Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) ile Makina Mühendisleri Odası (MMO), Muğla'daki Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin Türkiye ve Ege Bölgesi'nin elektrik arzındaki rolüne ilişkin ortak bir rapor hazırladı. Raporda, üç santralin devre dışı kalmasının Türkiye'nin elektrik arz güvenliğini olumsuz etkilemeyeceği, ortaya çıkacak üretim kaybının mevcut atıl kapasite ve yeni üretim tesisleriyle karşılanabileceği belirtildi.
Cumhuriyet'te yer alan habere göre; 3 santralin toplam kurulu gücünün 1.768 MW, teorik yıllık üretim kapasitesinin ise 10,9 milyar kWh olduğu aktarılan raporda, bu değerlerin Türkiye'nin toplam kurulu gücü ve yıllık üretim kapasitesi içerisinde oldukça sınırlı bir paya sahip olduğu ifade edildi.
TÜRKİYE'NİN ELEKTRİK KAPASİTESİNDEKİ PAYLARI SINIRLI
Raporda, Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy santrallerinin toplam gücünün Türkiye'nin kurulu gücünün yaklaşık yüzde 3'üne, yıllık üretim kapasitesinin ise yüzde 1,4'üne karşılık geldiği belirtildi.
Üç santralin devreden çıkarılmasının ülkenin elektrik sistemi açısından belirleyici bir kapasite kaybına yol açmayacağı savunulan raporda, eksilecek üretimin mevcut kullanılmayan kapasiteyle karşılanabileceği kaydedildi.
Ege Bölgesi'nin de tükettiğinden yaklaşık yüzde 24,8 daha fazla elektrik ürettiğine dikkat çekilen raporda, bölgesel elektrik talebinin söz konusu santraller olmadan da mevcut üretim tesisleriyle karşılanabileceği öne sürüldü.
DİĞER SANTRALLERDEKİ KAPASİTEYE DİKKAT ÇEKİLDİ
Raporda, uzun yıllar ortalamasıyla karşılaştırıldığında üç santralde 2025 yılında 10 bin 402,05 GWh ile rekor düzeyde üretim gerçekleştirildiği belirtildi. Ancak bölgedeki diğer santrallerin üretim kapasitesinin bu kaybı karşılayabilecek seviyede olduğu ifade edildi.
Buna göre, yalnızca lisanslı ve 50 MW üzeri santrallerin toplam kurulu gücü 10 bin 772 MW olarak hesaplandı. Bu santrallerin piyasa koşullarındaki üretiminin ise 48 bin 942,2 GWh seviyesinde olduğu aktarıldı.
Bölgedeki 50 MW'ın altında kurulu güce sahip 4 bin 259,23 MW lisanslı santral ile 4 bin 390 MW lisanssız santral de hesaba katıldı. Bu küçük santrallerin 2025 yılındaki toplam üretiminin yaklaşık 18 bin 265 GWh olduğu belirtildi.
YENİ ÜRETİM TESİSLERİ KAPASİTE KAYBINI KARŞILAYABİLİR
Raporda, Ege Bölgesi'nde son yıllarda yapımına başlanan elektrik üretim tesislerine ilişkin verilere de yer verildi.
Bölgede toplam 3 bin 811 MW gücünde 106 elektrik üretim tesisi projesinin bulunduğu, bunların 2 bin 321,3 MW'lık bölümünün tamamlandığı, 1.358,3 MW'lık kısmının ise yapım aşamasında olduğu kaydedildi.
Rapora göre devam eden ve yeni tamamlanan yatırımların toplam büyüklüğü, Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy santrallerinin kapasitesinin yaklaşık iki katına ulaşıyor. Bu nedenle yeni yatırımların, üç termik santralin devreden çıkması halinde oluşabilecek üretim açığını karşılayabilecek büyüklükte olduğu savunuldu.
“KARBON SALIMINDA ÖNEMLİ AZALMA SAĞLANIR”
Santrallerin devre dışı bırakılmasının çevresel etkilerine de dikkat çekilen raporda, yıllık yaklaşık 10,8 milyon ton karbon salımının önüne geçilebileceği belirtildi.
Bu miktarın Türkiye'nin yıllık karbon salımının yaklaşık yüzde 2'sine karşılık geldiği ifade edilerek, santrallerin kapatılmasının emisyonların azaltılması açısından önemli bir katkı sağlayacağı görüşüne yer verildi.
RAPORDA KAMU MALİYETİ DE HESAPLANDI
Raporda, santrallerin elektrik üretim maliyetleri ve kamuya yönelik ödemeler de ele alındı.
EÜAŞ'ın 2025 yılında Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinden 75 dolar/MWh bedelle toplam 1 milyon 766 bin 636 MWh elektrik satın aldığı ve bu alım için 132 milyon 497 bin 700 dolar ödeme yaptığı belirtildi.
Santrallerin devre dışı kalması halinde kamunun bu yüksek fiyatlı elektrik alımını yapmak zorunda kalmayacağı savunulan raporda, yeni devreye giren yenilenebilir enerji tesislerinin daha düşük satış fiyatları sayesinde ilerleyen yıllarda elektriğin tüketiciye daha uygun maliyetle ulaşmasının mümkün olabileceği ifade edildi.
KAPASİTE ÖDEMELERİNE DE DİKKAT ÇEKİLDİ
Raporda ayrıca Türkiye Elektrik İletim AŞ'nin (TEİAŞ), santrallere elektrik üretmedikleri dönemlerde gerektiğinde sisteme dahil olabilmeleri karşılığında “kapasite ödemeleri” yaptığı belirtildi.
Bu kapsamda Yeniköy ve Kemerköy santrallerine 2018-2025 yılları arasında toplam 192 milyon dolar, Yatağan Termik Santrali'ne ise 82 milyon dolar ödeme yapıldığı kaydedildi.
ÇALIŞANLAR İÇİN GEÇİŞ PLANI ÖNERİLDİ
Santrallerin kapatılması halinde çalışanların durumunun da göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekilen raporda, istihdam kaybının önüne geçilmesi için rehabilitasyon ve söküm çalışmalarından yararlanılabileceği belirtildi.
Santral sahalarının rehabilitasyonu ile termik santrallerin sökümünün yaklaşık 5 ila 10 yıl sürebilecek bir süreç olduğu ifade edilerek, işini kaybedecek çalışanların bu faaliyetlerde istihdam edilmesinin çözümün önemli bir parçası olabileceği kaydedildi.
Raporda, sürecin kamu öncülüğünde ve planlı biçimde yürütülmesi gerektiği vurgulandı.
“BÖLGEDE SÜRDÜRÜLEBİLİR MADENCİLİK ÇOK ZOR”
Raporda, santrallerin yakıt ihtiyacını karşılayan maden sahalarının geleceğine ilişkin değerlendirmelere de yer verildi.
Bölgenin önemli bir turizm merkezi olması ve maden ruhsat alanlarının içerisinde zeytinliklerin yanı sıra doğal ve arkeolojik sit alanlarının bulunması nedeniyle sürdürülebilir madencilik faaliyetlerinin yürütülmesinin oldukça zor olduğu belirtildi.
Açık maden işletmelerinde rezervlerin tükenmesinin ardından geride büyük çukurların ve tahrip edilmiş bir coğrafyanın kaldığı ifade edilen raporda, bölgedeki madencilik faaliyetlerinin çevresel sonuçlarına dikkat çekildi.
“ARZ GÜVENLİĞİ AÇISINDAN OLUMSUZ ETKİSİ OLMAYACAK”
EMO ve MMO'nun raporunun sonuç bölümünde, 40 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren ve ekonomik verimliliğini kaybettiği savunulan Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin tamamen devreden çıkarılmasının Türkiye ve Ege Bölgesi'nin elektrik arz güvenliğini olumsuz etkilemeyeceği belirtildi.
Raporda, santrallerin kapatılmasıyla oluşacak kapasite kaybının mevcut ve yeni üretim tesisleriyle karşılanabileceği, bunun yanı sıra karbon emisyonlarının azaltılması bakımından da önemli bir kazanım elde edileceği değerlendirildi.
AKBELEN KÖYLÜLERİ ANKARA'YA GİDİYOR
Öte yandan Akbelen'de yıllardır maden faaliyetlerine ve zeytinliklerin tahrip edilmesine karşı mücadele eden köylülerin yeniden Ankara'ya gideceği duyuruldu.
Yapılan açıklamaya göre köylüler, 16 Eylül Çarşamba günü sabah saatlerinde Danıştay önünde, öğleden sonra ise Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirecek.
Eylem çağrısında köylerin, toprakların ve geleceğin korunması, kamu yararının şirketlerin değil toplumun çıkarları doğrultusunda gözetilmesi ve Akbelen başta olmak üzere ülkenin farklı bölgelerindeki madencilik faaliyetlerine karşı mücadele vurgusu yapıldı.