Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF), yılın ilk yedi ayında “Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı”na 2 bin 183 yardım çağrısı geldiğini açıkladı. Çağrıların 2 bin 59’unu kadınlar, 61’ini ise kız çocukları yaptı. Verilere göre hatta günde ortalama 10 kadın şiddet nedeniyle yardım istemek için ulaştı.

2007’den bu yana hatta ulaşan toplam çağrı sayısı ise 102 bin 612’ye ulaştı. Başvuruların büyük bölümünü resmi nikahlı oldukları erkekler tarafından şiddete maruz bırakılan kadınlar oluşturdu. İhbarlarda 3 ile 75 yaş arasında kişilerin fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığı görülürken, vakalar özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir’de yoğunlaştı.

CHP İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü'den YENİ Parti'ye: 'Seçim kaybetmeye alışın'
CHP İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü'den YENİ Parti'ye: 'Seçim kaybetmeye alışın'
İçeriği Görüntüle

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre ise yılın ilk yedi ayında 174 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 194 kadın ise şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Öldürülen kadınların 63’ü eşleri tarafından katledilirken, 94 kadın kendi evlerinde yaşamını yitirdi.

Nefes'ten İlke Çıtır'a konuşan TKDF Başkanı Canan Güllü, aynı dönemde federasyon hattına çocuklara yönelik cinsel istismar ve cinsel taciz vakalarıyla ilgili altı başvuru da ulaştığını belirterek 2 bin 183 çağrının “buzdağının görünen yüzü” olduğunu vurguladı.

Güllü, istatistiklerle ilgili şu açıklamayı yaptı:

“Bu veriler, Türkiye’de yaşanan ev içi şiddetin tamamı değildir. Bu, yalnızca yardım hattımıza ulaşabilenlerin oluşturduğu küçük bir kesittir. Hattı arayamayan kadınlar var. Telefonuna erişemeyenler var. Tehdit, korku, ekonomik bağımlılık ve yalnızlık nedeniyle yardım isteyemeyenler var. Dolayısıyla bu veriler bize yalnızca hattımıza gelen çağrıların sayısını değil, görünmeyen şiddetin büyüklüğünü de düşündürmelidir. Ev içi şiddet yalnızca bir aile meselesi değildir. Kadının ve çocuğun yaşam hakkı, beden bütünlüğü, özgürlüğü ve insan hakları meselesidir. Bu nedenle şiddetle mücadele yalnızca şiddet ortaya çıktıktan sonra müdahale etmekle sınırlı kalamaz. Önleyici politikaların güçlendirilmesi, kadınların ve çocukların etkin biçimde korunması, başvuru mekanizmalarının erişilebilir olması ve mevcut mekanizmaların etkin işletilmesi gerekiyor.”