Güncel

Turgutlu’daki okul saldırısının ardından çağrı: Bir çocuk silahla okulun kapısına gelebiliyorsa devlet nerede?

Manisa Turgutlu’da okul yakınında 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırının ardından CHP Grup Başkanvekili Serkan Sarı, TBMM’de yaptığı açıklamada güvenlik politikalarının yanı sıra rehberlik, psikososyal destek ve silaha erişimin önlenmesine ilişkin önlemlerin güçlendirilmesini istedi.

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında meydana gelen ve 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırı, TBMM gündemine taşındı. CHP Grup Başkanvekili Serkan Sarı, saldırının ardından düzenlediği basın toplantısında yalnızca okul çevresindeki güvenlik önlemlerine odaklanılmaması gerektiğini savunarak, çocukların saldırı gerçekleştirmeden önce fark edilmesini ve destek mekanizmalarının işletilmesini istedi.

Sarı, 14-17 yaş aralığındaki 11 öğrencinin yaralandığını, iki öğrencinin durumunun ağır olduğunu belirterek yaralılara acil şifa diledi.

“SORUNUN NEREDEN GELDİĞİ BİLİNİYOR”

Sarı, daha önce Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırılarının ardından TBMM bünyesinde araştırma komisyonu kurulduğunu hatırlattı. Komisyon kapsamında uzmanlar, akademisyenler, bakanlık temsilcileri, öğrenciler, veliler, öğretmenler ve sivil toplum kuruluşlarının dinlendiğini belirtti.

Komisyonun 4 Ağustos’ta dinleme çalışmalarını tamamlayarak rapor aşamasına geçtiğini ifade eden Sarı, Manisa’daki saldırının ardından çalışmaların yeniden sürdürülmesini ve Turgutlu’da da inceleme yapılmasını istedi.

Sarı, okul şiddetinin yalnızca okul girişindeki güvenlik önlemleriyle çözülebilecek bir mesele olmadığını belirterek, sorunun aile ilişkilerinden akran zorbalığına, ruh sağlığından sosyal hizmetlere ve dijital dünyadan silaha erişime kadar uzanan çok sayıda boyutu bulunduğunu söyledi.

“ÖNLEYİCİ MÜDAHALE ASIL MESELE”

Her okula polis ya da özel güvenlik görevlisi yerleştirmenin tek başına yeterli olmayacağını savunan Sarı, asıl ihtiyacın erken fark etme ve önleyici müdahale olduğunu söyledi.

Bir çocuğun uzun süre boyunca şiddet sinyalleri vermesi, internette saldırı içerikleri araştırması, akranlarından uzaklaşması veya radikalleşme belirtileri göstermesi halinde bu işaretlere zamanında müdahale edilmesi gerektiğini ifade eden Sarı, çocuğun elinde silahla okul kapısına geldiği anda durumun fark edilmesinin geç kalınmış bir aşama olduğunu savundu.

Sarı ayrıca çocukların dijital ortamda da şiddet, nefret ve zorbalıkla karşılaşabildiğine dikkat çekerek, internetin tamamen yasaklanması yerine çocukların dijital dünyada yalnız bırakılmamasını sağlayacak hukuka uygun ve denetlenebilir mekanizmalar kurulması gerektiğini belirtti.

“BİR ÇOCUĞUN PSİKOLOJİK DESTEĞE İHTİYACI OLMASI ONU SUÇLU YAPMAZ”

Çocukların ruh sağlığına ilişkin destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Sarı, psikolojik destek alan çocukların damgalanmaması gerektiğini söyledi.

Sarı, araştırma komisyonunda Türkiye’de çocuk davranışları konusunda yeterli ve işlevsel veri bulunması konusunda sorunlar yaşandığının ifade edildiğini aktardı. Okul, aile, sağlık sistemi, sosyal hizmetler, güvenlik birimleri ve dijital platformların elde ettiği bilgilerin birlikte değerlendirilmediği durumlarda erken müdahalenin mümkün olmadığını savundu.

“SALDIRI GERÇEKLEŞTİRMEDEN ÖNCE DEVLET ONU DUYABİLECEK Mİ?”

Sarı, araştırma komisyonunun ardından hangi somut adımların atıldığının açıklanmasını istedi.

Okullardaki rehberlik ve psikososyal destek kapasitesinin ne kadar artırıldığını, riskli vakalarda farklı kurumlar arasındaki müdahale zincirinin nasıl işlediğini ve çocukların dijital ortamda şiddete yönelmesini önceden tespit edecek bir sistem kurulup kurulmadığını soran Sarı, silaha erişimin engellenmesi için de hangi somut tedbirlerin alındığının açıklanması gerektiğini belirtti.

Sarı, “Bir çocuk saldırı gerçekleştirmeden önce yardım çığlığı attığında devlet onu duyabilecek mi?” sorusunu yöneltti.

REHBER ÖĞRETMEN SAYISINA DİKKAT ÇEKTİ

Okullardaki rehberlik kapasitesinin yetersiz olduğunu savunan Sarı, Türkiye’de 17 milyon 956 bin 523 öğrencinin bulunduğunu ve okul rehberlik ile psikolojik danışma servislerinde 41 bin 785 rehber öğretmen veya psikolojik danışmanın görev yaptığını belirtti.

Bu tabloya göre devlet okullarında ortalama 450 öğrenciye bir rehber öğretmen düştüğünü söyleyen Sarı, dünyadaki bazı uygulamalarda 250 öğrenciye bir danışman düşecek şekilde bir yapı bulunduğunu ifade etti.

Sarı, bu oran esas alındığında Türkiye’de yaklaşık 25 bin 800 kişilik ek kapasiteye ihtiyaç bulunduğunu savundu.

“REHBER ÖĞRETMEN KRİZ ÇIKTIKTAN SONRA ÇAĞRILMAZ”

Mevcut norm kadro düzenlemesinde ilkokullarda rehber öğretmen bulunması için en az 300, ortaokul ve liselerde ise en az 150 öğrenci şartı bulunduğunu belirten Sarı, bu şartın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Rehberlik hizmetlerinin yalnızca kriz sonrasında devreye giren bir mekanizma olmadığını ifade eden Sarı, şiddet ortaya çıkmadan önce çocuklara ulaşılması gerektiğini belirtti.

“SİLAH KÜLTÜRÜ DEĞİL, SİLAHSIZLANMA KÜLTÜRÜ”

Sarı, bireysel silahlanma konusunda da daha kapsamlı düzenlemeler yapılması gerektiğini savundu.

Kurusıkı silahlardan dönüştürülen ve gerçek mermi atabilen silahlar konusunda daha önce yapılan uyarılara dikkat çeken Sarı, “hayalet silah” olarak adlandırdığı bu silahların balistik kayıtlarının bulunmamasının takibi zorlaştırdığını söyledi. Üretim, satış, internet üzerinden temin ve denetim aşamalarındaki boşlukların giderilmesini istedi.

İÇİŞLERİ BAKANI’NA: “DEVLET NEREDE?”

Sarı, Manisa’daki olayın daha önce yaşanan Kahramanmaraş ve Siverek’teki saldırılardan bağımsız değerlendirilemeyeceğini savundu.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye yönelik sorular yönelten Sarı, çocukların silaha erişimini engellemek için bugüne kadar hangi somut tedbirlerin alındığını ve ruhsatsız silahlanmayla mücadelede hangi sonuçların elde edildiğini sordu.

Sarı, açıklamasında, “Bir çocuk evinden silahlarla çıkıp okuluna kadar gelebiliyorsa devlet nerede?” diye sordu.

MİLLİ EĞİTİM BAKANI TEKİN’E DE ÇAĞRI

Sarı, İçişleri ve Milli Eğitim bakanlıkları arasında bir gün önce imzalanan “Okul Güvenliği” protokolüne de değindi. Protokolün ardından Turgutlu’da saldırı yaşanmasını eleştiren Sarı, artık toplantı ve protokol yerine somut sonuç görmek istediklerini söyledi.

Yaklaşık 18 milyon öğrenciden Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorumlu olduğunu belirten Sarı, güvenlik sorununun yalnızca çocuklara, ailelere ve öğretmenlere yüklenemeyeceğini savundu.

Sarı, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in sorumluluğu alarak istifa etmesi gerektiğini ifade etti.