CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 77’si tutuklu 414 sanıklı İBB davasının duruşması, 36'ncı gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda görülmeye devam ediyor.
Torunler, soruşturma sürecinde bildiği her şeyi anlattığını ancak söylediklerinin dikkate alınmadığını belirterek, “Duymak istediklerini duydular, duymak istemediklerini duymadılar” dedi. Örgüt suçlamalarını reddeden Torunler, “İnsan, varlığından haberdar olmadığı örgüte nasıl üye olabilir? Ben bu örgütün varlığını ilk kez savcılık sorgusunda öğrendim. Bu yaştan sonra benim irademi kim teslim alabilir? Ben CHP üyesiyim, başka da örgütle ilişkim yoktur. Partimizin lideri Mustafa Kemal Atatürk’tür, lider olarak yalnızca onu takip ederiz” şeklinde konuştu.
NASIL İTİRAFÇI OLMAYA ZORLANDIĞINI ANLATTI
Torunler, “Avukat Mehmet Yıldırım ile Cahit Vahit Sarı’nın arkadaş olduğunu söyledi ve yanımda aradı. ‘Yarın yanındayız’ dedi. Savcı ile yaptığı yazışmayı da bana gösteriyordu. Savcının yanına ilk Mehmet Yıldırım girdi. Çıktığında bana Fatih Keleş ve Zafer Keleş’e para götürdüğümü söylememi istedi. Ben de olmayan bir şeyi söyleyemem dedim. İfadeye girerken yanımda değildi, sonra girdi, ‘Aynen katılıyorum’ dedi. İfadeyi imzaladık” açıklamasında bulundu.
Tutuklamaya sevk edilmesinin ardından da benzer girişimlerin sürdüğünü ileri süren Torunler, “Tutuklamaya sevk edildim. Beklerken yanıma Mehmet Yıldırım geldi, savcı olduğunu söylediği kişiyle telefonda konuştum. ‘Seni çıkaracağız’ dedi. Cezaevinde Mehmet Yıldırım görüşüme geldi. ‘İfadende ufak bir değişiklik yapınca serbest kalacaksın’ dedi. Fatih Keleş ve Zafer Keleş’e para götürdüm diye ek beyan vermemi söyledi. ‘Senin ifaden, Cem’in söyledikleriyle birlikte inandırıcı hale gelecek’ şeklinde yanıt verdi” dedi. Cem Çelik ile tutukluluk değerlendirmesi sırasında karşılaştığını belirten Torunler, “Ben ifade vermeye gitmedim ama Cem Çelik gitmiş. Ancak Cem Çelik çıkamamış, defalarca etkin pişmanlık ifadesi vermiş. Ancak sonra verdiği ifadelerde plan tutmamış ki adımı vermemiş. Tutukluluk değerlendirmesinde Cem Çelik ile karşılaştık. Bana, ‘İnat etme, insanları kurtarmak sana kalmadı. Ver ifadeni, buradan birlikte çıkalım’ dedi” ifadelerini kullandı.
Daha sonra İmamoğlu, Torunler'e soru yöneltti...
İmamoğlu: Sizinle biz daha önce tanışıyor muyduk?
Torunler: Hayır.
İmamoğlu: Yani biz sizinle burada tanıştık. Sizinle de gurur duyduğumu belirtmek
isterim. 3 harfli marketlerde 44 milyon liraya yakın alışveriş görüyorum. Bunu savcılık gördüğünde genelde bir suç isnatına dönüştürüyor. Bu hususla ilgili, sizin de bir gözleminiz olmuştur diye, siz bu kartların acaba nerede kullanıldığını, kime; bir kuruma mı, siyasi partiye mi, kimlere verildiği hususunda bir bilginiz var mı?
Torunler: Biz şirket olarak kart alırdık. Kamu kurumlarına, belediyeye, AKP teşkilatına da
verirdik. Yıllar içerisinde aldığımız kartlardır.
İmamoğlu: AKP teşkilatı derken?
Torunler: Valiliğe verirdik, valiliğin sosyal yardımlaşma adı altında fakirlere dağıttığını biliyorum. AKP İl Başkanlığı’na verirdik.
İmamoğlu: CHP’ye verdiniz mi?
Torunler: Vallahi gönlümden geçmiyor değildi ama vermedik. Belediye olarak Üsküdar, Kartal, Sultangazi, Eyüp belediyelerine verdik.
İmamoğlu: Bir başka husus, iddianamede benim dikkatimi çekti. Bu firma 2019-20 yıllarında batmış. Sonra da benim usulsüz, hukuka aykırı işlemlerle birlikte bu firmayı zengin ettiğim söyleniyor. 2019’un sonunda Eyüpsultan Belediyesi’ne, Deniz Köken başkanlığında, Kuzey İstanbul Modern bir protokol yapıyor; camii inşaatı ve kültür tesisi diye. Bu protokol çerçevesinde binanın tamamlandığı söyleniyor. Siz bu protokole şahit misiniz?
Torunler: Sayın Başkan, öncelikle biz şirket olarak 2019 yılından sonra ekonomik olarak
zor duruma düşmedik. Projeler bitince personel çıkışı yapıldı ama ekonomik küçülme
olarak yanlış anlaşıldı. Orada bir proje yapıldığını, büyük bir proje olduğunu, orada bir
yatırım yapıldığını biliyorum.
Ekrem İmamoğlu, Yener Torunler'in savunmasının ardından soru sormak için söz aldı. Sorularının son kısmında Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kamuoyundaki son açıklamalarına çok sert sözlerle tepki gösterdi.
İmamoğlu, şöyle konuştu:
"Sayın bakanın (Akın Gürlek) bu mahkemeyi etki altında tuttuğunu düşünüyorum. Bize suç örgütü dedi, bunu diyemez. Bir rüşvet havuzu oluşturdular ve asrın yolsuzluğu gibi şeyler söyledi. Direkt olarak şahsıma söyledi bunları. Bu hususları aynen kendisine iade ediyorum. Sizi etki altında tutmaya çalışan bir bakanla karşı karşıyayız, siz de karşı karşıyasınız. Kendini yargıç sanneden bu adalet bakanına haddini bildirmek zorundasınız. Türkiye’nin beka sorunu haline gelen bu bakanla ilgili sayın Cumhurbaşkanını ve Devlet Bahçeli’yi de uyarıyorum."
"SAVCILIĞA 4 ARAÇ VERİLDİ" İDDİASI
Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Tora Pekin, Yener Torunler'e Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketinden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na 4 araç verildiği konusunda bilgisi olup olmadığını sordu. Torunler, araçlarla ilgili bilgisi olduğunu, araçların 19 Mart'tan sonra da Çağlayan Adliyesi'nde kullanımda olduğunu, cezaların kendilerine geldiğini belirtti. Torunler, 4 araçtan 2'sinin Ankara'da olduğunu söyledi. Mahkeme başkanı Pekin'in sözlerine "Dosyayla ne ilgisi var?" diyerek müdahale etti. Bunun üzerine Ekrem İmamoğlu, "Adalet Bakanı'nı getirin ona soralım" diyerek tepki gösterdi.
Pekin'in sorularının ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi. Sanıklar duruşma salonundan ayrılırken Ekrem İmamoğlu duruşmayı takip etmek için Silivri'ye gelen Yeşilçam'ın 92 yaşındaki efsanesi İzzet Günay'a seslendi. "İzzet ağabey hoş geldin" diyen İmamoğlu, "Sizin o güzel filmlerinizdeki gibi bir Türkiye'yi yaşatamadığım için üzgünüm. Kötülerin, filmlerdeki gibi kaybedeceği günler yakındır" ifadelerini kullandı.
Tora Pekin: Efendim müvekkilimin az önce bahsettiği Cemevi Kültür Merkezi protokolünü ve içindeki sosyal medya çıktılarını 8 sayfa olarak sunuyorum. UYAP'tan takip ederiz, daha sonra gerekirse üst başlıkla tekrar sunum yaparız eğer bir karışıklık olursa. Sayın Başkan öncelikle "avukatlık avukatlık" diyoruz, demin Yener Bey'in anlattığı avukatlık hikayesinin bizi son derece utandırdığını maalesef böyle meslektaşlarımızın da olduğunu vurgulamak lazım, söylemek lazım. Azınlıkta olduklarını umuyorum. Yener Bey, hem hapsiniz için hem de sağlık durumunuz için iki kere geçmiş olsun diliyorum size. İkisi de umarım geçer. Görebildiğim kadarıyla sadece Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketinde çalıştığınız için hakkınızda suçlamalar yöneltilmiş. Hatta siz sorgunuzun başında dediniz ki, şöyle nasıldı değil mi öyle, tamam. Hatta siz sorgunuzun başında dediniz ki "Ben çalıştığım şirkette örgütsel faaliyetle karşılaşmadım, karşılaşsam bir gün bile çalışmazdım." Sonra da işinizi güvenlik müdürü ve idari işler müdürü olarak tanımladınız. Buraya kadar doğru mudur?
Yener Torunler: Evet.
Tora Pekin: Not aldım çünkü, ola ki yanlış duymuşumdur. İşinizi tarif ederken de özellikle binek araçlarla ilgili hizmet veririm, bütün masraflarına da ben bakarım dediniz. Bu da doğru mudur?
Yener Torunler: Doğrudur.
Tora Pekin: Tamam. Çünkü sorum tam bununla ilgili olacak. Sorum şu: İşvereniniz adına İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na ücretsiz araç teslim edildiğine ilişkin bir bilginiz var mı?
Yener Torunler: Var.
Tora Pekin: Biraz detay verir misiniz acaba? Ne zaman yapıldı? Böyle bir iş sözleşmeyle mi yapıldı? Ne araç verildi? Araçlar mı verildi, tek bir araç mı verildi?
Yener Torunler: Şöyle oldu, Murat Bey beni aradı, bir telefon numarası verdi. Çağlayan Adliyesi'nin İdari İşler'e bakan bir arkadaşmış oradaki. Bununla beraber 49. Noter'e, Levent'teki 49. Noter'e oraya gidin, bir araç sözleşmesi yapılacak dedi. Ben de arkadaşla beraber gittik oraya, araç sözleşmesi yaptık. Dört tane Süper B alındığını söylediler. Ben o sözleşmelerin bir nüshasını kendime aldım, diğerini onlara verdim. Süreç içerisinde de Esenyurt Doğuş Oto'dan beni aradılar. "Sizin şirket adına araç alınmış teslim ediyoruz" diye. Ben de ilk önce o araçlar olduğunu anlamadım. Araştırdığımda ha adliyeye verilen o dört sözleşmeden kaynaklı olduğunu öğrendim. İki aracı önce aldılar, sonradan da iki aracı da alarak dört araç gitti ama bunun içeriğinde kiralık mı, nasıl ödendi, nasıl gittiğini bilmiyorum.
Tora Pekin: Bir tarih söylemediniz kaçırmadıysam eğer. Zaman aralığı nedir acaba? Yanlış bir tarih olmasın.
Yener Torunler: Yani 2024 yılının yaz veya sonbahar ayları olabilir.
Tora Pekin: 2024 yani. Sayın Başkan, benim duyduğum kadarıyla noterlik bilgisi yanlış oldu ama sanığı yönlendirmemek için ben sormayacağım soruyu. Farklı bir noter olduğunu düşünüyorum. Bu araçların, şimdi siz dediniz ya "araçları ben gönderirim ben getiririm, şoförleri ben tayin ederim" filan, tam kavrayamadım ben. Dört araç dediniz, Süper B dediniz, Süper B nedir acaba? Süper B diye bir marka mı var? Hiç anlamam araçtan.
Yener Torunler: Skoda, Skoda.
Tora Pekin: Bunlar yeni miydi yoksa ikinci el araçlar mıydı?
Yener Torunler: Yok sıfır araç. Esenyurt Oto'dan, Doğuş Oto'dan sıfır olarak alınan araçlar.
Avukat Tora Pekin: Peki şimdi araçlar teslim edildi. Siz tutuklandığınız sırada araçlar hala daha İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kullanımında mıydı yoksa iade mi alınmıştı? Yani belki geçici bir süre...
Yener Torunler: Hayır, hayır. Kayyum geldiği zaman benden araç listesini isteyince ben o araçların listesini de çıkardım. Kayyum da biliyordu bu araçların adliyede olduğunu ama geri talep etmediler.
Avukat Tora Pekin: Anladım. Peki araçların masraflarıyla ilgileniyorum dediniz demin sorgunuz sırasında. Bu araçların masraflarından, örneğin işte HGS'sinden, benzininden yine iş yeriniz mi sorumluydu, şirket mi ödüyordu yoksa Başsavcılık mı ödüyordu? Size yansıyan bir masraf var mıydı hatırlıyor musunuz onu?
Yener Torunler: Yakıt masrafları Başsavcılık tarafından ödeniyordu ama bakım masrafları bizim tarafımızdan ödeniyordu.
Avukat Tora Pekin: Peki. Yani bilmeniz zordur bunu ama bakım masraflarına ben şüphecilikle yaklaşıyorum tabii eğer onun ötesinde HGS gibi bir durum da varsa araç var mıydı?
Yener Torunler: Hayır, HGS değil de trafik cezaları gelirdi. Trafik cezalarını bize geldiği zaman biz adliyeye iletirdik trafik cezalarını, oradan iptal ettirirlerdi.
Avukat Tora Pekin: Tamam, peki o zaman yine aynı şey, HGS için geçerli olan burası bu iş için de geçerli trafik cezaları netice itibariyle hangi şehirden verildiği belli. İstanbul için miydi, İstanbul dışı mıydı ona ilişkin bir bilginiz var mı? Araçlar İstanbul'da mı kullanılıyordu yoksa...
Mahkeme Başkanı: Avukat bey, bu sorularla nereye ulaşacağız?
Avukat Tora Pekin: Şimdi bitiriyorum, son sorum zaten. Tam da bir yere bağlıyorum.
Mahkeme Başkanı: Zaten alışılmış şöyle zaten, yani bu adliye birçok yerden zaten kiralama yapıyor yani bunun usulü de o ceza iptalleri de zaten koruma kararları oluyor araçların üzerinde ondan dolayı yapılıyor. Bu sorulardan nereye varacağız, sanıkla ilgisi ne bu soruların?
Avukat Tora Pekin: Şu son soruyu, Sayın Başkan son soruyu yanıtlasın, nereye bağladığımı çok kısa iki üç cümleyle özetleyip oturayım yerime. Bir fikriniz var mı acaba? İstanbul mu, İstanbul dışı mı trafik cezalarının geldiği yer?
Yener Torunler: Valla iki araç için Ankara'dan trafik cezası gelmişti, iki araç için de İstanbul'dan trafik cezası gelmişti.
Avukat Tora Pekin: Çok teşekkür ederim. Sayın Başkan hikaye şu: Şimdi burası bir araç kiralama firması değil. Belli ki bu araçlar kiralanmamış oraya, bir karşılığında para alınmamış. Ama hikayemiz şu: Şimdi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 2024 senesinde Murat Gülibrahimoğlu'ndan karşılıksız araç alıyor. Bu ilişki normal, hiçbir sorun yok ama Sayın Ekrem İmamoğlu, Murat Gülibrahimoğlu'yla bir suç örgütünün lideri ve yöneticisi olarak sizin huzurunuzda yargılanıyorlar. Yan salonda bir dava daha sürüyor, oranın sanık yapılanları da burada aynen yine karşınızda sanık. Orada da İbrahim Kalın, bu dosyanın sanığı Hüseyin Gün'le fotoğraf çektiriyor. İbrahim Kalın MİT Başkanı, Sayın Ekrem İmamoğlu huzurumuzda örgüt lideri olarak yargılanıyor. Bu bağlamı görmeden sorularım hakikaten anlamsız gelebilir ama tam da talebim bu. Bu bağlamı görmeniz. Maalesef bu iddianameyi yazan savcılar, 7 savcı, artı başsavcı bu işlemlerle sizi aldatmaya teşebbüs ediyorlar. Sadece kamuoyunu değil sayın mahkemenizi de maalesef bu işlemlerle...
Mahkeme Başkanı: Başka sorunuz var mı?
Avukat Tora Pekin: Başka sorum yok, bunu tespit ediniz ve nesnel yaklaşınız Sayın Başkan olaylara. Başka sorumuz yok.
İBB BORSASI İDDİALARI YİNE GÜNDEMDE
Torunler, CHP lideri Özgür Özel’in yaz aylarında gündeme getirdiği İBB Borsası iddialarıyla ilgili önemli beyanlarda da bulundu.
Torunler, savunmasında şunları söyledi:
"Ben ifadeye gittiğimde savcının odasında Mehmet Yıldırım’ı gördüm. ‘Fatih ve Zafer Keleş’e para verdiğimi’ söylemediğim takdirde serbest bırakılamayacağımı söylediler. Daha sonra tutuklamaya sevk edildim. Aşağıda tekrar Mehmet Yıldırım’ı gördüm.
Savcı olduğunu belirttiği birinden gelen telefonu benimle konuşturdu. Telefondaki ses “Ben senin suçsuz olduğunu biliyorum ama şu an böyle olması gerekiyor” dedi. Mehmet Yıldırım sonra bana “Ufak değişiklik yapacağım ifadende. Ek ifade vereceksin, benim tanıdığım savcı da seni serbest bırakacak. Zaten Fatih Keleş itirafçı olacak, ondan önce davranman lazım” dedi. Ben de ona “Kendimi kurtarmak için onlara para götürdüm dersem nasıl ispatlayacağım?” dedim. Mehmet Yıldırım bana “Merak etme, Cem Çelik’in ifadesiyle inandırıcı olacaktır” dedi. Cem Çelik’in beni suçlamasının tek sebebi Mehmet Yıldırım’dır. Kendini kurtarmak için ifade vermiş. Tutukluluk incelemesinde denk geldik; Cem Çelik bana “İnat etme, milleti kurtarmak sana mı kaldı? Mehmet’in dediği gibi ifade ver” dedi.
Ben bunların hiçbirine gerek duymadım. Buradan suçsuzluğumu ispatlayarak başım dik çıkacağım. Çocuklarımın babalarını, iftiracı olarak değil doğruları söyleyen biri olarak bilmesini istiyorum. Oğlumu da gözaltına aldılar ve adli kontrolle serbest bıraktılar. Her hafta imzaya gidiyor ama bana bir kere bile ‘Baba sen de ifadeye imza at da çıkalım’ demedi. Bu süreçte kurulan tüm tezgahlara ve kumpaslara rağmen ailecek doğruları bildiğimizde direndik."
"DUYMAK İSTEDİKLERİ DUYDULAR, İSTEMEDİKLERİNİ DUYMADILAR"
Savunmasına "Duymak istediklerini duydular, duymak istemediklerini duymadılar” diye başlayan Torunler, şöyle devam etti:
“Benim 2014 yılındaki işim ne ise tutuklandığım tarihe kadarki işim aynıdır. 11 yıl boyunca örgüt üyesi mi olmuşum? Maaşımı hak etmek için görevimi yapmaktan başka hiçbir şey yapmadım. Üye olduğum öne sürülen örgütün amacının CHP’yi ele geçirmek olduğu belirtiliyor Ben CHP üyesiydim, patronum AKP’ye yakın olmasına karşın ben CHP’liydim, delegelik teklif edildi ama kabul bile etmedim. Örgüt üyesi olarak geçen çoğu kişinin CHP’li olma durumu yoktur. CHP’li olmanın belli başlı gereklilikleri vardır. Benim için övünç kaynağıdır. Partimizde nice başkan gördük ama Mustafa Kemal Atatürk dışında kimseden talimat almayız."
Para çekme işlemlerinin, iddianamede suç olarak yansıtıldığını aktaran Torunler “Bunların örgüte yardım olarak çekildiği iddiası tamamen yalandır. Para çekme işlemini hiçbir zaman tek başıma da yapmadım. İfade aşamamda bunların hepsini anlattım ama anlamadılar, duymadılar ya da anlamak istedikleri gibi anladılar” dedi.
"BABA, AĞABEYİM NEREDE?"
Tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in kızı Zeynep Keleş, tutuklular salona getirilirken babasına “Baba, ağabeyim nerede?” diye seslendi. Fatih Keleş’in oğlu Mustafa Keleş ve ağabeyi Zafer Keleş de tutuklular arasında bulunuyor. Yeğeni Murat Keleş de son tutukluluk incelemesinde tahliye edilmişti.
CHP lideri Özgür Özel, Ağustos ayında yaptığı açıklamada, İBB borsası iddialarıyla anılan avukat Mehmet Yıldırım’ın, cezaevinde Torunler'e gidip ifadesini değiştirmeye çalıştığını; Fatih Keleş'in kardeşine sarı zarfta para verdiğini söylemesini istediğini açıklamıştı.





