19 Mart operasyonlarının ardından tutuklanıp görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu, 92’si tutuklu toplam 414 sanığın yargılandığı İBB davası, Silivri’de 22’nci gününde devam ediyor.
"KUCAĞIMDA İKİ ASKER ŞEHİT OLDU"
Mustafa Akın'ın savunması şu şekilde:
"Ağrı Özel Harekat Şube Müdürlüğü’nde görevime başladığımda, başta PKK olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadele etmek için bu görevi seve seve kabul ettim.
25 yaşında, sırtına kefen giymiş biriydim.
Kucağımda iki asker şehit oldu. 1996 yılına kadar Ağrı Özel Harekat’ta görev yaptım. 1996’dan sonra başka bir göreve atandım. Daha sonra 7. Cumhurbaşkanının koruma görevini üstlendim. Almanya’nın başkenti Berlin’de başkonsoloslukta güvenlik ataşesi olarak 3 yıl görev yaptım.
Ardından 2002 yılında Muğla Marmaris Özel Harekat’a atandım ve Cumhurbaşkanı koruma görevim devam etti. 2004 yılından 2012 yılına kadar devlet büyüğümüzü koruma görevini sürdürdüm.
Teşkilatım içerisindeki olumsuz gidişatı gördüğüm için 2012 yılında istifa kararı aldım. 15 Temmuz 2016’yı görünce ne kadar doğru bir karar verdiğimi anladım. Emekli olduktan sonra ise çalışmaya hiç ara vermedim.
2014 yılında, aynı zamanda ikamet ettiğim yer olan Beylikdüzü’nde Ekrem İmamoğlu’nun belediye başkanı seçilmesinin ardından, bir dostum tarafından belediyede çalışan güvenlik personeline ağabeylik yapacak birine ihtiyaç olduğu bana iletildi. Konuyu ailemle görüştükten sonra bu görevi kabul ettim. O günden bugüne Sayın Başkan ile birlikte başarılı bir çalışma dönemi geçirdik.
Ben birçok bürokrat ve yazarla çalıştım. Sayın Başkanı çok çalışkan ve üretken bir kişi olarak tanıdım. Kendini kanıtlamış bir insan; benim bunları söylememe ihtiyacı yok.
2014 yılından itibaren birlikte çalıştığımız tüm arkadaşlarıma ağabeylik yapmaya çalıştım. Bilgi ve birikimlerimi aktardım, bizden sonraki sürece liyakatli bireyler olarak hazırlanmalarına katkı sundum. Onların gelişimini görmekten büyük mutluluk duyuyorum; hepsiyle gurur duyuyorum. Allah ayaklarına taş değdirmesin."
KORUMA MÜDÜRÜ MUSTAFA AKIN KÜRSÜYE ÇIKTI
Ekrem İmamoğlu’nun dördüncü dalga operasyonda tutuklanan koruma müdürü Mustafa Akın, kürsüye gelerek savunmasına başladı.
Akın, Mahkeme Başkanına, "Sıkıldınız farkındayım" diye seslenerek, "Az önce oturuşunuzdan gözledim, işim gözlemlemek çünkü. Ama bizimki biraz daha farklı konular. Benim anlatacağım konuları biraz daha dikkatli dinlemenizi istirham ediyorum."
"RÜŞVETİN BELGESİ DİYE SUNDUĞU ŞEY, A4 KAĞIDINA KENDİ DÜZENLEDİĞİ BİR METİNDİR"
Müvekkilinin mal varlığına dair devlete tek tek bildirim yaptığını söyleyen Akbaşak, Ali Kurt hakkında olumsuz bir algı çalışması yapıldığını öne sürdü. Adem Soytekin'in rüşvet iddiasına yönelik, "Şoförüyle Soytekin'in iddiaları uyuşmuyor. Yalan söylerken bile aynı yalanı söyleyemiyorlar" diyen Akbaşak, "Adem Soytekin'in rüşvetin belgesi diye sunduğu şey, A4 kağıdına kendi düzenlediği bir metindir" dedi.
CHP delegelerine 100 daire verildiği iddiasına yönelik, satış yetkisinin yüklenici firmada olduğunu söyleyen avukat Akbaşak, "KİPTAŞ yalnızca onay mercii" dedi. "İlk günden itibaren tutuklama haksızdı, tutukluluk devam kararları da yanlıştı. Sorgusu tamamlandı, Ali Kurt'un tutuklu kalmasını gerektirecek bir şey yok. Bu tutsaklık bitsin artık" diyen Akbaşak, müvekkilinin tahliyesini talep etti. Ali Kurt ve avukatlarının savunmasının bitmesiyle sıra İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Koruma Müdürü Mustafa Akın'ın savunmasına geldi.
KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt'un avukatı Seçkin Akbaşak'ın savunması başladı. Avukat Akbaşak, Ali Kurt'un tutuklanması için sevk edildiği suçlamalarla iddianamedekilerin farklı olduğuna değindi ve "Zamanında Ali Kurt'a soru sorulmuş olsaydı, görmezden gelinmeseydi belki de bugün tutuklu olmayacaktı. Ali Kurt, isnatların soyut olduğunu somut delillerle kanıtladı" dedi.
İMAMOĞLU: SEÇİME GİDEMEDİKLERİ GİBİ BENİM KARŞIMA DA GELEMEZLER
Duruşmaya verilen öğlen arasında Ekrem İmamoğlu avukatlarıyla konuşurken jandarma götürmek için müdahale etti. Bunun üzerine İmamoğlu oturdu ve 'gitmiyorum' dedi.
Ekrem İmamoğlu salondan çıkarken, "Ben ters davranmıyorum illa terslik istiyorsanız ona göre davranırım. Biz buna layık değiliz onlar layık olduğu yeri bulacak. Ben layık olduğum yerdeyim milletin gönlündeyim.
Gelin dinlemeye devam edin gerçekten burada çok büyük mücadele veriliyor. Herkes gelip görmeli hatta iktidar temsilcileri de gelip görmeli. Cesaretleri yok seçime gidemedikleri gibi benim karşıma da gelemezler." dedi.
"ADEM SOYTEKİN 8 KEZ İFADE VERMİŞ"
Ali Kurt'un 11 aydır tutuklu olduğuna dikkat çeken Avukat Dede, bazı şüphelilerin itirafçı olduktan sonra birden fazla kez beyan verdiğine değindi ve "Bir insandan 8 defa beyan alınmaz. Alınırsa… Bakın 'alınırsa' diyorum, o beyanın artık sıhhatli, itimat edilebilecek, sağlıklı bir beyan olduğu kabul edilemez. Adem Soytekin 8 kez ifade vermiş. Böyle soruşturma olmaz." dedi.
"Ali Kurt'un suçsuzluğu ortaya çıktı" diyen Dede, bundan sonra müvekkilinin tutukluluğunun devam etmesinin akıllara başka bir şey getireceğine vurgu yaptı ve "İlla dilekçe mi sunmam gerekiyor. Mahkeme huzurunda beyan ediyorum, Ali Kurt'un tahliyesini talep ediyorum" dedi. Savunmasında Ahmed Arif, Ömer Hayyam şiirleri okuyan, geçen yıl hayatını kaybeden Volkan Konak'ın şarkılarına atıf yapan Dede, "Tahliye edin, siz de biz de rahatlayalım. Başka şarkı türkü okumayayım" değerlendirmesinde bulundu.
ALİ KURT İDDİANAMEDE YER ALMAYAN SUÇLAMAYLA TUTUKLANMIŞ
İddia makamının KİPTAŞ'ı bilmediğini de öne süren Dede, "KİPTAŞ ihale yapmaz. Yasal mevzuat gereğince bir anonim şirketi. Özel hukuk kurallarına tabii" dedi. Müvekkilinin kamu zararına sebep olmadığını aksine devletin malına sahip çıktığını da savunan avukat Dede, iddianamede ihaleye fesat karıştırma suçlamasının olmadığını ancak Ali Kurt'un tutuklamaya sevkinde bu suçlamanın olduğunu belirtti. İBB Davası'nda KİPTAŞ'tan yargılanan tek kişinin Ali Kurt olduğuna hatırlatan Dede, itirafçı Adem Soytekin'in kendisi gibi itirafçı olan sevgilisi Nezahat Kurt'un müvekkiline sorduğu "Neden bana mailler geldi?" sorusunu hatırlattı ve "Biz istedik, mailin ne olduğunu dosyaya sunacağız" diye konuştu. Ali Kurt'un telefonunun incelendiğini, olumsuz bir rapor olmadığını, MASAK raporunda lehte olduğunu belirten Dede, "Soruşturma aşamasında haklarımız hatırlatılmadı, delillerimizin toplatılmasına yeterli vakit verilmedi" dedi.
İlk sözü Ali Kurt’un avukatı Şerif Dede aldı. Avukat Dede, duruşmanın savcı olmadan başladığına dikkati çekti. Eylem - 13'e ilişkin mahkeme başkanının "Konuyu anlayamadık" sözlerine atıf yapan Dede, "Bu eylemin sanıkları susma hakkını kullansaydı, beraatten başka karar veremezdiniz. Anlayamamıştınız çünkü. Demek ki savcılık da anlayamamış, anlayamadığı için de anlatamamış" dedi.
Beyoğlu Belediyesi'ne yönelik açılan davanın İBB dosyasıyla birleştirildiğine de değinen avukat Dede, "143 eylem vardı, eklenenlerle birlikte kaç olacak bilmiyoruz. Bu dava biter mi, ömrümüz yeter mi onu da bilmiyorum. Bu davada maddi gerçeğe nasıl ulaşacaksınız? Sizin bu iddianameyi iade etmeniz gerekirdi." dedi. Dede ayrıca, hangi sanığın hangi fiille suçlandığının belli olmadığını da belirtti. Müvekkili Ali Kurt'un hak etmediği biçimde yargılandığını da söyleyen Dede, "Bu yargılamayı da madalya olarak takar, diğer görevleri gibi" diye konuştu.
DURUŞMADA DUYGUSAL ANLAR
İBB davasında tutuklu isimler salona getirildi. İmamoğlu'nun ailesi de duruşma salonunda yerini aldı. İmamoğlu babasının amcası 90 yaşındaki Alican İmamoğlu salonda göz yaşlarına hakim olamadı. İmamoğlu, 'sarılın ona' diyerek salondakilere çağrıda bulundu.
21. GÜNDE NELER YAŞANDI?
İBB davasının 21. gününde duruşmalar, sanık savunmaları ve karşılıklı tartışmalarla devam etti. Silivri’de görülen davada, aralarında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu çok sayıda sanığın yargılanmasına devam edilirken, gün boyunca tansiyon zaman zaman yükseldi.
Duruşma, sabah saatlerinde Esma Bayrak’ın savunmasıyla başladı. Bayrak, dijital reklam faaliyetleri kapsamında suçlamalara konu edilen teknik işlemlerin suç teşkil etmediğini savunarak, isnat edilen eylemlerle ilgisi olmadığını söyledi. Ardından söz alan İBB Başkan Danışmanı Murat Ongun, bazı sanıkların haksız yere tutuklu olduğunu öne sürdü ve dosyada çelişkili ifadeler bulunduğunu dile getirdi.
Öğle saatlerinde verilen aranın ardından KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt kapsamlı savunmasına başladı. Kurt, hakkındaki suçlamaların teknik kavramların yanlış yorumlanmasına ve etkin pişmanlıktan yararlanan kişilerin çelişkili beyanlarına dayandığını savundu. KİPTAŞ’taki görev süresini detaylı şekilde anlatan Kurt, şirketi borçlu bir yapıdan çıkararak mali olarak toparladıklarını ve süreçte şeffaflık ilkesine bağlı kaldıklarını belirtti.
Savunmasında özellikle gayrimenkul satışları ve ihalelerle ilgili iddialara değinen Kurt, tüm işlemlerin mevzuata uygun yürütüldüğünü ve tek başına karar alma yetkisinin bulunmadığını vurguladı. Hakkındaki suçlamalara ilişkin somut delil bulunmadığını ileri süren Kurt, mal varlığına el konulması ve tutukluluğunun mağduriyet yarattığını söyledi.
Duruşmanın ilerleyen saatlerinde Ali Kurt’un sorgusu ve çapraz sorular devam etti. Etkin pişmanlıktan yararlanan isimlerle ilgili tartışmalar yaşanırken, taraflar arasında belge ve beyanlar üzerinden gerilim dikkat çekti. Kurt, kendisine yöneltilen bazı suçlamalara “Belgeyle konuşalım” diyerek yanıt verdi.
Akşam saatlerinde mahkeme heyeti duruşmayı sonlandırdı. Duruşma çıkışında konuşan Ekrem İmamoğlu, “Mert olun yeter. Namertlik beş para etmez” ifadelerini kullandı.




