Macaristan siyasetinde 16 yıllık Viktor Orbán dönemi, 2026 parlamento seçimlerinde muhalefetin elde ettiği tarihi zaferle sona erdi. Yaklaşık 199 sandalyeli Meclis’te 138 koltuk kazanan Tisza Partisi, tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşırken, yüksek katılım oranı seçimleri ülke tarihinin en kritik dönemeçlerinden biri haline getirdi. Sonuçlar, yalnızca iktidar değişimi değil, aynı zamanda Macaristan’ın Avrupa Birliği ile ilişkilerinden bölgesel politikalarına kadar geniş bir alanda yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.

SEÇİMDEN SONRA İLK KEZ

Seçimlerin ardından ilk kez devlet televizyonuna çıkan Péter Magyar, kampanya sürecinde kendisine yer verilmediğini hatırlatarak konuşmasına sert bir giriş yaptı. Magyar, “Devlet medyasına yeniden davet edilmemiz ancak 3,3 milyon seçmenin eşi benzeri görülmemiş desteğiyle mümkün oldu” ifadelerini kullandı. Kamu yayıncılığını açıkça hedef alan Magyar, hükümet kurulduktan sonra ilk adımlarından birinin “bu propaganda aygıtının haber faaliyetlerini askıya almak” olacağını söyledi.

Magyar, devlet medyasını hedef alarak, “Bu yalan fabrikası yakında sona erecek” dedi. Açıklamalarında kişisel bir hesaplaşma içinde olmadığını vurgulayan Magyar, “Her vatandaş gerçekleri yansıtan bir kamu medyasını hak ediyor” ifadelerini kullandı. Mevcut medya düzeninin ise “hükümetin savaş söylemine hizmet ettiğini ve toplumda korku yaydığını” savundu.

HİTLER VURGUSU TANSİYONU YÜKSELTTİ

Devlet televizyonu M1’deki programda tansiyon daha da yükseldi. Magyar, yayın çizgisini eleştirirken, “öyle bir propaganda yürütüldü ki, buna (Hitler'in propaganda bakanı) Goebbels bile hayran kalırdı” sözleriyle dikkat çekti. Sunucunun bu ifadeye karşı çıkmasıyla stüdyoda zaman zaman sözlü tartışmalar yaşandı ve program ilerledikçe gerginlik arttı.

Sunucunun müdahaleleri üzerine Magyar, “Bu stüdyoda hiçbir sunucu, Macaristan'ın en yozlaşmış ve en yalancı başbakanının sözünü kesmeye cesaret edememişti” diyerek yanıt verdi. Program boyunca karşılıklı suçlamalar nedeniyle tartışma yer yer kontrolsüz bir hal aldı.

Pakistan'dan Türkiye'ye 'arabuluculuk' ziyareti: Anlaşmada ikinci perde!
Pakistan'dan Türkiye'ye 'arabuluculuk' ziyareti: Anlaşmada ikinci perde!
İçeriği Görüntüle

YENİ HÜKÜMET PROGRAMININ ÖNCELİKLERİ

Magyar, konuşmasında hükümet programına ilişkin önceliklerini de sıraladı. Yolsuzlukla mücadele yasaları, Avrupa Savcılığı’na katılım, 20 yıl geriye dönük mal varlığı incelemeleri ve Avrupa Birliği fonlarının geri getirilmesi yeni yönetimin temel başlıkları arasında yer aldı. Enerji politikası konusunda ise arz güvenliği, düşük maliyet ve kriz dönemlerinde kesintisiz tedarik hedeflerinin öncelik olacağını vurguladı.

ZELENSKİ SORUSUNA ESPRİLİ YANIT

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile görüşüp görüşmediği sorusuna Magyar ironik bir yanıt verdi: “Bu esprinizi anlıyorum, hoşuma da gidiyor. Ama artık bu göndermelerinizin bir anlamı kalmadı” dedi. Ayrıca Orbán hükümetini enerji çeşitlendirmesinde başarısız olmakla suçlayarak, alternatif güzergâhların yeterince değerlendirilmediğini savundu.

EKONOMİ POLİTİKALARI ELE ALINDI

Ekonomi politikalarına da değinen Magyar, Macar enerji şirketi MOL Group’un satılmayacağını, aksine geçmişte devletin elden çıkardığı stratejik varlıkların geri alınacağını belirtti. Orban döneminde iş dünyasına ve vakıflara devredilen varlıkların yeniden kamulaştırılacağını söyleyen Magyar, Mathias Corvinus Collegium Vakfı ve Gedeon Richter gibi yapılara yapılan hisse devri uygulamalarının da gözden geçirileceğini ifade etti.

"MACAR ÇOCUKLAR YOKSULLUK ÇEKİYOR"

Magyar ayrıca ülkedeki sosyal tabloya dikkat çekerek, Orbán döneminin sonunda yaklaşık 400 bin Macar çocuğun derin yoksulluk içinde yaşadığını söyledi. Bu durumun sosyal politikalar açısından yeni hükümetin öncelikli mücadele alanlarından biri olacağını vurguladı.

DEVLET MEDYASINI PROTESTO ETMİŞTİ

Öte yandan Magyar’ın siyasi çıkışı yeni değil. 2024 sonbaharında devlet medyası önünde düzenlediği protesto ile gündeme gelen lider, o dönemde hükümet yanlısı yayınlara karşı 16 maddelik bir reform talep listesi açıklamıştı. Bugünkü seçim zaferi ve devlet televizyonundaki sert çıkışı ise, Macaristan’da yalnızca hükümet değişimini değil, aynı zamanda medya ve devlet kurumları üzerindeki güç mücadelesinin de yeni bir evreye girdiğini gösteriyor.