Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından milyonlarca kişinin aklında aynı soru var: “Yaşadığım yerin altından fay hattı geçiyor mu?”
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından güncellenen diri fay ve deprem tehlike haritaları, Türkiye’nin büyük bölümünün aktif fay kuşakları üzerinde yer aldığını ortaya koyuyor. Bununla birlikte, haritalarda aktif fay hattı bulunmayan ve zemin yapısı daha sağlam kaya formasyonlarından oluşan sınırlı bölgeler de dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu alanlar tamamen risksiz değil; ancak büyük ve yıkıcı deprem üretme potansiyelleri daha düşük.
SADECE HARİTAYA BAKMAK YETMİYOR
Jeofizik mühendisleri, deprem güvenliğinin yalnızca fay hattı üzerinde bulunup bulunmamaya indirgenemeyeceğini vurguluyor. Zemin türü (kaya, alüvyon, dolgu alan), yapı kalitesi, mühendislik hizmeti alınıp alınmadığı ve yerel zemin etütleri en az fay hattı kadar belirleyici rol oynuyor.
Sert kaya zeminler deprem dalgalarını daha az büyütürken, gevşek ve alüvyonlu topraklar sarsıntıyı artırarak hasarı büyütebiliyor.
TÜRKİYE’NİN JEOKRİTİK HARİTASI
Türkiye; Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Batı Anadolu Fay Hattı gibi aktif sistemlerle çevrili genç ve hareketli bir coğrafyada bulunuyor. Ancak bu hareketli kuşakların ortasında, milyonlarca yıldır görece stabil kalan ve “masif arazi” olarak adlandırılan yaşlı kara parçaları da mevcut.
Bu bölgeler, sert ve oturmuş zemin yapıları sayesinde deprem dalgalarını sönümleyebiliyor.
KARAMAN VE AKSARAY DİKKAT ÇEKİYOR
İç Anadolu’nun güneyinde yer alan Karaman ve Aksaray, deprem risk haritalarında düşük risk grubunda gösterilen iller arasında bulunuyor. Karaman, tarihsel kayıtlarda büyük ve yıkıcı depremlere nadiren rastlanan bir bölge olarak öne çıkıyor.
Bölgenin jeolojik yapısının tektonik hareketlere karşı daha stabil bloklardan oluştuğu belirtiliyor. Aksaray ile birlikte Niğde’nin bazı kesimleri de 4. ve 5. derece deprem bölgesi sınıflandırmasında yer alıyor. Sert kaya zemin ve düşük sıvılaşma riski, bu illeri göreceli olarak daha güvenli kılıyor.
KIRKLARELİ MASİFİ
Marmara Bölgesi’nde deprem senaryoları sıkça gündeme gelirken, Kırklareli kuzeyde farklı bir tablo sunuyor.
Yıldız Dağları (Istranca) masifi üzerinde yer alan kent, jeolojik olarak oldukça eski ve sağlam bir kara parçası üzerinde kurulu. Granitik ve sert zemin yapısı, deprem dalgalarının etkisini azaltabiliyor. Uzmanlar, özellikle kuzey Trakya’nın bazı kesimlerinin aktif fay hatlarına uzaklığı nedeniyle daha düşük sismik risk taşıdığına dikkat çekiyor.
KARADENİZ’İN GÖRECE SAKİN ŞERİDİ
Sinop, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin, aktif fay hatlarına görece uzak konumlarıyla öne çıkıyor.
Kuzey Anadolu Fay Hattı bu illerin daha güneyinden geçiyor. Bu mesafe, kıyı kesimlerinde yıkıcı etkinin azalmasına katkı sağlıyor. Ancak uzmanlar, özellikle Doğu Karadeniz’de depremden ziyade heyelan riskinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatıyor.
“RİSK YOK” YANILGISINA DİKKAT
Uzmanlar, haritada beyaz görünen hiçbir bölgenin “deprem olmaz” anlamına gelmediğini vurguluyor. Türkiye’nin tamamının farklı derecelerde deprem tehlikesi altında olduğu gerçeği değişmiyor.
Depreme karşı en etkili önlemin; sağlam zemin, doğru mühendislik, güncel yönetmeliklere uygun yapılaşma ve bilinçli şehir planlaması olduğu ifade ediliyor.