Cumhuriyet'te yer alan habere göre; iktidarın 2026'yı “Organize Suç Örgütleri ve Uyuşturucuyla Mücadele Yılı” ilan ettiği Türkiye'de, Adalet Bakanlığı verileri cezaevlerindeki uyuşturucu suçları kaynaklı yoğunluğu ortaya koydu. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıkladığı verilere göre uyuşturucuyla bağlantılı suçlardan cezaevlerinde bulunan hükümlü ve tutukluların toplam sayısı 182 bin 693'e ulaştı.

Rakamlar, uyuşturucuyla mücadelenin yalnızca operasyon ve adli süreçlerle sınırlı kalmaması gerektiğine ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme getirdi. Özellikle cezaevlerinde rehabilitasyon imkanlarının yeterliliği ve mahpusların tahliye sonrasında yeniden topluma kazandırılması konusu öne çıktı.

EN BÜYÜK GRUBU UYUŞTURUCU TİCARETİNDEN CEZA ALANLAR OLUŞTURUYOR

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in 20 Şubat 2026'da açıkladığı verilere göre uyuşturucu ticareti suçundan cezaevlerinde 82 bin 619 hükümlü ve 28 bin 843 tutuklu bulunuyor.

Uyuşturucu kullanma suçundan 67 bin 378 hükümlü ve 13 tutuklu, diğer uyuşturucu suçları kapsamında ise 3 bin 682 hükümlü ve 158 tutuklu cezaevlerinde yer alıyor.

Bu kategorilerin tamamı dikkate alındığında uyuşturucu bağlantılı suçlardan cezaevlerinde bulunanların toplamı 182 bin 693'e çıkıyor.

REHABİLİTASYON İÇİN AYRILAN KAYNAK TARTIŞMA KONUSU

Uyuşturucuyla mücadele kapsamında yaklaşık 15 milyar liralık Bağımlılıkla Mücadele Programı bütçesi ayrılırken, bu kaynağın 9,4 milyar liralık bölümünün Emniyet Genel Müdürlüğü'ne tahsis edildiği belirtildi.

Altı ilde planlanan toplam 275 yatak kapasiteli AMATEM ve ÇEMATEM yatırımları için ise 2026 yılı bütçesinde 241 milyon 410 bin lira ödenek ayrıldı.

Söz konusu rakamlar, uyuşturucuyla mücadelede güvenlik ve operasyon boyutunun yanı sıra tedavi, rehabilitasyon ve yeniden topluma kazandırma politikalarının yeterliliğine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.

CEZAEVLERİNDE KURULAN BAĞLANTILARA DİKKAT ÇEKİLİYOR

Uyuşturucu suçları nedeniyle cezaevine giren kişilerin infaz sürecinde yeni suç bağlantıları edinip edinmediğine ilişkin kamuoyuna açık kapsamlı bir resmi veri bulunmuyor.

Bununla birlikte uluslararası araştırmalar, cezaevlerinde uyuşturucu dağıtım ağlarının oluşabileceğine işaret ediyor. Dünya Sağlık Örgütü de bazı kişilerin uyuşturucu kullanmaya ilk kez cezaevinde başlayabildiğine, bazı kişilerin ise cezaevi sürecinde farklı maddelere veya daha riskli kullanım biçimlerine yönelebildiğine dikkat çekiyor.

AĞIR CEZA AVUKATI: “CEZAEVLERİ BİR NETWORK ARACINA DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA”

Ağır ceza avukatı Elif Narin Dursun, farklı kentlerdeki cezaevlerinde bulunan müvekkillerinden hareketle infaz sistemindeki sorunlara dikkat çekti.

Cezaevlerinin bazı durumlarda yeni suç bağlantılarının kurulabildiği ortamlara dönüşebildiğini savunan Dursun, aşırı kapasite ve yetersiz rehabilitasyon imkanlarının bu riski artırabileceğini söyledi.

Dursun, “Adana'sından Mersin'ine, Gümüşhane'sinden Bayburt'una, Sincan'dan Maltepe ve Silivri'ye kadar çok sayıda cezaevindeki durumu biliyoruz. Bunu havadan söylemiyoruz, bizzat müvekkillerimiz yaşıyor” dedi.

Cezaevlerinin mevcut haliyle rehabilitasyon işlevinden uzak olduğunu savunan Dursun, “Cezaevleri bir network aracına dönüşmüş durumda. Çünkü ıslah etmekten çok uzağız” ifadelerini kullandı.

“İÇERİ GİRENİN DIŞARIDA ÇEVRESİ GENİŞLEYEBİLİYOR”

Uyuşturucu suçları nedeniyle cezaevine giren kişilerin farklı bölgelerden gelen kişilerle aynı ortamda bulunmasının yeni bağlantılar oluşturabileceğini ileri süren Dursun, bu durumu bir müvekkilinin yaşadıkları üzerinden anlattı.

Dursun, “Uyuşturucuyu yalnızca bir yerden temin edebilen bir müvekkilim tutuklandı. Çıktığında Ankara'da altı farklı lokasyondan temin edebilmeyi öğrenmişti. Farklı suçları da öğrenmişti. Cezaevleri bir network. Öncelikle bunu değiştirmeniz gerekiyor” diye konuştu.

Farklı bölgelerde uyuşturucu bağlantıları bulunan kişilerin cezaevlerinde karşılaşabildiğini belirten Dursun, “Biri Sincan'ı biliyor, diğeri Keçiören'i. İçeride tanışıyorlar ve ağlarını paylaşabiliyorlar. Kişi içeriye girdiğinde tek bir bağlantıyı biliyorken dışarı çıktığında daha geniş bir çevreye sahip olabiliyor” ifadelerini kullandı.

“CEZAEVİNİN AMACI YENİDEN TOPLUMA KAZANDIRMAK OLMALI”

Çiftçi 5 liraya veriyor, vatandaş 100 liraya alıyor: Limon tezgaha gelene kadar ne oluyor?
Çiftçi 5 liraya veriyor, vatandaş 100 liraya alıyor: Limon tezgaha gelene kadar ne oluyor?
İçeriği Görüntüle

Cezaevlerinin temel işlevinin yalnızca cezalandırma olmadığını, hükümlülerin yeniden topluma kazandırılmasının da infaz sisteminin önemli bir parçası olması gerektiğini belirten Dursun, rehabilitasyon eksikliğinin toplumsal sonuçları olabileceğini söyledi.

Dursun, “Ama bu cezayı biz oradaki mahkûma vermiyoruz. Cezayı kendi milletimize ve toplumumuza veriyoruz. Çünkü içeriye ıslah olması için bıraktığımız bir mahkûm dışarı çıktığında ıslah olmuş olmuyor, tam tersine daha çok şey öğrenmiş oluyor” değerlendirmesinde bulundu.

Uyuşturucuyla mücadelede ortaya çıkan tablo, operasyonların yanı sıra cezaevi koşulları, bağımlılık tedavisi, rehabilitasyon ve tahliye sonrası sosyal destek mekanizmalarının da tartışılması gerektiğine işaret ediyor.