Yozgat’ta şekerpancarı ve yağlık ayçiçeği hasadı devam ederken, diğer yandan 2026-2027 sezonu için ekim çalışmalarına başlandı. Hububat fiyatlarıyla mazot ve gübre maliyetleri arasındaki farkın açılması, yeni üretim dönemi öncesinde çiftçilerin endişelerini artırdı.
Yozgat’ta çiftçilik yapan Süleyman Çatalyürek, tarımsal üretimde son üç sezona ilişkin gelir ve gider kalemlerini karşılaştırarak üreticinin içinde bulunduğu ekonomik duruma dikkat çekti. Çatalyürek, çiftçinin yeni sezona borçlu başladığını belirtti.
Tarımsal üretim için hazırlıklara başlayan çiftçiler, özellikle mazot ve gübre fiyatlarındaki yükselişin üretim maliyetlerini ciddi ölçüde artırdığını ifade etti. Yeni sezonun başlangıcında çiftçinin yalnızca tarlasını sürmek ve tohum ekmek için dekar başına 2 bin 200 ile 2 bin 300 lira arasında harcama yaptığı, bu maliyetlerin geçen yıla kıyasla yüzde 100’ün üzerinde arttığı belirtildi.
Eski Yozgat Ziraat Odası Başkanı olan ve Özlüce köyünde çiftçilik yapan Süleyman Çatalyürek, son üç sezondaki girdi ve gelir hesaplamalarını paylaşarak üreticinin borç yükünün sürdüğünü anlattı.
“MAZOT GEÇEN SENE 38 LİRAYDI, BU SENE 102 LİRA”
Çatalyürek, geçen yıl gübre, ilaç, tohum ve mazot için yapılan harcamalarla bu yılki fiyatlar arasındaki farkın çiftçinin maliyetlerini nasıl etkilediğini anlattı. Geçen yıl DAP gübresinin tonunu ortalama 22-24 liraya aldıklarını, üre gübresinin ise 16 bin ila 18 bin lira arasında satıldığını belirten Çatalyürek, ot ilacı ve muadillerinin bir tenekesinin 2 bin ila 2 bin 500 lira arasında değiştiğini söyledi.
Çiftçinin dekara 25 kilogram tohum ektiğini belirten Çatalyürek, tohum fiyatının geçen yıl 20 lira olduğunu, bu yıl ise 30 liraya yükseldiğini ifade etti. Mazot fiyatındaki artışa da dikkat çeken Çatalyürek, geçen yıl 38 lira seviyesinde olan mazotun bu yıl 102 liraya çıktığını kaydetti.
Çatalyürek, geçen sezon çiftçilerin büyük bölümünün borçla üretime başladığını belirterek şöyle konuştu:
“Geçen yıl ortalama 22-24 liraya DAP gübrenin tonunu aldı çiftçimiz. 16 bin ila 18 bin lira arasında da üre gübreyi aldı. Bir teneke ot ilacı ve muadilleri ortalama 2 bin lirayla 2 bin 500 lira arasında seyretti. Bu da 100 dönüme gider. Çiftçimiz dekara 25 kilo tohum attı. Tohumluğu geçen sene 20 liradan aldık, bu sene 30 lira oldu. Geçen sene 38 lira ile mazotu kapattık, bu sene 102 lira. Çiftçinin geçen sene yüzde 80'i bankalara ve Tarım Kredi'ye borçlu girdi. Sebebi de geçen sene ürünümüzün sıkıntı oluşundan dolayı. Geçen sene 13 liraya hububat satarken bu sene 14 liraya, 15 liraya sattık. Ama mazot farkı ortada. Ve paralarımızı geç aldık, hiç gününde alamadık. Bu sene ürünümüz iyi olmasına rağmen fiyatın hoş olmayışından çiftçimiz halen sıkıntılı.”
“ZİRAAT BANKASI VE TARIM KREDİ’YE BORCU OLMAYAN ÇİFTÇİ PARMAKLA GÖSTERİLİR”
Çatalyürek, köylerde Ziraat Bankası ve Tarım Kredi’ye borcu bulunmayan çiftçilerin çok az sayıda olduğunu belirtti. Üreticilerin önemli bir bölümünün borçlarını yeni borçlarla çevirmek zorunda kaldığını söyleyen Çatalyürek, bankaların çiftçiye nakit para yerine kart üzerinden harcama imkânı sunduğunu ifade etti.
Mazot alımlarında nakit ödeme yapılması hâlinde yüzde 5 indirimden yararlanabildiklerini belirten Çatalyürek, kartla yapılan alışverişlerde ise 100 bin liralık alımda 2 bin, 3 bin hatta 5 bin lira kesintiyle karşılaşabildiklerini söyledi. Bu durumun çiftçinin maliyetlerini daha da artırdığını dile getirdi.
Çatalyürek, üreticilere nakit desteği verilmesi veya ödemelerin doğrudan gübre, ilaç, tohum ve mazot satıcılarına yapılmasının daha yararlı olacağını savundu.
Çatalyürek, şöyle konuştu:
“Ziraat Bankası ve Tarım Kredi'ye borcu olmayan çiftçi her köyden parmakla gösterilir derecede, iki elin parmakları kadar. Kalanın tamamı Ziraat Bankası'yla Tarım Kredi'ye borcunu borçla çeviriyor. Bankalardan kart veriyorlar. Bizim elimize nakit para vermiyor Ziraat Bankası. Niye vermiyor? Şimdi peşin para ben mazotu yüzde 5 iskontolu alma şansına sahip oluyorum. Ama kart olduğu zaman 100 bin lirada 2 bin lira, 3 bin lira, 5 bin lira kesintiyle mazot alıyoruz. Oradan da zarar ediyoruz. Bankaya borçlanıyoruz. Bizim paramızı nakit verirlerse elimize, hatta nakitten ziyade gübreciye, ilaççıya, tohumcuya, mazotçuya, bize vermeden direkt ödemeleri bizim için daha iyi. Nereden bakarsan böyle yüzde 5 de bankanın bir artı sıkıntısı var çiftçimize.”
VERİM ARTTI, FİYATLAR ÇİFTÇİYİ MEMNUN ETMEDİ
Yağışların etkisiyle bu yıl verimin yükseldiğini belirten Çatalyürek, buna rağmen yeni sezonda ekiliş alanlarında azalma yaşanabileceğini savundu. Çiftçinin üretimden elde ettiği gelirin yalnızca ürün miktarıyla değerlendirilemeyeceğini ifade eden Çatalyürek, ekimden hasada kadar geçen süreçteki bütün giderlerin hesaba katılması gerektiğini söyledi.
Dünya ve Türkiye ortalamalarında bir dekar toprağın işlenmesinden hasada kadar yaklaşık 8-10 litre mazot kullanıldığını belirten Çatalyürek, buğday ekiminde ortalama 24-28 kilogram tohum atıldığını kaydetti. İlaçlama maliyetinin de kullanılan ilaç ve muadillerine bağlı olarak 2 bin ila 2 bin 500 lira arasında değiştiğini aktardı.
Çatalyürek, üretim maliyetlerine biçerdöver ve ürünün eve taşınması için ödenen nakliye bedelinin de eklenmesi gerektiğini vurguladı.
“ÇİFTÇİMİZ SEZONA BORÇLU GİRDİ”
Önceki üretim sezonunun ülke genelinde sıkıntılı geçtiğini belirten Çatalyürek, bu yıl yağışların etkisiyle verimin yükselmesine rağmen fiyatların çiftçinin beklentilerini karşılamadığını söyledi.
Çatalyürek, bu yıl ürün veriminin dekarda 400 kilogramın altına düşmediğini, bazı alanlarda 800 kilograma kadar çıktığını belirtti. Buna karşın ürünün 14 bin ila 14 bin 750 lira civarında satıldığını ifade eden Çatalyürek, 2025-2026 sezonunda yağışların etkisiyle dekardan 6 bin 500 ila 7 bin lira gelir elde edildiğini, ortalama giderin ise 2 bin 500 lira olduğunu kaydetti.
2026-2027 sezonunun başlangıcında ise yalnızca ilk üretim aşamalarındaki maliyetlerin bile 2 bin 200 ila 2 bin 300 liraya ulaştığını belirten Çatalyürek, bu tutara henüz yeşil gübre, bahar gübresi, ilaçlama, hasat ve nakliye giderlerinin eklenmediğini anlattı.
Çatalyürek, son iki sezonun gelir ve giderlerini karşılaştırarak çiftçinin yeni sezona hangi koşullarda başladığını şu sözlerle açıkladı:
“Bu seneye gelince 400 kilogramın altına ürünümüz düşmedi. Tabanı 400, tavanı 800 kilogram ama fiyatımız 14 bin, 14 bin 750 civarında sattık. 2025 ve 2026 içinde hububattaki genel durum şu; yağmurlardan dolayı 6 bin 500, 7 bin lira dekarda gelirimiz oldu. 2 bin 500 lira da ortalama giderimiz oldu. Çiftçinin cebinde parası kaldı. 2026 ve 2027 sezonunu ele alacak olursak, dekara mazot 800 lira, tohum 625 lira, taban gübresi 785 lira. Bu işin başlangıcı. 2 bin 200 ile 2 lira 300 arasında şu andaki dekara giderimiz. Ama 2027 yılında harcayacağımız masraflarımız var. Yeşil gübre, bahar gübresi atacağız. Bunun yanında ilaçlama yapacağız. Bunun yanında hasat bedeli var ve nakliye bedeli var ve fiyat ortada yok. Satış bedeli var. Bu hesabı da önümüzdeki yıl tamamlamış olacağız. 2025 ve 2026 net fiyatımız; gelirimiz 7 bin lira, giderimiz 2 bin 500 lira. 2026-2027 sezonunda şu anda yüzde 60'ını işledik. Bu da 2 bin 200-2 bin 300 lira civarında, yeşil gübresi, nakliyesi, hasatı, ilaçlaması hariç. Bunlar da 2027'de açıklanacak. Bahar gübresi bunları kullanacağız o hesapta önümüzdeki yıl içerisinde taban fiyatla beraber ortaya çıkacak. Çiftçimiz sezona borçlu girdi. Geçen seneki borçluluk halen devam ediyor. Tarım girdilerinde mesela gübrede yüzde 100 fiyat yükseldi. Mazotta yüzde 100'ü geçti. Zaten çiftçinin ana kalemi tohum, gübre, ilaç, mazot.”




