TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ve TİP Parti Meclisi ve Bilim Kurulu Üyesi Nazır Kapusuz, “Fon Skandalı”na ilişkin İstanbul İl Başkanlığı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada fon sisteminin işleyişi, denetim mekanizmaları ve soruşturmanın genişletilmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmeler yapıldı.

Kapusuz, Pusula’nın da içinde bulunduğu yapıyı “Matruşka Balon Sistemi” olarak nitelendirerek, sistemin dünyada benzerinin bulunmadığını savundu. Tasfiye sürecinde hisse sayılarının artırıldığını öne süren Kapusuz, 100 birimlik hissenin tasfiyesine gidildiğinde karşılığında 150 ortakla karşılaşılabileceğini belirtti.

“FONLAR ARASINDAKİ İLİŞKİ KOPMALIYDI”

Kapusuz, sistem içerisinde “haircut” ve “margin call” olarak adlandırılan mekanizmaların işletilmediğini öne sürdü. Bir hissenin değer kaybetmesi halinde teminatın niteliğinin değişmesiyle fonlar arasındaki ilişkinin kesilmesi gerektiğini belirten Kapusuz, bunun gerçekleşmediğini savundu.

Kapusuz ayrıca, karşı taraftaki teminat eksikliğinin görülmesi halinde fonun parasını talep etmesini sağlayan “margin call” mekanizmasının da işletilmediğini söyledi.

Fonlar, şirketler ve kamu kurumları arasında ilişkiler bulunduğunu ileri süren Kapusuz, Terra’nın farklı bölümlerinde bulunan hisseler ve fonlar arasında ilişkiler kurulduğunu, şirketlerin kendi aralarında mal ve veri alışverişi yaptığını iddia etti.

Kapusuz, bir yatırım bankasının devletten 600 milyon dolar kredi aldığını, bono çıkardığını ve söz konusu bononun yeniden sistem içerisine sokulduğunu belirterek, kamu bankaları ile SPK’nın da içerisinde bulunduğunu öne sürdüğü bir yapı oluşturulduğunu savundu.

ŞIK: “SPK MANİPÜLASYONU GÖRDÜĞÜ HALDE MÜDAHALE ETMEDİ”

Ahmet Şık, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in kriz ortaya çıkmadan 11 ay önce manipülasyon yapıldığı yönünde açıklama yaptığını belirtti. Şık, bu açıklamadan birkaç ay sonra Sermaye Piyasası Kurulu’nun Tera Portföy’e 8,8 milyon lira idari para cezası verdiğini söyledi.

Şık, SPK’nın manipülasyonu gördüğü halde müdahale etmediğini savundu. Denetleyici kurumun usulsüzlük iddiasından haberdar olmasına rağmen herhangi bir müdahalede bulunmadığını ileri süren Şık, SPK yöneticilerinin, menfaat ilişkileri bulunmadığı durumda dahi görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma yönünden sorumluluklarının araştırılması gerektiğini ifade etti.

“KONTROLLÜ PATLATMAYI HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI YAPTI”

Fon krizinin nasıl ortaya çıktığına ilişkin değerlendirmede bulunan Şık, krizin bir uluslararası finans kuruluşunun raporuyla gündeme geldiğini belirtti. Şık, bu sürecin Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından kontrollü şekilde başlatıldığını iddia etti.

Şık, ilerleyen aşamalarda söz konusu yapının fark edilmesi üzerine zararın büyüklüğünün değerlendirildiğini savundu. Mevcut zararın 20 milyar doların biraz üzerinde olduğunu belirten Şık, müdahale edilmemesi halinde bu rakamın 6 ay içerisinde 100 milyar dolara ulaşabileceğinin değerlendirildiğini öne sürdü.

Şık, yaşananların ekonomik krizle birlikte daha büyük bir etki yaratmasının önüne geçilmesi amacıyla “kontrollü bir patlatma” yapıldığını iddia etti.

Şık ayrıca, eski SPK Başkanı Ömer Gönül’ün görevden alınmasını ısrarla isteyen Mehmet Şimşek’in bu konuda kim tarafından engellendiğinin araştırılması gerektiğini söyledi. Şık, bu kişinin ortaya çıkarılması halinde söz konusu yapının içerisinde bulunan isimlere ulaşılabileceğini savundu.

Mehmet Şimşek’in sorumluluğu bulunduğunu ifade eden Şık, buna karşın kendisinin Şimşek’in söz konusu yapının içerisinde olduğunu düşünmediğini belirtti. Şık, Şimşek’in krizin kaynağını ve sorumlularını açıklamasının sorumluluğu olduğunu söyledi.

KAMU KAYNAKLARININ KULLANILMASINA TEPKİ

Şık, fonlarda oluşan kayıpların Varlık Fonu veya devletin diğer kaynakları kullanılarak karşılanmaya çalışıldığı yönündeki değerlendirmelere de tepki gösterdi. Böyle bir yöntemin kamuya yük getireceğini belirten Şık, asıl yapılması gerekenin söz konusu yapının engellenmesi olduğunu savundu.

Şık ayrıca, AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşiyle ilgili belgelerin bir kaynak tarafından YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre’ye iletildiğini belirterek, bu kaynağın Adalet Bakanlığı bürokrasisi içerisinde bulunduğunu iddia etti. Şık, kaynağın Adalet Bakanlığı ile bağlantısının araştırılması gerektiğini söyledi.

Soruşturmanın hem “yatay” hem de “dikey” olarak genişletilmesi gerektiğini belirten Şık, soruşturmanın siyasi ve bürokratik boyutlara ulaştığında bazı isimlerin sürece dahil olmasının engellenmeye çalışıldığını öne sürdü.

ERDİN ÖZEL VE HAYRETTİN KOÇ İÇİN ARAŞTIRMA ÇAĞRISI

Şık, Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı olarak gözaltına alınan ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Erdin Özel’in ilişkilerinin ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini söyledi.

Özel’in telefon, mesaj ve diğer dijital iletişim kayıtlarının incelenmesi halinde soruşturma kapsamında başka isimlere de ulaşılabileceğini savunan Şık, Hayrettin Koç’un ilişkilerinin de araştırılmasını istedi.

Şık, Koç’un AKP ve devlet bürokrasisindeki isimlerle ilişkilerinin yanı sıra bir mafya grubuyla bağlantısının bulunup bulunmadığının da araştırılması gerektiğini iddia etti.

Tera Yatırım Fonu’nun yurt dışında, vergi cenneti olarak bilinen bölgelerde bankasının bulunup bulunmadığının araştırılmasını isteyen Şık, Tera fonlarında yabancı kurumlar adına tutulan payların oranlarının ve hangi kurumlara ait olduklarının ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.

Şık ayrıca fonların portföy dökümlerinin, Takasbank kayıtlarının ve iade taleplerine ilişkin ayrıntıların kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtti. 28 Ağustos 2026 tarihli düzenlemelerden önce fonlardan çıkış yapan büyük yatırımcıların da açıklanmasını isteyen Şık, bu kişilerin bakanlıklar düzeyinde herhangi bir yakınlığının bulunup bulunmadığının araştırılmasını istedi.

KADIGİL’DEN TBMM’DE KOMİSYON ÇAĞRISI

TİP Sözcüsü Sera Kadıgil de fon krizinin araştırılması amacıyla TBMM bünyesinde komisyon kurulmasını istedi.

Kadıgil, “Tera-Pusula-Ankara” olarak nitelendirdiği yapının araştırılması amacıyla kurulacak komisyonda milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde görev yapan bürokratlar, bakanlık çalışanları ve siyasi parti yöneticilerinin işlemlerine ilişkin bilgi ve belgelerin incelenmesi gerektiğini belirtti.

Fon işlemlerine ilişkin kayıtların kamuoyuna açıklanmasını isteyen Kadıgil, kimlerin hangi tarihte ne kadar para yatırdığı ve çektiği, fonlardaki çöküş başlamadan önce kimlerin görevlerinden ayrıldığı ve kimlerin bu süreçten önce büyük miktarda para çektiğinin ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.

İSKİ’den Avrupa Yakası’na 6 yeni tesis: Altyapı ve afet kapasitesi güçleniyor
İSKİ’den Avrupa Yakası’na 6 yeni tesis: Altyapı ve afet kapasitesi güçleniyor
İçeriği Görüntüle

Kadıgil, başta AKP olmak üzere üst düzey yöneticiler ve siyasilerin SPK işlemlerinin de kamuoyuyla paylaşılması çağrısında bulundu.

MİLLETVEKİLLERİ VE BAKANLARIN MAL VARLIKLARI İÇİN KOMİSYON ÖNERİSİ

Kadıgil ayrıca, son beş dönemde TBMM’de görev yapan milletvekilleri ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi döneminde görev yapan bakanların mal varlıklarının araştırılması için ayrı bir komisyon kurulmasını önerdi.

Komisyonda bağımsız gözlemcilerin de yer almasını isteyen Kadıgil, fon krizine ilişkin bilgi ve belgelerin kendileriyle paylaşılması için bir iletişim adresi oluşturulduğunu belirtti.

Kadıgil, fon sürecinde kamu kaynaklarının ve vatandaşların parasının korunması gerektiğini ifade ederek, sorumluların ortaya çıkarılması için araştırma yürütülmesi çağrısını yineledi.