CHP Genel Başkanı Özgür Özel partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin önemli mesajlar veriyor.
Canlı yayın...
Özgür Özel'in konuşması şu şekilde:
"Perşembe günü, Perşembe günü SAHA 2024 Savunma Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nı ziyaret ettik. Orada yerli teknolojilerimizi inceledik. Firmalarımızı ve kurumlarımızı ziyaret ettik. ASELSAN'dan HAVELSAN'a, TUSAŞ'ımızdan TÜBİTAK'ımıza kadar tüm kurumlarımızı ve bu ekosisteme katkı sağlayan, çok önemli görevler yapan şirketleri, pırıl pırıl mühendisleri, gözleri pırıl pırıl gencecik insanları gördük. Çok önemli saatler geçirdik orada. Ve elbette, savunma sanayini bir partiye, bir döneme mal edenlere karşı, rağmen; 1973'te kurulan TUSAŞ'ı, Cumhuriyetin ilk yıllarında gökleri işaret eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten başlayarak TUSAŞ'taki büyük atılımla birlikte bugünlere kadar nasıl geldiğimizi konuştuk. Kimin emeği varsa, katkısı varsa ayırmadan, sakınmadan hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.
"ERGENEKON'DA YANIMIZDAYDINIZ"
Orada da kimseyi ayırmadan ziyaretlerde bulunduk. Şöyle karşılaşmalar oldu 2-3 stantta bir: 'Beni tanıdın mı?', 'Tanıyor gibiyim', 'Ben Balyoz'dan içeride yattım, siz ziyaretimize gelmiştiniz.' 'Beni tanıdın mı?', 'Tanıyor gibiyim', 'İzmir Askeri Casusluk... Siz olmasaydınız ortaya çıkmazdı. Bizi o iftiradan Meclis'te siz anlattınız, Veli Ağbaba anlattı, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri anlattı. Ergenekon'da siz yanımızdaydınız...'
"GÜN OLDU O CELLATLAR ERDOĞAN'IN KARŞISINA ÇIKIPD ARBEYE KALKIŞTILAR"
O dönemler, pırıl pırıl, pırıl pırıl, Türkiye için çalışan cumhuriyetçi, Atatürkçü, milliyetçi subayları birileri, özellikle bir başsavcının, Zekeriya Öz'ün patronajında, arkasında 'Ben varım' diyen Tayyip Erdoğan'ın haberi, bilgisi dahilinde, övüne övüne 'Bağırsakları temizliyoruz, darbecileri temizliyoruz' diye... O gün biz bu taraftaydık, doğrusunu söylüyorduk. Sayın Erdoğan öbür taraftaydı ve cellatları savunuyordu. Biz cellatların elinden, Ergenekon, Balyoz ve çeşitli kumpaslarla katledilmeye çalışılanları savunduk ve kurtardık.
"AKIN GÜRLEK'İN ÇETESİNE KARŞI DİMDİK AYNI YERDE DURUYORUZ"
Gün oldu o cellatlar Erdoğan'ın karşısına çıkıp darbeye kalkıştılar. Orada bile parlamentoyu savunduk. Yapılan zulümleri gördük ama sandığa sahip çıktık. Bugün yeni cellatlar, yine Erdoğan arkasında, yine bu ülkenin yarınları için çalışmak isteyen pırıl pırıl insanlar... O gün, o gün nasıl o günkü Genelkurmay Başkanı'na da, Ali Tatar'a da, Askeri Casusluk'taki pırıl pırıl subaylara da sahip çıkarken ne kadar eminsek, aynı inançla, aynı kararlılıkla, o gün FETÖ'nün saldırısında doğru tarafta duranlar olarak bugün 19 Mart darbesi ve Akın Gürlek'in yargı çetesine karşı dimdik aynı yerde, aynı tarafta duruyoruz! Biz, biz o gün doğruları savunurken 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' diye bağıranlar, sonra önlerine baktılar, gözlerini kaçırdılar bizden o kürsülerde. Biz 'Bir gün gelecek ve haklılığımız ortaya çıkacak' demiştik.
"O GÜN İKTİDAR KÜRSÜSÜNDE OLACAĞIZ"
Bugün bir daha söylüyorum; bu kürsüden değil, çünkü o gün bu kürsüde olmayacağız. Muhalefet kürsüsünden değil ama iktidar kürsüsünden... Bir kez daha sizlerin ve milletimizin karşısına çıkıp, 'Biz yine doğru tarafta durduk, dürüst insanları savunduk, suçsuzları savunduk, iftiracılara karşı baş eğmedik, gerekirse baş verdik ama eğilmedik' diyeceğimiz güne kadar buradan tarihin önüne şerh düşüyorum. Bir daha çıkacağım ve bugünü hatırlatacağım. Ve, ve, ve... Yine iyi insanlar, iyi insanlar... Cezaevinde evladından ayrılmış Tayfun Kahraman'ı, tarihin en büyük iftirasına kurban gitmiş Ekrem İmamoğlu'nu ziyaret edersin, ta Balyoz'dakiler gibi, o dönemde kendi dertlerine yanmayıp bizimkiler 'İnfaz koruma memurlarının sorunlarını söyleyin' der. İçeride yatmışlar, çıkmışlar...
ASKERİ HASTANELER İÇİN ÇAĞRI
Fuarda gezdik. En çok şu mesajı verdiler: 'Özgür Bey siz söyleyince etkili oluyor. Aman söyleyin, aman tekrar edin; askeri sağlık sistemini lağvettiler, askeri hastaneleri kaldırdılar. Asker vuruluyor, harp cerrahisi bilen kimse yok. Boşu boşuna uzuvlar kaybediliyor, evlatlar kaybediliyor. Yarın bir savaş olur bedelini ağır öderiz. Aman ha askeri hastaneleri açsınlar, askeri sağlık sistemini kursunlar.' Ne diyeyim, öylesi iyi insanlar ki, içlerinde kin değil yine bu ülke için sorumluluk biriktirmişler. Hepsine selam olsun, önlerinde saygıyla eğiliyorum.
Cumartesi, Rize tarihinin en büyük mitinglerinden birini gerçekleştirdik. Ve adalet ve demokrasi için 108. eylemde Rize'de bulunduk. Partimize yönelik saldırılara en güzel cevabı Recep Tayyip Erdoğan'ın memleketinde, Rize'de, yıllardır o boyutta dolduramadığı meydanı dolduran kendi hemşehrileri verdi. Teşekkür ediyorum Rizelilere, Karadeniz'in yiğit insanlarına.
Ve şunu söyleyeyim; bugünkü bu karşılamanız, her hafta sonu bir başka şehirde, eski deyimiyle AK Parti'nin ama yeni haliyle milletin kalelerinde, meydan meydan demokrasi büyütenlere, dosta güven, olmayana kaygı verenlere ve Atatürk'ten emanet Cumhuriyetin en önemli kazanımı; sandığa, seçme hakkına ve seçtiklerine sahip çıkanlara helal olsun, selam olsun. Şimdi ben ne yaptığımı anlattım bir haftada. Siz ne yaptınız Cumhuriyet Halk Partisi grubu? Gittiniz, gördünüz, gezdiniz. Ne gördünüz? Bir bakalım ne görmüşsünüz. Biraz da siz anlatın, siz anlatmayın... Sizi ağırlayanlar ne anlattı, bir onlar anlatsın bakalım. Helal olsun canım grubuma." (CHP'nin saha çalışmalarına ilişkin videoyu izletti) Onların sesini Türkiye'ye duyurmak ve onların derdini bildiğimiz gibi çözümlerini söylemek ve onlar için iktidara yürümek, iktidar olup bu haksızlıkları sona erdirmek boynumuzun borcudur. Görev bizdedir, sorumluluğumuzun farkındayız.
ENFLASYON TEPKİSİ
Bugün Kurban Bayramı öncesi son toplantı demiştim. Artık ne yazık ki vatandaşlarımız bayramı umutla karşılamıyor. Hatta "Bayram gelmiş neyime?" sözü bayramla ilgili umut söyleyen cümlelerin yerine geçmiş durumda. Yıllık enflasyon yüzde 32.4'e yükseldi. Dört ay önce 30'un biraz altındayken yıl sonunda 16'ya düşecek demişlerdi. 30'dan 16'ya doğru düşeceğini iddia ettikleri enflasyonu 4 ayın sonunda yıllık 32.4'e getirdiler. Son dört aydaki enflasyon yüzde 14.6. Geçen sene bir miktar enflasyonda bu seneyle kıyaslandığında daha fazla düşüş olduğu için bir yıllık enflasyona yüzde 2,5 olarak yansıdı. Ancak bu sene her ay üst üste binen enflasyonlar büyük bir tehlikeye dikkat çekiyor. Yüzde 14.6'yla, 1 yılda hedeflenen yüzde 16'lık enflasyonu 4 ayda tüketmiş, 4 ayda oraya ulaşmış noktadayız. Bundan sonra enflasyondaki her artış kartopu gibi büyüyerek fiyatları daha yüksek, maaşları daha yetersiz bir hale getirecek. Bir aylık enflasyonumuz, Nisan ayı enflasyonumuz yüzde 4.2 olarak gerçekleşti. Yani dünyadaki 100 ülkenin bir yıllık enflasyonundan fazla. Hani diyorlar ya "Enflasyon bütün dünyada sorun". Dünyadaki 100 ülke bir yılda bizim 1 ayda yaşadığımız enflasyondan azını yaşıyor. O yüzden dünyanın gelişmiş ülkelerinde böyle bir sorun yok.
Kaldı ki, işsizlikte Avrupa birincisiyiz. Yüksek enflasyonda Avrupa birincisiyiz. Yüksek faizde Avrupa birincisiyiz. Yoksullukta Avrupa birincisiyiz. Gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Açlık sınırının 35 bin, yoksulluk sınırının 113 bin lira olduğu bir ülkede, 28 bin liraya ev geçindirmeye çalışan emekçilerin, 20 bin liraya hayatta kalmaya çalışan emeklilerin ülkesindeyiz. Ve bu enflasyon 4 ay önce verilen emekli aylığından 20 bin liradan 3 bin lirayı aldı götürdü bile. Bu enflasyon 28 bin lira olarak ilan edilen asgari ücretten 4 bin lirayı aldı götürdü bile. Ve iğneden ipliğe her şeye zam geliyor, gelmeye de devam ediyor. En önemli sorunlardan bir tanesi de, birazdan çiftçiler bizden bahsederken bahsedeceğim, gıda enflasyonu. Dünyanın 17 katı bir gıda enflasyonuyla boğuşmak durumundayız.
"GENÇLERİN ARTIK EV ALABİLMESİ MÜMKÜN DEĞİL"
Eğer bu ülkede... Bunu Rize'de söyledim, gençler hem beğendiler, hem hak verdiler hem de çok tekrar ettiler. Bu ülkede eğer anneden ve babadan miras kalmıyorsa artık kendi emeğiyle çalışan bir gencin mesleği ne olursa olsun, çok istisnai durumlar ya da yurtdışına gidenler hariç, mesleği ne olursa olsun, öğretmen olsun, memur olsun, asgari ücretli olsun, uzman çavuş olsun, özel sektörde çalışan biri olsun, mavi yakalı beyaz yakalı olsun, çalışan birinin çalışarak bir araba alması, bir ev alması mümkün değil. Onların anneleri babaları ikisi de çalışıyorsa 5 yılda arabayı alıyorlardı, 10 yılda bir ev bir araba sahibi oluyorlardı. Hiç olamayan, hiç olamayan emekli ikramiyesiyle alamadığı evi alıyordu, başını sokuyordu. Öyle bir dönemdeyiz ki, öyle bir dönemdeyiz ki, anneden babadan miras değilse ev hayal, araba hayal. Öyle bir dönemdeyiz ki hepimizin, bu salondaki herkesin evlatları kendinden daha uzun boylu, babalardan daha yakışıklı, annelerden daha güzel ama ilk kez yaşıyoruz ki herkesin evladı kendinden daha fakir. Herkesin evladının geleceği kendi geleceğinden daha karanlık.
İşte bu karanlığı yırtıp atmak, bu umutsuzluktan gençleri kurtarmak, dünyadaki gençler nasıl umutla bakıyorsa yarınlarına öyle bir Türkiye inşa etmek, evlatlarına dünyanın öbür ucunda değil öz vatanlarında hayal kurdurmak için bir kez daha iktidara talibiz. 47 yıl sonra bir kez daha ve yüzyıl önce olduğu gibi Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin birinci partisi.
AKPDENCOM'UN KAPATILMASINA TEPKİ
Bu kara düzende, bu kara düzende en büyük haksızlıklardan biri vergi sistemi. Geçen hafta tanıtmıştım, bayağı da alkış almıştı, ilgi vardı. akpden.com. Bizim akpden.com'da geçen hafta biliyorsunuz 1.2 milyon liralık bir araç, her şeyiyle yurt dışında üretilmiş, bir sürü masrafı maliyeti var, firmanın acayip karı var, üretildiği ülkenin o işten aldığı vergi var, Türkiye'ye satılıyor ve 1 milyon 200 bin liralık bir araç, maliyet Türkiye'ye geliş 1.200, ama vatandaşın almasına giderken 2 milyon 750 bin lira oluyor. Araç 1,5, vergisi 1 milyon 550 bin lira. Her çeşit vergisi; KDV'si, ÖTV'si, bandrolü. Bu sefer gençler bu renk, hem AK Parti'nin rengi hem o meşhur telefonun lansman rengi. Bu telefon 65 bin 400 liraya Türkiye'ye geliyor. Bu telefon dünyanın en büyük teknoloji firması tarafından, dünyanın altı kıtasında çalışan on binlerce çalışanının katkılarıyla, emekleriyle, yüksek teknolojiyle, içinde kullanılan değerli metallerle onla bunla ve şirketin ilan ettiğine göre yaklaşık 15 bin lira da kârıyla bu fiyata geliyor, 65 bin lira. Ve sepete eklemeye kalkıyor bizim gençlerimiz. Sepete ekle deyince akpden.com'da, "Dur bakalım" diyor, "Durun bakalım" diyorlar. "Öyle hemen sepete ekleyemezsiniz. Bu telefonu kullanacaksın, bunda Kültür Bakanlığı'nın payı var yüzde 1, 654 lira ona." "Yüzde 12 TRT bandrol ücreti var, 7 bin 900 lira." "Ne alaka?" deme, belki açacaksın oradan TRT'yi izleyeceksin. O yüzden TRT bandrol ücretini vereceksin, ondan sonra telefonuna ereceksin. "Yüzde 20 KDV, 22 bin 194 lira." "Bunların hepsine birden yüzde 50 ÖTV daha, 36 bin 990 lira."
ÖZEL'DEN YENİ SLOGAN
Vergiler toplamı 67 bin 764 lira. Telefon 65 bin lira, vergisi 67 bin lira. Ya var ya, var ya dünya devi o şirketin, hepinizin bildiği o elma yarım elmalı şirketin her şeyi yapıp karını da edip "Yüksek teknoloji" dediği yerde 65 bin liraya gelen telefona bizimkiler oturdukları yerden 67 bin lira vergi koyuyorlar. Bizim genç arkadaşım bu telefonu almaya kalksa 133 bin 164 lira ödüyor. akpden.com. Telefon 65 bin lira, akpden aldığında 133 bin lira. Gönder akp'yi, alırsın bu fiyata! Aha!
İNADINA YENİ AÇILACAK
Tabii siteye, akıl almaz bir şey, Allah onlardan razı olsun. Bu siteye erişim engeli getirdiler. Birazdan hangi sitelere erişim engeli getirmediklerini söyleyeceğim. Bu siteye erişim engeli geldi saatler içinde, bir gün içinde. Ha, halen daha girilebilen bilgisayarlar var çünkü birçok başka başka numaraları varmış bu işin. Girebilenler var, giren için akpden.com, giremeyen için akpden-akp2den.com. Öyle değil mi? akp2den.com. Onu kaparlarsa inadına 3den.com, 4den.com! Hadi engelleyin göreyim!
"YAZIKLAR OLSUN SİZİN MİLLİYETÇİLİĞİNİZE"
Ama bu siteye erişim engeli geldi. Şimdi girseniz, on kişiden dokuzu giremiyor. Yarın onuncu da giremez. Erişim engelinin gerekçesi, "Milli Güvenliğe tehdit," ulusal çıkarları ve milli güvenliği tehdit. Bu ne biliyor musunuz arkadaşlar? Erişim engelini burada savunuyorlar, diyorsun ki partizanlık yaparsınız, AK Parti'nin işine gelmeyen siteyi kaparsınız, işine gelen sitede ne haysiyetsizlik olsa ellemezsiniz. Yok diyorlar bak, gerekçe yazalım. Milli güvenlik, milli menfaatler ve milli güvenliğin tehdit altında olduğu durumlarda biz bu kadar hızlı davranacağız diyor. O yüzden ancak o gerekçeyle kapatabiliyor. Cep telefonundaki vergiye isyanı, milli güvenliğe tehdit görüyorlar. Yazıklar olsun sizin gibi milliyetçiliğine de, olmaz olsun sizin getireceğiniz güvenlik de. Bir devlet, bir partinin bu kadar organı haline getirilirse, daha biz buna ne söyleyelim? Ayrıca biraz önce söyledim, bugün Türkiye'de bizi izleyen dinleyen beyaz yakalı, mavi yakalı mühendisler, teknisyenler var. 60 bin, 70 bin, 80 bin lira maaş. Bir asgari ücretliye baktığınızda çok büyük maaş gibi görülüyor. Ama bu kişilerin dünyada emsallerinin, bu kişilerin dünyadaki mevkidaşlarının, meslektaşlarının aldığı maaşa bakınca dörtte bir maaşlara çalışıyorlar ve üç katı fazla çalışıyorlar. Üç katı da pahalı bir ülkede yaşıyorlar. 60 bin lira ücret alan bir işçiden 138 bin lira yıllık vergi kesiliyor. İki maaş oraya gidiyor. 70 bin lira maaş alan bir teknisyenden 180 bin lira, iki buçuk maaş yılda vergi kesiliyor. 80 bin lira maaş alan bir mühendisin 235 bin lirası, üç maaşı yılda üç maaşı vergiye gidiyor.
"VATANDAŞLIK ALAN BARONLAR ZEHİR SAÇIYOR"
Ama AK Parti ne yapıyor? AK Parti yeni bir vergi barışı getiriyor. Yeni bir varlık barışı getiriyor. Nedir? Dışarıda paran varsa nasıl kazandın sormadan, uyuşturucu mu, insan kaçakçılığı mı, silah kaçakçılığı mı, tehdit mi? Nasıl kazandıysan kazan, yüzde beşinden biraz azını verirsen bize, parayı getirirsin Türkiye'de istediğini yaparsın. Geçen hafta söyledim, uyuşturucu baronu yakalamışlar, "Varlık barışından yararlandım geldim," diyor. Öbür uyuşturucu baronu, "Önce daire aldım, çünkü varlık barışı Türk vatandaşlarına aitmiş," diyor. Türkçe bilmiyor. "250 bin dolara daire aldım, vatandaşlık verdiler. Yararlandım parayı buraya getirdim," diyor. Sonra, o baron, torbacıları, torbacıların üstündeki dağıtıcıları, o paralarla finanse ediyor. Evlatlar zehirleniyor. Öbürünün kurduğu motosikletli suç çetesi, on dört on beş yaşındaki yoksul çocuğu Tik-Tok'tan, oradan buradan yakalayıp annesine babasına bakmayı taahhüt edip, kendine içeride bakmayı taahhüt edip, ona bir kimlik, bir silah verip, örneğin Adana'nın iş adamlarını sıradan tehdit ettiriyor, sonra birer kurşun ettiriyor, parayı ödemeyeni infaz ettiriyor. Sonra on dört yaşında o çocuk diyor ki, "Benim yaşıtlarım babasının eline bakarken, bana abiler, yani çete, içeride bana, dışarıda babama bakıyorlar," diyor. İşte, AK Parti'nin Türkiye'ye dayattığı kara düzen budur! O dışarıdan hesapsız gelen uyuşturucu parasının ya da çetelerin paralarının nereleri finanse ettiği buradadır. O Ahmet Minguzzi'yi bıçaklayıp da içeride anasına diklenenlerin, anasını babasını tehdit edenlerin aldığı cesaret kirli paradandır. AK Parti'nin onların önüne açtığı kara düzendedir. AK Parti'nin kara düzeni yıkılmadan, hiçbir sorun çözülmez!
"AK PARTİ GELDİĞİNDE KOÇ 150 LİRA ASGARİ ÜCRET 187 LİRAYDI"
Gelelim kurban bayramına... AK Parti iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı 257 liraydı. En düşük emekli maaşı ve iyi bir koç 150 liraydı, iyi bir koç. Böyle tuttun mu ele gelecek koç 150 lirayı alıyordun, emekli maaşı bir buçuk koç alıyordu. Bugün aynı iyi koç 45 bin lira, en düşük emekli maaşı 20 bin lira. Bir buçuk koç alan emekli, yarım koç alamayan, iki emekli birleşse bir kurbanlık alamayan duruma geldiler. AK Parti iktidara geldiğinde asgari ücret emekli maaşından düşüktü ve 187 liraydı. İyi bir koç 150 liraydı. Bir asgari ücret bir kurbanlığın fazlasını alıyordu. Bugün asgari ücretli kurban almaya gittiğinde elinde 28 bin lira var, kurbanlık 45 bin lira. Ve, gelelim emekli ikramiyesine. Niye? Çünkü şöyle, 2015 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi her emekliye bir maaş ikramiye demişti. AK Parti, "Veremezsiniz," dedi. MHP ve o günkü BDP, bugünkü DEM, "Biz de vereceğiz," dedi. 7 Haziran'da emekliler AK Parti'yi iktidardan ettiler. 1 Kasım'a giderken, o kaotik süreçte "Biz de vereceğiz," dediler. 2015'te verilen söz, seçim yok ya 15'te unutuldu, 16, 17 unutuldu, 2018'in seçimden önceki Kurban Bayramı'nda ilk kez tutuldu. Ve biz itiraz ettik, "Bir maaş verin," dedik. Bir maaş vermediler ama 1000 lira verdiler, 1000 lira. O zaman maaşın yüzde 66'sı. Ama, bugün işte o gün, hani dedim ya o iyi bir koç, iyi koç burada aslanım benim, emekli ikramiyesi 1000 liraydı ve bir koç alıyordu. O gün 1000 lira olan emekli ikramiyesini, geçen hafta duydunuz, bakan, "Bu bayramda da artış yok," dedi, ramazanda da vermedikleri gibi. 4000 lira olarak verecekler. 2018'de 1000 liraydı, şimdi 4000 lira ve artmayacak dediler. 2018'de bir koç alan 1000 lira, 2026'da... bir but alıyor. Emekliler alabilirse bir but alıyor. Bu emekli ikramiyesinde... sadece sekiz yıl önce Cumhuriyet Halk Partisi'nin sayesinde, AK Parti'nin zorla verdiği bir koç parası verdiği ikramiye, 1000 liraydı ikisi de, şimdi koç 45 bin lira, ikramiye 4000 lira.
Ayrıntılar geliyor...





