İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, İBB Davası'nın görüdüğü yeni duruşma salonunun adil yargılanma hakkı açısından uygun olmadığını savundu. Kaboğlu, salonla ilgili itirazların reddedildiğini, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun savunmasına devam etmesi yönündeki önerinin ise "uygun bir zamanda" yapılmak üzere kabul edildiğini belirtti.

Kaboğlu, İBB Davası'nın ikinci celsesini duruşma salonunda takip etti. Davanın görüldüğü 1200'ün üzerinde kişi kapasiteli salonun devasa ve adil yargılanma hakkının gereklerini karşılamaktan uzak olduğunu ifade eden Kaboğlu, "Hakimler bile uzaktan bakılınca kadın mı, erkek mi, bunun bile ayırt edilemeyeceği derecede yüksekte ve uzakta duruyorlar" dedi.

Silivri'de duruşma yapılmasının Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 19. maddesinin 3. fıkrasına göre istisnai olduğunu vurgulayan Kaboğlu, duruşmalar devam ederken yeni salon inşa edilmesinin de "doğal yargıç ilkesine" aykırılık oluşturduğunu savundu. Kaboğlu, avukatların salonun adil yargılanma koşullarını karşılamadığı yönündeki itirazlarının haklı olduğunu ifade etti.

İbrahim Kaboğlu, İBB Davası'nın ikinci celsesindeki temel itirazlardan birinin, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 8 Temmuz'da tamamlayamadığı savunmasına devam etmesi olduğunu söyledi.
Salonla ilgili itirazların reddedildiğini, İmamoğlu'nun savunmasına devam etmesi yönündeki önerinin ise "uygun bir zamanda" yapılmak üzere kabul edildiğini anımsatan Kaboğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Sabahleyin Sayın Başkan'ın anons ettiği olumlu bir haber ise aslında 31 Mart günü yaptığı halde tutukluluğa itiraz duruşması ve daha sonra yapmadığı duruşmaları 31 Ağustos haftası yapacağını duyurdu. Bu iyi bir haber. Çünkü daha sonra dosya üzerinden yaptığı incelemeler aslında Anayasa'ya aykırıydı. Anayasa'nın 19. maddesinin 8. fıkrasına göre tutukluluğa itiraz başvuruları duruşmalı olarak incelenmelidir. Müvekkil konuşmalıdır, tutuklu konuşmalı, avukatı konuşmalı, karar gerekçeli olarak verilmeli ve bireysel nitelikte olmalıdır. Şimdi yapılması gereken, 31 Ağustos'tan itibaren Anayasa'nın 19. maddesinin 8. fıkrasının öngördüğü bu dört koşulun bir araya gelmesidir. Bu bakımdan olumlu. Bir de Ekrem İmamoğlu'nun ne zaman savunma yapacağına dair kendisine, avukatlara daha önceden bilgi verileceği yönündeki açıklama da en azından bu olumsuzluklar içerisinde olumlu bir şey olarak kaydedilebilir."

Eğitim-İş’ten, MEB'e tepki: Mazerete bağlı yer değiştirme hakkı bir lütuf değil, anayasal bir haktır
Eğitim-İş’ten, MEB'e tepki: Mazerete bağlı yer değiştirme hakkı bir lütuf değil, anayasal bir haktır
İçeriği Görüntüle