Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde Adıyaman’ın Merkez ilçesi Alitaşı Mahallesi’nde yıkılan ve 9 kişinin hayatını kaybettiği apartmana ilişkin davada ilk duruşma, depremin üzerinden 43 ay geçmesinin ardından yapıldı.

Yıkılan binada 9 kişi yaşamını yitirirken, 4 kişi de yaralandı. Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame kapsamında yapı sahibi Abuzer Yapıcı ile betonarme proje müellifi ve fenni mesul Mahmut Nedim Karakaş hakkında “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan dava açıldı.

Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya depremde yakınlarını kaybeden mağdurlar ve avukatları katılırken sanıklar duruşmada yer almadı. Mahkeme Başkanı, Mahmut Nedim Karakaş’ın savunmasının talimat yoluyla alındığını bildirdi.

“BABAM DURUŞMAYI GÖREMEDEN HAYATINI KAYBETTİ”

Depremde annesini, teyzesini ve üç kuzenini kaybeden, kendisi de yaralı olarak kurtulan İlker Ümit Uyğul, ilk duruşmanın ancak 3,5 yıl sonra görülmesine tepki gösterdi.

Sanıkların tutuklu yargılanmasını isteyen Uyğul, süreç devam ederken babasının da yaşanan acı nedeniyle duruşmayı göremeden hayatını kaybettiğini söyledi.

Uyğul, yalnızca bina sorumlularının değil, belediye, AFAD ve Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü gibi ilgili kurumların sorumlularının da araştırılarak yargılanmasını istedi.

AİLELER SANIKLARIN TUTUKLANMASINI İSTEDİ

Binada iki kızını ve dört torununu kaybeden Mahbup Hanım Çakır ile annesini ve üç kardeşini kaybeden Sedat Yaşar da sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.

İki kardeşinin yanı sıra annesini, teyzesini ve iki kuzenini kaybeden Mehmet Erol Uyğul ise binada kalitesiz malzeme kullanıldığını ve kaçak kat yapıldığını ileri sürerek sanıkların tutuklanmasını istedi.

“CEZASIZLIK ALGISI TAM OLARAK BUDUR”

Müşteki avukatlarından Erhan Ülgül, binanın bulunduğu bölgede çok sayıda yapının depremi ayakta atlattığını, söz konusu apartmanın ise kalitesiz malzeme kullanımı nedeniyle yaklaşık 10 saniye içinde yıkıldığını savundu.

Yargılamanın geç başlamasına da tepki gösteren Ülgül, sanıkların para ve kar amacıyla hareket ettiğini öne sürerek cezalandırılmalarını istedi.

Ülgül, önceki depremlerden sonra sorumluların cezasız kaldığı algısının benzer davalarda tekrar ortaya çıkmaması gerektiğini savundu. Yargılama sürecinin istinaf ve Yargıtay aşamalarıyla yıllarca sürebileceğini belirten Ülgül, olası yasal değişikliklerin sanıkların cezaevine girmeden yaşamlarını sürdürmelerine neden olabileceğini iddia etti.

Bu nedenle hem sanıkların hem de sorumluluğu bulunabilecek diğer kişilerin tutuklu yargılanmasını talep etti.

“OLASI KASTTAN EN ÜST HADDEN CEZA VERİLSİN”

Bir diğer müşteki avukatı Furkan Eskici ise bilirkişi ek raporunda binada çok sayıda teknik eksiklik tespit edildiğini belirtti.

Cezaevleri bir network aracına dönüşmüş! Uyuşturucu ağı...
Cezaevleri bir network aracına dönüşmüş! Uyuşturucu ağı...
İçeriği Görüntüle

Eskici, nervürsüz donatı kullanılması, etriye sıkılaştırmasının yapılmaması, çiroz kullanılmaması ve dere kumu kullanılması gibi eksikliklere dikkat çekti. Sanıklara “asli kusur” atfedildiğini belirten Eskici, binanın üçüncü ve dördüncü katlarının kaçak yapıldığını ve yapıya ek yük bindirdiğini savundu.

Eskici, sanıkların “olası kast” suçundan en üst hadden cezalandırılmasını ve tutuklanmasını istedi.

MAHKEMEDEN TUTUKLAMA TALEPLERİNE RET

Mahkeme heyeti, müşteki tarafın tutuklama taleplerini reddetti. Kararda, olayın üzerinden geçen süre, tutuklamanın tedbir niteliğinde olması ve mevcut durumda adli kontrol tedbirinin yeterli görüldüğü gerekçeleri dikkate alındı.

Sanıklar hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve karakola imza atma yükümlülüğü uygulanmasına karar verildi. Mahkeme ayrıca sanık Abuzer Yapıcı’nın zorla getirilmesine hükmetti.

Davanın bir sonraki duruşması 4 Kasım’da görülecek.