Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Kocaeli’de düzenlediği basın toplantısında fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdağ, yatırımcıların uğradığı zararın sorumlular tarafından karşılanması gerektiğini belirterek, Zafer Partisi Genel Merkezi’nde süreci takip etmek amacıyla bir komisyon oluşturduklarını açıkladı.
Özdağ, fon krizinin Türkiye’yi yönetenler, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), MASAK ve Adalet Bakanlığı açısından sürpriz olmadığını savundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Şubat 2025’te bu konuya ilişkin bir evrak hazırlandığını belirten Özdağ, buna rağmen manipülasyonun aylarca sürdüğünü ileri sürdü.
“20 MİLYAR DOLARI AŞAN BİR MALİYET ORTAYA ÇIKTI”
Özdağ, sürece daha erken müdahale edilmesi halinde zararın çok daha düşük seviyede kalabileceğini iddia etti. Özdağ’a göre manipülasyon süreci 20 milyar doları aşan bir maliyete ulaştı ve doğrudan 500 binin üzerinde kişiyi etkiledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın süreçten ne zaman haberdar olduğunu da soran Özdağ, bilginin kendisine hangi makam tarafından ve ne zaman aktarıldığının açıklanması gerektiğini söyledi.
“BU PARA KAYBOLMADI, ÇALINDI”
Özdağ, soruşturmanın kararlılıkla yürütülmesi gerektiğini belirterek bütün sorumluların tespit edilmesini ve elde edilen paranın devlet kasasına iade edilmesini istedi.
Fonlarda zarar gören yatırımcıların yasal olduğunu düşündükleri ve devletin güvence verdiği kurumlarda işlem yaptıklarını ifade eden Özdağ, çoğu küçük yatırımcı olduğu belirtilen 500 binden fazla kişinin yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi.
Özdağ, “Bu para kaybolmadı. Bu para çalındı” diyerek, kayıpların manipülasyondan sorumlu olduğunu belirttiği kişilerden alınmasını ve Türk halkının üzerine bırakılmamasını istedi.
FATMA BETÜL SAYAN KAYA HAKKINDAKİ İDDİALARI GÜNDEME GETİRDİ
Özdağ, eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkında ortaya atılan 2,2 milyar liralık ödeme iddiasına da değindi.
Söz konusu paranın ödendiğine ilişkin iddianın kaynağının belirsiz olduğunu savunan Özdağ, iddianın ilk olarak ekonomim.com’da yayımlandığını ve ardından başka kaynaklar tarafından referans gösterildiğini söyledi. Paranın nereye ödendiğine ve Hazine’ye yatırıldığına ilişkin bir belge görmediğini belirten Özdağ, iddia doğruysa ödenmesi gereken tutarın iki katı olması gerektiğini ifade etti.
Özdağ, konunun zamana yayılarak güçlü kişiler lehine sonuçlandırılmasından endişe duyduklarını belirterek, bu nedenle Zafer Partisi Genel Merkezi’nde özel bir komisyon oluşturduklarını açıkladı. Komisyonun gelişmeleri saatlik olarak takip edeceğini söyledi.
“BİR AÇGÖZLÜ ÇETE AĞIR ZARAR VERMİŞTİR”
Fon krizinin yabancı yatırımcıların Türkiye’ye yönelik güvenini de etkilediğini savunan Özdağ, dünya ekonomi basınında konuya ilişkin çok sayıda haber yayımlandığını belirtti.
Özdağ, “Bir açgözlü çete, kişisel menfaatleri için doymak bilmeyen hırsıyla Türk milletine, Türk ekonomisine ağır zarar vermiştir” dedi. Söz konusu kişilerin “suç şebekesi” olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunan Özdağ, yalnızca nakit varlıklara değil, sorumluların menkul ve gayrimenkullerine de el konulması gerektiğini söyledi.
ABD’de yaşanan benzer bir fon skandalını örnek gösteren Özdağ, mağdurların zararlarının karşılanması için sorumluların mal varlıklarının kullanılabileceğini ifade etti.
Cumhur İttifakı temsilcilerinin fon krizine ilişkin açıklamalarının samimi olup olmadığı yönündeki soruya da yanıt veren Özdağ, bu konuda şimdiden bir değerlendirme yapmak istemediğini söyledi. Özdağ, soruşturmanın nasıl ilerleyeceğinin ve suçların ortaya çıkarılıp çıkarılmayacağının görülmesi gerektiğini belirtti.
ÖZDAĞ’DAN SANAYİ VE DÖVİZ AÇIKLAMASI
Özdağ, basın toplantısında fon krizinin yanı sıra Türkiye’deki sanayisizleşme tartışmalarına da değindi. Sanayi sektöründe çalışanların toplam istihdam içerisindeki oranının azaldığını ve sanayicilerin yüksek finansman maliyetleriyle karşı karşıya bulunduğunu söyledi.
Türk sanayicisinin yüzde 50’yi aşan faizlerle karşı karşıya olduğunu, Avrupa Birliği’nde ise sanayicilerin yüzde 4 faizle kredi alabildiğini belirten Özdağ, yüksek faiz ve Türk lirasının aşırı değerli olduğu yönündeki değerlendirmesinin sanayicilerin rekabet gücünü olumsuz etkilediğini savundu. Tekstil yatırımlarının başka ülkelere yöneldiğini belirten Özdağ, 2011 sonrasında Devlet Planlama Teşkilatı’nın kapatılmasıyla ekonominin stratejik aklının ortadan kalktığını söyledi.
Özdağ, partisinin iktidara gelmesi halinde yapacağı ilk işlerden birinin Devlet Planlama Teşkilatı’nı yeniden kurmak olacağını ifade etti.
“SEÇİM YARIN OLACAKMIŞ GİBİ ÇALIŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un seçimlerin 16 Nisan 2028’de yapılmasını öngördüğüne ilişkin açıklamasının sorulması üzerine Özdağ, Uçum’un seçim tarihi belirleme yetkisinin bulunmadığını söyledi.
Türkiye’de seçimlerin ne zaman yapılacağını Recep Tayyip Erdoğan dahil hiç kimsenin bilmediğini savunan Özdağ, seçimin 2028’de ya da 2027’de yapılmasının önümüzdeki süreçteki şartlara bağlı olduğunu belirtti. Özdağ, Zafer Partisi olarak “seçim yarın olacakmış gibi” çalıştıklarını ifade etti.
İTTİFAK VE YENİ ANAYASA MESAJI
Olası seçim ittifakları konusunda da değerlendirmelerde bulunan Özdağ, mevcut siyasi sistemin benzer düşüncelere sahip partilerin bir araya gelmesini gerektirdiğini söyledi. Özdağ, partisinin ittifaklar konusunda temel kriterinin millî, üniter ve laik devlet anlayışından ve Atatürk Cumhuriyeti’nden taviz vermeyen partilerin bir araya gelmesi olduğunu belirtti.
Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin ise Özdağ, asıl meselenin anayasanın değiştirilmesi değil, mevcut anayasanın uygulanması olduğunu söyledi.
“Terörsüz Türkiye” süreci ve olası anayasa değişikliğine ilişkin partisinin tutumunun sorulması üzerine Özdağ, Cumhuriyet’in üniter, laik ve millî devlet niteliğinin ortadan kaldırılmasına ve ulus devletin tahrip edilmesine karşı olduklarını ifade etti.
“DÖVİZİN BASTIRILDIĞI BİR GERÇEK”
Döviz kuruna ilişkin soruyu da yanıtlayan Özdağ, dövizin yapay şekilde düşük tutulduğunu savundu. Kurun her gün kademeli olarak yükseltildiğini belirten Özdağ, sanayicilerle yaptığı görüşmelerde ihracat açısından dolar kurunun en az 85 lira olması gerektiğinin kendisine söylendiğini aktardı.
Özdağ, söz konusu rakamları kendisinin de duyduğunu ancak kurun ne zaman bu seviyeye ulaşacağını zaman içinde göreceklerini ifade etti.




