Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay, yeni sürecin “görünen” ve “görünmeyen” gündemlerine dikkat çekti. Balbay, güvenlik birimlerinin değerlendirmesinden Meclis’te atılacak adımlara kadar uzanan sürece ilişkin görüşlerini paylaştı.

Balbay, "AKP iktidarının iç barışla ilgili geçmişi hayli zikzaklı. Bizim de temel kaygımız bu. Önümüzdeki seçimler mi, önümüzdeki nesiller mi ikileminde tereddütsüz birinci şıkkı seçtiğini sürekli yaşadık" ifadelerini kullandı.

Mustafa Balbay, şunları söyledi:

"Terörsüz Türkiye' hedefi ile çıkılan yolda iki yıl sonra bir çerçeve oluştu. İçi ekimden itibaren doldurulacak. Konu iç barış olunca öncelikle şunu vurgulamadan ayrıntıya girmiyoruz; hepimizin arzusu adalet terazisinin herkesi eşit tarttığı, barış içinde bir ülke!

Önceki gün Meclis’ten yüzde 80’i aşan bir destekle geçen çerçeve yasaya ilişkin kaygılarımızı, görünen köyü, dışımızla ilgili bağlantıları dilimiz döndüğünce paylaştık.

Şimdi yeni bir evre başladı. AKP, MHP, DEM Parti’nin genel mutabakatıyla, YENİ Parti’nin engel olmayan tutumuyla, İYİ Parti’nin tam muhalefetiyle “çerçeve” aşaması geçti.

Asıl olan bundan sonrası.

Görünen gündem şu:

Devletin güvenlik birimleri terör örgütünün kendini feshettiğini, silah bıraktığını saptayacak. Kesin değerlendirme MGK kararı olarak Resmi Gazete’de yayımlanacak. Altı ay içinde başvuru yapılacak. Kasten öldürme dışında terör örgütünün hangi eyleminde bulunmuş olursa olsun herkese fiili af gelecek!

Görünmeyen gündem şu:

2. çözüm süreci dondurucuya mı kaldırılıyor? MHP'den dikkat çeken PKK açıklaması...
2. çözüm süreci dondurucuya mı kaldırılıyor? MHP'den dikkat çeken PKK açıklaması...
İçeriği Görüntüle

Terör örgütü silah bırakma ve kendini tam olarak feshetme işlemine karşılık güvenceler ve haklar isteyecek. Bunlar da adım adım Meclis’ten geçecek, uygulamaya konacak!

Bütün mesele görünen ve görünmeyen gündemi birleştirip kamuoyunun kabulüyle yürümek!

Türkiye gibi bir ülkede iktidarlar ne kadar güçlü olursa olsun, ittifaklar ne kadar geniş olursa olsun millete rağmen adım atamazsınız!

Özellikte siyasette geçerli bir söz vardır:

Geçmişi ne kadar iyi bilirseniz, geleceği o kadar sağlam kurgularsınız!

AKP iktidarının iç barışla ilgili geçmişi hayli zikzaklı. Bizim de temel kaygımız bu. Önümüzdeki seçimler mi, önümüzdeki nesiller mi ikileminde tereddütsüz birinci şıkkı seçtiğini sürekli yaşadık.

AKP daha önceki hükümetlerin de denediği, kamuoyunun eve dönüş yasası diye tanımladığı yolu 2003 yılında denedi. Tek başına iktidardı. AB yolu açıktı. En geç 2010’lu yılların başında tam üyelik görünüyordu. Bunu görmeyen kördü. Eleştiren nankördü. Böyle bir ortamda terör örgütü de kendini feshedip üyelerini Türkiye’ye gönderebilirdi.

Bu yasadan sadece 353 kişi yararlandı. Örgüt isim değiştirdi ama hedef değiştirmedi.

2009’daki denemeyi bu satırların yazarı çok farklı yaşadı. Silivri’de tutukluydu. Genelkurmay başkanının terör örgütü yöneticisi olarak yargılandığı davanın gizli tanığı tutuklu PKK yöneticisiydi. Kamuoyunun Habur çadır mahkemesi diye belleğine kazıdığı o süreçte Öcalan devredeydi. Yolun sonu bugünkü DEM’in öncülü partinin kapatılması oldu!

AKP’nin üçüncü denemesi, 29 Temmuz 2014’te TBMM’den geçen yasanın adı şuydu:

Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun!

Bu açılım istenen sonucu vermediği gibi; 2015-2016’da “Hendek savaşları” diye adlandırılan, yüzlerce şehit verdiğimiz çok boyutlu bir mücadeleyi gerektirdi. 2016’da da Selahattin Demirtaş tutuklandı!

Önceki gün kabul edilen yasanın adı şu:

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi!

2014’tekine ne kadar da benziyor!

İşte AKP’nin barış sicili bu!

Son olarak 2023 seçimlerini anımsatalım. 14 Mayıs sonrası 28 Mayıs öncesi cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turu için Anadolu’dayız. Erzurum yolunda bir çobanla konuşurken CHP deyince “Haaa PKK” dedi. Birden böyle bir karşılık alınca şaşırdım. Çoban devam etti:

“CHP terörist parti. Ben haberleri izlerim. CHP teröristlerle kol kolaymış.”

Başka yorum yok!"