasının ardından konu yeniden gündeme gelmişti.

Programda Fatih Altaylı ve Celal Şengör arasındaki diyalog şu şekilde gerçekleşti:

Altaylı: Ya geçen gün, gül gül gül gül öldüm. Bir stand-upçı seninle benden bahsediyor. Dalga geçiyor bizimle. Neyse dalga geçiyor. Mühim değil dalga geçmesi. Ağzına sağlık. İyi yapmış bizi dalga geçerek. Bak biz herkese bir şey söylerken iyi de onlar bize söyleyince mi kötü? Sadece bir şey mi? Ben onu hatırlayamadım. Sen hakikaten Anna Karenina'ya tırnak içinde “…” bu dedin mi?

Şengör: Dedim.

Altaylı: Yok, benim yanımda demedim.

Şengör: Hayır, senin yanında demedim ama dedim. Öyle çünkü. Allah Allah! Yani kocasına ihanet edip... bir subayla yatan... Bir kadına başka ne dersin ya, çocuklarını bilmem ne…

Altaylı: Sana ne birisinin özel hayatından? Bir roman kahramanında sövmek sana mı kaldı?

Şengör: Ya ben Tolstoy'un iki romanını okudum. Bir tanesi... Harp ve sunu. Harp ve sunu. Şahaneydi. Muhteşemdi yani. Çok güzeldi.

Altaylı: Orada Napolyon savaşlarını öğreniyorsun, bilmem ne öğreniyorsun. Bu kadar bir kitap.

Şengör: Ondan sonra anne kareninle iyi okudum, midem bulandı ya.

Altaylı: Niye?

Şengör: Karının yaptıklarından affedersin.

Altaylı: Yine de bence bu konuyla ilgili bu denli net hüküm cümleleri kurmasan daha iyi olur.

Şengör: Vallahi abi birisi sormuştur ben de söylemişimdir.

Altaylı: Çocuk söylüyor. Stand-upçı söyledi. Dedim ki, Celal bunu benim yanımda söylemedi. Benim yanımda söylese ben Celal'e bir şey derdim dedim. Neyse Allah da Anna Karenin'e figüratif bir karakter de başımız belaya girecek.

Altaylı: Senin bana bilmem ne dedi diye davalara falan girmek için istemez.

Şengör: Hayır abiciğim, hayır.

Altaylı: İyi neyse yani açıklar, dedin yani. Bu bir iftira değil.

Şengör: Ben muhafazakâr bir adamım.

Altaylı: Evet, sen muhafazakâr bir adamsın.

Şengör: Yani ben karımdan başkasına göz dikmem, bakmam. Karımın da... Başkasına göz dikmediğini, bakmadığını bilirim. Biz böyle... Ne derler?

Altaylı: MazbutMazbut bir hayat yaşarız. Evet, bizim hayatlarımız öyle.

Şengör: Ve ben isterim ki toplumda öyle yaşasın.

Altaylı: Yani kimin nasıl yaşarız? Bir karışmak bizim haddimiz değil ama biz mazbut olmaya çalışan insanlardırız.

Şengör: Evet, yani toplum da mazbut olsa ben mutlu olurum.