Manisa’nın Soma ilçesine bağlı Avdan Mahallesi’nde zeytin hasadı, düşen ürün fiyatları ve yükselen üretim maliyetleri arasında devam ediyor. Yağlık zeytinin kilogram fiyatının 10 liraya kadar gerilediğini belirten işçiler, üreticilerin ürünlerini satamadıkları için yevmiyelerini ödemekte zorlandığını ifade ediyor. Çoğu emekli olan işçiler, geçimlerini sağlayabilmek ve torunlarına harçlık verebilmek için çalışmayı sürdürdüklerini anlatıyor.

Zeytin işçileri, ürün fiyatlarındaki düşüşün doğrudan kendi kazançlarını etkilediğini, bazı günler çalıştıkları hâlde ücretlerini alamadıklarını belirtiyor. Bir işçi, zeytin toplamanın kazanç sağlamamasına rağmen ürünün dalında kalmaması için çalışmaya devam ettiklerini söyleyerek, “Zeytin topluyoruz ama para yapmıyor. Yine de dalında kalmasın diyoruz. Patron kazanırsa bize verecek, kazanmazsa bize de yok. Biz buraya torunlarımız için geliyoruz, kendimiz için değil” dedi.

Emekli bir kadın işçi de aldığı aylığın geçinmesine yetmediğini belirterek, “Mecbur çalışıyoruz. Torunlarımıza para veremiyoruz, istediğimizi alamıyoruz. Bazen torunlarımıza görünmemek için başka kapılara gidiyoruz” diye konuştu.

Eşini kaybettikten sonra aylığı azalan bir başka kadın işçi ise torunlarına harçlık verebilmek için zeytin topladığını anlattı. Torunlarının okul yolculuğunda ellerine harçlık verebilmenin kendisi için önemli olduğunu belirten kadın işçi, “Torunlarım yanımda. Okula giderken ‘Babaanne, ben gidiyorum’ dediği zaman eline beş kuruş vereyim, simit parası olsun istiyorum. Harçlık verebilmek için geliyorum” ifadelerini kullandı.

“SABAHIN BEŞİNDE KALKIYORUZ, BİR BARDAK ÇAY İÇEMİYORUZ”

İşçiler, artan hayat pahalılığı nedeniyle en temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlandıklarını dile getirdi. Sabah erken saatlerde çalışmaya başladıklarını belirten bir kadın işçi, hem üreticinin hem de işçinin yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekti.

Kadın işçi, “Sabahın beşinde kalkıyoruz, burada çalışıyoruz. İsyan ediyoruz ama sesimizi duyan yok. Zeytin ucuz. Patronlar zeytini satamıyor, bizim patronlarımız da bize para veremiyor” dedi.

Bir başka kadın işçi ise kızının Sinop’ta üniversiteyi kazanmasına rağmen barınma ve geçim koşulları nedeniyle eğitimine başlayamadığını anlattı. Kızına yurt çıkmadığını ve ailesinin onu üniversiteye gönderemediğini belirten işçi, “Yurt çıkmadığı için gönderemedik. 20 bin lira aylık gelirle çocuğumu nasıl okutacağım? Çok üzüldük ama yapacak bir şey yok” diye konuştu.

Geçmişte çiftçilikle geçinen ailelerin bugün temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını söyleyen emekli bir işçi de geçmişle bugünü karşılaştırdı. Babasının çiftçilik yaparak ailesini geçindirdiğini anlatan işçi, “Babam bizi çiftçilikle büyüttü. Eskiden babam çarşamba günü sebze satarak insanların bir aylık kazancı kadar para kazanıyordu. Ama şimdi karnımızı doyuramıyoruz” ifadelerini kullandı.

DEM Parti’den Hikmet Kıvılcımlı’nın ölüm yıl dönümünde anma mesajı!
DEM Parti’den Hikmet Kıvılcımlı’nın ölüm yıl dönümünde anma mesajı!
İçeriği Görüntüle

“CEBİMDE BİN LİRA YOK, GECELERİ TENEKE TOPLUYORUM”

Zeytin hasadında çalışan emekli bir erkek işçi, aldığı 25 bin 500 liralık maaşın 14-15 bin lirasını kiraya verdiğini, kalan parayla geçinmekte zorlandığını anlattı. Elektrik ve su faturalarını ödeyebilmek, temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için geceleri hurda ve teneke topladığını belirten işçi, günlük yaşamını sürdürebilmek için arkadaşlarının desteğine ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Emekli işçi, yaşadığı geçim sıkıntısını şu sözlerle anlattı:

“Elektrik faturalarımı, su faturalarımı ödemek ve geçinmek için geceleri dışarıdan teneke topluyorum. Bugün cebimde bin lira para yok. Sabah ekmek alabilmek için arkadaşlarıma mesaj atıyorum. Bir gün birimiz çay, bir gün birimiz simit, bir gün birimiz peynir getiriyor. Böyle toplanıp yemek yiyoruz. Ben açım, arkadaşım aç. Biz açız, biz bitiğiz. Sahil bölgelerine çim yolmaya, ot yolmaya, ırgatlık yapmaya gittiğimizde yemekhanelere giriyoruz, mutfaklara bulaşıkçı benim emekli kardeşim, ben de bulaşık yıkıyorum. Dışarıdan ülkelerden gelen insanlar ehlikeyif yatıyorlar. 25 bin 500 lira alan ben, 14-15 bin kira verip, haftada bir kere pazar yapıp, geçimimizi nasıl sağlayacağız?”

66 yaşındaki başka bir emekli işçi de yaşadığı ekonomik sıkıntıları anlatarak temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını söyledi. Emekli maaşıyla geçinmekte zorlandığını belirten işçi, “Devletten emekliyim. Görüyorsunuz, yediğimiz salçada yağ yok. Artık isyan ediyorum, karnımı doyuramıyorum. Bu kadar şey yaşadım ama bu hale geldik” ifadelerini kullandı.

ÜRETİCİ: ZEYTİN TOPLAMANIN KİLOGRAM MALİYETİ 20 LİRA

Avdan Mahallesi’nde zeytin üretimi yapan Ertuğrul Özcan, her yıl 15 bin ila 20 bin zeytin ağacının hasadını gerçekleştirdiklerini belirterek artan girdi maliyetleri ve düşen satış fiyatlarının üreticiyi zor durumda bıraktığını söyledi.

Mazot ve gübre fiyatlarının yükseldiğini, zeytin fiyatlarının ise son dört yılın en düşük seviyelerine gerilediğini ifade eden Özcan, toptan zeytinyağı fiyatlarının önceki yıllarda 300-350 lira seviyelerinde konuşulurken bu yıl 200-250 lira bandında telaffuz edildiğini anlattı.

Üretim maliyetlerinin karşılanamadığını vurgulayan Özcan, zeytin toplama giderinin kilogram başına 20 liraya ulaştığını, yağlık zeytinin ise 25 liradan alıcı bulduğunu belirtti. Bu fiyatın yalnızca toplama maliyetini karşıladığını söyleyen Özcan, gübre, mazot, budama ve bahçenin sürülmesi gibi diğer giderlerin de üreticinin üzerinde yük oluşturduğunu dile getirdi.

Özcan, “Burada çiftçinin para kazanması mümkün değil. Zeytin toplamanın kilogram maliyeti 20 lirayı buluyor. Yağlık zeytin bugün 25 lira. Bu sadece toplama maliyeti. Bunun gübresi var, mazotu var, budaması var, bahçenin sürülmesi var. Bu işin içinden bu şekilde çıkmak mümkün değil” diye konuştu.

İşçilik giderlerinin de bir önceki yıla göre yüzde 50-60 arttığını belirten Özcan, bu yıl işçilere günlük 1500 ila 2 bin 500 lira arasında ödeme yapıldığını söyledi.

Üretici, zeytin ve zeytinyağı fiyatlarında yaşanan düşüşün market raflarına aynı ölçüde yansımadığını ifade ederek fiyat düşüşünün yalnızca üreticinin üzerine yüklenmemesi gerektiğini vurguladı.

Özcan, “Zeytinyağı ve zeytin fiyatı düştüğü zaman bunun yükü sadece üreticinin üzerine kalıyor. Madem fiyatlar üretici açısından düştü, bunun marketlere de yansıması gerekiyor ki tüketici de fiyatların gerçekten düştüğünü görebilsin” dedi.