Bin Gönüllüden Biri Sen Ol Derneği (BİNSENDER), lösemi ve hematolojik kanser hastalarının tedavi sürecinde önemli rol oynayan kök hücre nakline ilişkin farkındalığı artırmak amacıyla yeni bir proje hayata geçirdi.
“Bir Silgi Bir Umut-Lösemiyi Birlikte Siliyoruz” adı verilen proje, Ankara’da düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı. Toplantıya uzman doktorlar ve sağlık çalışanlarının yanı sıra lösemi ve hematolojik kanser hastaları, hasta yakınları ve kök hücre bağışçıları katıldı.
Etkinlikte kök hücre naklinin tıbbi yönünün yanı sıra hastaların ve ailelerinin süreç boyunca yaşadığı psikolojik, sosyal ve ekonomik zorluklar da ele alındı.
“KAYGININ YERİNİ DOĞRU BİLGİ ALSIN”
BİNSENDER Başkanı Çiğdem Kuzucu, kök hücre bağışı konusunda toplumda bulunan yanlış bilgilerin ve endişelerin bağışçı sayısının artmasının önündeki önemli engellerden biri olduğunu söyledi.
Projede turuncu silginin sembol olarak kullanıldığını belirten Kuzucu, amaçlarının yanlış bilgileri ve önyargıları ortadan kaldırmak olduğunu ifade etti. Kuzucu, bilimsel bilgi, gönüllülük, farkındalık ve dayanışmanın ön plana çıkarılmasını hedeflediklerini belirterek, kök hücre bekleyen bir hastanın umudunun bir bağışçı olabileceğini söyledi.
“KÖK HÜCRE BAĞIŞI SANILDIĞI KADAR AĞIR DEĞİL”
BİNSENDER Bilim Kurulu Üyesi Hematolog Prof. Dr. Ali İrfan Emre Tekgündüz, kök hücre bağış sürecine ilişkin kamuoyunda oluşan bazı yanlış algılara açıklık getirdi.
Kızılay Kan Merkezi’nde üç tüp kan verilmesiyle bağışçı adaylarının sürece dahil olabileceğini belirten Tekgündüz, ardından TÜRKÖK veri tabanına kayıt yapıldığını ve uygun eşleşme sağlandığında bağış sürecinin başladığını anlattı.
Kök hücrelerin çoğunlukla damar yoluyla toplandığını belirten Tekgündüz, bağışçıya birkaç gün süreyle kök hücrelerin kana geçmesini sağlayan ilaçlar uygulandığını, yeterli hücreye ulaşıldığında işlemin çoğunlukla tek seansta yaklaşık 4-5 saatte tamamlandığını söyledi.
Tekgündüz, donörlerin genellikle ertesi gün taburcu edildiğini ve kısa süreli ağır spor kısıtlaması uygulandığını belirterek, kemik iliğinin bütün olarak alınmadığını, sürekli üretilen kök hücrelerin toplandığını ifade etti.
“OMURİLİKTEN ALINIYOR” ALGISINA DİKKAT ÇEKİLDİ
Hematolog Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı ise kök hücre bağışının omurilikten veya bel bölgesinden yapıldığı yönündeki algının doğru olmadığını belirtti.
Sarı, kök hücre bağışlarının yaklaşık yüzde 90’ının aferez cihazı aracılığıyla koldan damar yoluyla gerçekleştirildiğini söyledi. İşlem öncesinde uygulanan ilaçlarla kök hücrelerin kana geçmesinin sağlandığını anlatan Sarı, hücrelerin daha sonra kan dolaşımından toplandığını ifade etti.
Bazı durumlarda ise kök hücrelerin kalça kemiğinin uygun bir bölgesinden, ameliyathane koşullarında yaklaşık 30-45 dakikalık işlemle alınabildiğini belirten Sarı, “Omurilikten alınıyor, felç olma riski var” yönündeki düşüncenin doğru olmadığını söyledi.
Kök hücre naklinde kan grubundan ziyade doku grubu uyumunun önemli olduğunu belirten Sarı, yalnızca üç tüp kan örneğiyle doku grubunun incelendiğini kaydetti. Sarı, genç bağışçıların tercih edilmesinin nakil başarısı açısından önem taşıdığını ifade ederek gençleri bağışçı olmaya çağırdı.
DONÖRÜN VAZGEÇMESİYLE UMUDU YIKILDI
2018 yılında lösemi tanısı alan 54 yaşındaki Reyhan Erdoğan da tedavi sürecinde yaşadıklarını anlattı.
Uygun donör bulunmasının ardından bağışçının son anda vazgeçtiğini belirten Erdoğan, bu durumun kendisi için büyük bir yıkım olduğunu söyledi. Daha sonra Almanya’dan 22 yaşındaki başka bir donörle yüzde 100 uyum sağlandığını ve naklin gerçekleştirildiğini aktaran Erdoğan, zorlu geçen tedavi sürecinin sonunda yeniden hayata tutunduğunu ifade etti.
Erdoğan, kök hücre bağışçısı olmak isteyenlere seslenerek, “Vazgeçmeyin ki birileri sizin sayenizde hayata tutunsun, ikinci baharını yaşayabilsin” dedi.
11 YIL ÖNCE BAĞIŞ YAPTI
Projeye ilişkin deneyimini paylaşan 11 yıl önce kök hücre bağışında bulunan Muharrem Kara ise yaptığı bağışın bir insanın yaşamına doğrudan dokunabilmenin önemini gösterdiğini söyledi.
Kara, bir mühendis olarak mesleği aracılığıyla böyle bir etkiyi her zaman oluşturamayacağını belirterek, bağış yapmanın kendisi açısından hem şans hem de gurur verici bir deneyim olduğunu ifade etti.
Kara, “Bir Silgi Bir Umut” projesinin tedavi gören hastalar açısından önemli bir umut kaynağı olduğunu söyledi.