Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, dünyanın farklı bölgelerinde devam eden savaş ve çatışmaların insan sağlığı üzerindeki ağır sonuçlarına dikkat çekti.
Milyonlarca insanın savaşlar nedeniyle hayatını kaybettiği, yaralandığı ve yerinden edildiği belirtilen açıklamada, sağlık kurumlarının tahrip edildiği ve sağlık çalışanlarının da hedef haline geldiği ifade edildi.
“SAĞLIK HAKKI BARIŞ VE DEMOKRASİYLE GÜVENCE ALTINA ALINIR”
TTB, savaşların yalnızca ölüm ve yaralanmalara yol açmadığını; ruhsal travma, zorunlu göç, yoksullaşma, sağlık hizmetlerine erişimde aksama ve toplum sağlığında bozulma gibi sonuçlar doğurduğunu belirtti.
Açıklamada, “Savaş bir halk sağlığı sorunudur. Sağlık hakkının güvence altına alınmasının yolu barış ve demokrasiden geçer” denildi.
Filistin başta olmak üzere sivillerin yaşam hakkının ihlal edildiği, sağlık kurumlarının ve sağlık çalışanlarının saldırıya uğradığı her yerde savaş ve şiddet politikalarına karşı çıkıldığı vurgulanarak savaşların ve işgallerin sona ermesi çağrısında bulunuldu.
“KÜRT SORUNU SAVAŞ VE GÜVENLİK POLİTİKALARIYLA ÇÖZÜLEMEZ”
Türkiye’nin de uzun yıllardır süren çatışmalı süreçten kaynaklanan toplumsal ve insani sorunlarla karşı karşıya olduğu belirtilen açıklamada, Kürt sorununun çözümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.
TTB, sorunun “demokratik, müzakereci ve barışçıl yollarla, temel hak ve özgürlükler temelinde” çözülmesi gerektiğini savundu.
Silahların susmasının ve çatışmaların sona ermesinin önemli olduğu belirtilirken, kalıcı barışın yalnızca çatışmasızlıkla sağlanamayacağı; demokrasi, insan hakları ve eşit yurttaşlığın güvence altına alınması gerektiği ifade edildi.
“KAYYUM UYGULAMALARINA SON VERİLMELİ”
Kalıcı toplumsal barış için geçmişle yüzleşme, adalet ve yargı bağımsızlığının güvence altına alınması gerektiğini belirten TTB, adil yargılanma ve savunma hakkının korunmasını istedi.
Açıklamada, halkın seçme ve seçilme hakkı ile yerel demokratik iradeyi zedelediği savunulan kayyum uygulamalarına son verilmesi çağrısı da yapıldı.
SAĞLIK HAKKI İÇİN EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK VURGUSU
TTB, sağlık hakkının demokrasi, eşitlik ve insan haklarından ayrı değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Hapishanelerde sağlık hakkı, hasta mahpusların sağlık hizmetlerine erişimi, anadilinde sağlık hizmeti ve sağlık çalışanlarının mesleki bağımsızlığı gibi başlıkların sağlık hakkı ile demokrasi arasındaki bağın önemini gösterdiği ifade edildi.
TTB, herkesin eşit ve erişilebilir sağlık hizmetine ulaşabildiği, sağlık çalışanlarının güvenli koşullarda çalıştığı ve hekimlerin mesleki bağımsızlığının korunduğu bir toplum için mücadeleyi sürdüreceğini bildirdi.
Açıklamada, “Geçmişte olduğu gibi bugün de savaşın, şiddetin, ayrımcılığın ve nefret dilinin karşısında yaşamın, barışın, demokrasinin yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verildi.