CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında tarım sektöründe yaşanan sorunları değerlendirdi. Sarıbal, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) fındık alım politikasından pamuk üreticisinin maliyetlerine, yaş meyve ve sebze piyasasındaki operasyonlardan mazot fiyatlarına kadar çeşitli başlıklarda açıklamalarda bulundu.
Sarıbal, tarımda yaşanan sorunların yalnızca piyasa denetimleri ve operasyonlarla çözülemeyeceğini belirterek, üretimden pazarlamaya kadar bütün sürecin yeniden ele alınması gerektiğini savundu.
FINDIKTA TMO’NUN ALIM MİKTARI TARTIŞMASI
TMO’nun açıkladığı fındık alım fiyatını eleştiren Sarıbal, kurumun bu sezon ne kadar fındık alacağını açıklamamasının üretici açısından belirsizlik yarattığını söyledi.
Öngörülen alım miktarının 200-250 bin ton civarında olduğunu belirten Sarıbal, günlük yaklaşık 5 bin tonluk alım kapasitesinden söz edildiğini aktardı. FİSKOBİRLİK ve Tarım Kredi Kooperatifleri’nin sürecin yeterince içinde olmadığını savunan Sarıbal, üreticilerin etkin bir örgütlenme yapısına sahip olmadığını ifade etti.
TMO’nun aldığı miktardan daha fazla fındık üretildiğini belirten Sarıbal, üreticinin elinde kalan ürünü serbest piyasada devletin açıkladığı fiyatın altında satmak zorunda kalabildiğini söyledi.
Sarıbal, TMO’nun açıkladığı fiyatın taban fiyat olarak uygulanması ve özel sektörün bu fiyatın altında alım yapmasının önüne geçilmesi gerektiğini dile getirdi.
“FINDIKTA GERÇEK BİR ALIM GARANTİSİ VERİLMELİ”
Fındık üreticilerinin yaşadığı sorunlara ilişkin çözüm önerilerini sıralayan Sarıbal, rekolte tespitlerinin şeffaf, bilimsel ve bağımsız biçimde yapılmasını istedi.
TMO’nun toplam alım miktarını önceden açıklaması ve gerçek bir alım garantisi sağlaması gerektiğini belirten Sarıbal, alım noktaları ile kapasitenin artırılmasını ve randıman ölçümlerinin denetlenmesini talep etti.
ÇKS ve randevu sistemlerindeki sorunların üreticiyi sistemin dışında bırakmaması gerektiğini söyleyen Sarıbal, fiyatların gerçek üretim maliyetleri, aile emeği, sermaye giderleri, iklim riski ve geçim payı dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini savundu.
Gübre, mazot, ilaç ve işçilik maliyetlerinin azaltılması gerektiğini belirten Sarıbal; yaşlanan bahçelerin yenilenmesi, kahverengi kokarca ile mücadelenin sürdürülmesi ve iklim kaynaklı zararların karşılanması çağrısında bulundu.
PAMUK ÜRETİCİSİ İÇİN DESTEK ÇAĞRISI
Türkiye’de pamuk üretiminin gerilediğini belirten Sarıbal, üreticinin geçen yıl kilogram başına 6-7 lira, bu yıl ise 11-12 lira zarar ettiğini söyledi.
Türkiye’nin kaliteli pamuk üretim kapasitesine dikkat çeken Sarıbal, Brezilya, ABD ve Yunanistan’daki maliyet ve destek rakamlarını örnek gösterdi. Türkiye’de bu yıl pamuk maliyetinin hasat giderleriyle birlikte yaklaşık 47 liraya ulaştığını belirten Sarıbal, desteğin ise 3,4 lirada kaldığını ifade etti.
“PAMUK STRATEJİK ÜRÜN İLAN EDİLMELİ”
Pamuk üretiminin stratejik ürün olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunan Sarıbal, bölgesel üretim kapasitesi, su kaynakları ve tekstil sektörünün ihtiyaçlarının birlikte ele alınacağı uzun vadeli bir üretim planı hazırlanmasını istedi.
Gerçek maliyetleri esas alan bir taban fiyat uygulamasına geçilmesi gerektiğini belirten Sarıbal, piyasa fiyatının taban fiyatın altında kalması halinde aradaki farkın üreticiye doğrudan ödenmesini önerdi.
Sarıbal ayrıca desteklerin ekim döneminden önce açıklanması, girdi maliyetlerine göre güncellenmesi, üretici kooperatiflerinin ve TARİŞ’in güçlendirilmesi, gerektiğinde kamu alım mekanizmalarının devreye alınması çağrısında bulundu.
“OPERASYONLAR YAPISAL SORUNLARI ÇÖZMEZ”
Yaş meyve ve sebze dağıtıcılarına yönelik operasyonlara da değinen Sarıbal, bu müdahalelerin tarım sektöründeki temel sorunları ortadan kaldırmayacağını söyledi.
Sarıbal, “Operasyonlar yapısal sorunların üzerini örtmez; çözüm kamucu, planlı ve üreticiden yana bir tarım politikasıdır. Hukuki süreçler desteklenebilir ama meselenin özüne gitmezseniz meseleyi çözemezsiniz” dedi.
Daha önce soğan fiyatlarına ilişkin yapılan operasyonları da hatırlatan Sarıbal, 2019 yılında depolara yönelik denetimlere rağmen yapısal sorunların devam ettiğini savundu.
YAŞ MEYVE VE SEBZEDE PLANLI ÜRETİM ÖNERİSİ
Sarıbal, yaş meyve ve sebze sektöründe toprak, su, iklim ve gıda ihtiyacını esas alan havza bazlı üretim planlamasına geçilmesini istedi.
Üretimin gerçek maliyetinin aile emeği, arazi, sermaye, amortisman, pazarlama ve risk unsurlarıyla birlikte hesaplanması gerektiğini belirten Sarıbal, tarım işçilerinin sosyal güvenceye kavuşturulması için günlük sigortalama modelinin uygulanmasını önerdi.
Temel ürünlerde taban fiyat, kamu alımı ve fark ödemesi mekanizmalarının kurulması gerektiğini belirten Sarıbal; desteklerin ekimden önce açıklanmasını, maliyetlere endekslenmesini ve zamanında ödenmesini talep etti.
Tarım Kanunu’nda yer alan destekleme hükmünün uygulanması gerektiğini söyleyen Sarıbal, mazot, elektrik ve sulama giderlerinin sübvanse edilmesini, temel girdilerin ise yerli üretimle karşılanmasını istedi.
KOOPERATİFLER VE KAMU ALIMI VURGUSU
Çiftçi borçlarının faizsiz ve uzun vadeli yapılandırılmasını isteyen Sarıbal, üretim araçlarına haciz uygulanmaması gerektiğini savundu.
Kamu bankaları ve kooperatifler aracılığıyla uygun kredi ve hasat öncesi avans verilmesini öneren Sarıbal, üretici kooperatiflerinin demokratik, özerk ve üreticilerin denetimine açık biçimde güçlendirilmesini istedi.
Üretici örgütlerinin fiyat, destek, ithalat ve ihracat kararlarında söz sahibi olması gerektiğini belirten Sarıbal, kamu alım kurumlarının depo, finansman ve piyasa düzenleme kapasitesinin artırılması gerektiğini söyledi.
Soğuk zincir, lisanslı depoculuk, paketleme ve işleme tesislerinin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade eden Sarıbal, fire, doğal kayıp, kalite kaybı ve ticari kesintilerin ayrı ayrı ölçülmesini önerdi.
“GIDA ENFLASYONU ÜRETİCİNİN FİYATINI BASKILAYARAK DÜŞÜRÜLEMEZ”
Tarım sigortalarının gerçek zararların yanı sıra gelecek yıllardaki gelir kayıplarını da kapsaması gerektiğini belirten Sarıbal, tarla çıkışından paketlemeye kadar maliyet ve fiyat hareketlerinin dijital ortamda takip edilmesini istedi.
Gıda enflasyonunun üretici fiyatlarını baskılayarak kontrol altına alınamayacağını savunan Sarıbal, kamu kurumları ve belediyelerin kooperatiflerden doğrudan alım yapmasını, kısa tedarik zincirleri ile kamusal beslenme programlarının yaygınlaştırılmasını önerdi.
Suç oluşturan fiillerin hukuk kapsamında soruşturulması gerektiğini de belirten Sarıbal, ancak operasyonların tarımdaki yapısal sorunların üzerini örtmemesi gerektiğini yineledi.
“AKARYAKITTA ÖTV VE KDV KALDIRILMALI”
Mazot fiyatlarındaki artışın üretici üzerindeki yükü daha da ağırlaştırdığını belirten Sarıbal, fiyatın geçen yıl yaklaşık 54 lira seviyesinden bugün 100 liraya çıktığını ve yaklaşık yüzde 100 artış yaşandığını söyledi.
Eşelmobil sisteminin kademeli olarak devre dışı bırakıldığını, daha sonra yeniden devreye alındığını belirten Sarıbal, çiftçilerin üretime devam edebilmesi için akaryakıtta ÖTV ve KDV’nin kaldırılmasını istedi.
Sarıbal, “Derhal ÖTV ve KDV kaldırılmalıdır” diyerek, tarımsal üretim ve nakliyede kullanılan mazotun özel bir kaynakla sübvanse edilmesi gerektiğini savundu.




