BBC Türkçe'nin haberine göre; bilim insanları, Dünya dışı yaşam arayışlarında karşılaşılabilecek mikrobiyal formların insan sağlığı üzerindeki potansiyel risklerini ve uzay seyahatlerinin bakteriler üzerindeki etkilerini inceliyor. Araştırmalar, mikro yerçekimi ortamında bazı mikropların hastalık yapma kapasitesinin arttığını ve uzay uçuşlarının insan bağışıklık sistemini zayıflattığını ortaya koyuyor.
NASA'nın Perseverance uzay aracının Mars'ta yürüttüğü kaya örneği analizleri ve gökbilimcilerin evrenden gelebilecek radyo sinyallerini dinleme çalışmaları tek bir temel amaca hizmet ediyor: Dünya'nın ötesinde yaşamın izlerini bulmak. Ancak uzmanlara göre aranan uzaylılar filmlerdeki yeşil yaratıklardan ziyade mikrobiyal formda olacak.
NASA ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ile ortak çalışmalar yürüten astrobiyolog Dr. Michaela Musilova, elverişsiz uzay koşullarında hayatta kalma ihtimali en yüksek organizmaların bakteriler olduğunu belirtiyor. Dünya'daki bazı bakterilerin koruyucu bir kabuk oluşturarak radyasyona dayanıklı "spor" formuna geçebildiğini aktaran Musilova, bu mikropların uzayda uzun yıllar canlı kalabileceğine dikkat çekiyor.
DÜNYA'YA GETİRİLECEK ÖRNEKLER VE 'BULAŞMA' RİSKİ
Gökbilimcilerin ve tıbbi uzmanların yanıt aradığı en kritik sorulardan biri, uzaydan getirilecek mikrobiyal yaşamın insanları hasta edip edemeyeceği. Uzmanlar Mars'tan alınacak yüzey örneklerinin Dünya'ya zarar verme riskinin "son derece düşük" olduğunu belirtse de NASA ve ESA gibi kurumlar olası tehditlere karşı üst düzey güvenlik tedbirleri planlıyor.
ESA bilim insanı Silvio Sinibaldi, toplanan örneklerin saklanması ve incelenmesi için özel güvenlikli laboratuvarların tasarlandığını, örnekleri taşıyan uzay araçlarının dış yüzeylerinin dahi potansiyel mikroplara karşı titizlikle denetlendiğini ifade ediyor.
UZAY ORTAMI BAKTERİLERİ DAHA TEHLİKELİ YAPIYOR
Öte yandan madalyonun diğer tarafında insanlığın uzaya taşıdığı mikropların yarattığı riskler bulunuyor. Eski astronot ve mikrobiyolog Dr. Kate Rubins, mikro yerçekimi ve uzay uçuşu stresine maruz kalan bazı bakterilerin virülans (hastalık yapma kapasitesi) genlerini aktive ettiğini vurguluyor.
Araştırmalar, uzay ortamında bakterilerin daha patojenik (hastalık yapıcı) hale geldiğini ve aynı zamanda astronotların bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle uykuda olan virüslerin (zona vb.) yeniden aktifleşebildiğini gösteriyor.
GEZEGENLER ARASI KİRLENME BİLİMSEL ÇALIŞMALARI TEHDİT EDİYOR
İnsan eliyle uzaya taşınan mikroplar, diğer gezegenlerde yürütülen bilimsel araştırmaların güvenilirliğini de tehlikeye düşürüyor. Mars'a gönderilen araçlarda Dünya kaynaklı mikropların bulunma ihtimaline değinen Musilova, "Eğer bir gün Mars'ta yaşam bulursak, öncelikle bunun Dünya kaynaklı olup olmadığını kontrol etmemiz gerekecek" uyarısında bulunuyor.
Bu riski en aza indirmek için ESA'nın 2028'de fırlatmayı planladığı Rosalind Franklin keşif aracı gibi projeler son derece steril ortamlarda hazırlanıyor. Kuru ısı, UV ve gama radyasyonu gibi yöntemlerle sterilize edilen araçlarda mikrobiyal varlık kısıtlanmaya çalışılıyor.
Uzun süreli Ay ve Mars görevleri planlanırken, mikrobiyal mutasyonlar ve bağışıklık sistemindeki zayıflamalar astronot sağlığı açısından en kritik engel olarak görülüyor.