Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Başkanlar Kurulu, 19 Eylül 2026’da Ehli Beyt İnanç Eğitim Kültür Vakfı Çiğli Şubesi’nde gerçekleştirdiği toplantının sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaştı. Toplantıda federasyona bağlı kurumların inanç, kültür, eğitim ve dayanışma çalışmaları ile Türkiye’nin güncel toplumsal ve siyasal gündemi değerlendirildi.
Cemevlerinin hizmetleri, gençler, kadınlar ve çocuklara yönelik çalışmalar ile Alevi inancının ve kültürel mirasının gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik faaliyetlerin de ele alındığı belirtildi.
“MEVCUT SORUNLARIN HUKUK TEMELİNDE ÇÖZÜLMESİNDEN YANAYIZ”
Bildirgede, son dönemde kamuoyunda tartışılan bazı tarihsel referansların Alevi toplumunda kaygılara neden olduğu ifade edildi.
AVF, barışın ve demokratikleşmenin yanı sıra mevcut sorunların hukuk temelinde çözülmesini savunduğunu belirtirken, toplumsal barışın herhangi bir toplumsal kesimin veya inanç grubunun tarihsel acılarının, travmalarının ve güvenlik kaygılarının yok sayılması üzerine kurulamayacağını vurguladı.
Açıklamada, tarihsel hafızayı inciten, kutuplaşmayı artıran ve Alevi toplumundaki kaygıları derinleştiren söylemlerden kaçınılması gerektiği ifade edildi.
CEMEVLERİ İÇİN YASAL STATÜ TALEBİ
Federasyon, Alevi inancının ve cemevlerinin anayasal eşitlik ile din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde yasal olarak tanınması yönündeki talebini yineledi.
Bildirgede, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2016 yılında verdiği kararlara da atıf yapılarak cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşturulması ve eğitim sisteminin tüm inançlara karşı eşitlikçi, çoğulcu ve özgürlükçü bir yapıya ulaşması gerektiği belirtildi.
Bu taleplerin siyasi partilerle yapılan görüşmelerde ilgili muhataplara iletildiği aktarılan bildirgede, yürütülecek temasların somut sonuçlara ulaşmasının hedeflendiği ve sürecin takipçisi olunacağı kaydedildi.
“AYRIMCI VE KUTUPLAŞTIRICI SÖYLEMLERİ KINIYORUZ”
Alevi toplumunun inancını ve mensuplarını hedef alan ayrımcı, dışlayıcı ve kutuplaştırıcı söylemlerin kınandığı açıklamada, siyasi aktörler, sivil toplum kuruluşları ve medya kuruluşlarına daha kapsayıcı ve sorumlu bir dil kullanma çağrısı yapıldı.
Federasyon, toplumun herhangi bir kesiminin ötekileştirilmesine veya hedef gösterilmesine rıza göstermeyeceğini bildirdi.
“İÇ BARIŞI GÜÇLENDİRMEK ORTAK SORUMLULUK”
Bölgede artan gerilimler ve olası çatışma risklerine de dikkat çekilen bildirgede, Alevi toplumunun toplumsal huzur ve ülkenin güvenliği konusunda sorumlu bir tutum sergilediği ifade edildi.
Hacı Bektaş Veli’nin “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” anlayışının rehber edinildiği belirtilen açıklamada, toplumsal dayanışma ve iç barışın güçlendirilmesinin ortak sorumluluk olduğu vurgulandı.
Alevi toplumuna yönelik ayrımcı dil ve uygulamaların toplumsal bağları zayıflattığı savunularak, bunun ortak geleceğe zarar vereceği ifade edildi.
BEKTAŞİLİK VE HACIBEKTAŞ VURGUSU
Bildirgede, Bektaşiliğin kurucu merkezinin Hacıbektaş ve Türkiye olduğu belirtilerek, Arnavutluk ve farklı coğrafyalarda bu inanç geleneği üzerinden yürütüldüğü ifade edilen dış merkezli siyasi ve jeopolitik girişimlerin dikkatle takip edildiği kaydedildi.
Alevi-Bektaşi inancının bölgesel güç mücadelelerinin aracı haline getirilmesine ve tarihsel merkezinden koparılarak yeniden tanımlanmasına karşı olunduğu belirtildi.
Federasyon ayrıca Hacıbektaş’ın inanç, kültür ve diplomasi alanlarında daha güçlü bir konuma sahip olması gerektiğini savunarak, bu yönde politikaların sürdürülmesi çağrısında bulundu.
“ALEVİ TOPLUMUNUN TALEPLERİNİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”
Alevi kurumlarının, inanç önderlerinin ve aydınlarının toplumsal barışa katkı sunmaya hazır olduğu belirtilen bildirgede, bunun Alevilerin hakları, talepleri ve meşru kaygıları göz ardı edilerek beklenemeyeceği ifade edildi.
AVF, inanç, kültür, dayanışma ve toplumsal barış alanındaki çalışmalarını sürdüreceğini belirterek, anayasal eşitlik, inanç özgürlüğü ve adalet taleplerinin takipçisi olmaya devam edeceğini açıkladı.




