Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, partisinin Bingöl’deki saha çalışmaları kapsamında yaptığı konuşmada Türkiye’deki siyasi sistemi eleştirerek, “Türkiye'deki rejimin adı artık demokrasi değildir. Siyaset bilimi açısından bunun adı otokrasidir” dedi. Tanrıkulu, CHP’de siyaset yaptıkları dönemde kendilerine “Ankara’da oturun, bu iktidarı değiştirme iddianızdan vazgeçin” şeklinde bir siyasi konfor alanının dayatıldığını savunarak, “Biz buna rıza göstermedik. Boyun eğmedik. O nedenle Yeni Parti ile halkımızın karşısına çıktık” ifadelerini kullandı.
Yeni Parti’nin 81 ilde yürüttüğü saha çalışması kapsamında Bingöl’de bulunan Tanrıkulu, Türkiye’nin uzun süredir zor bir süreçten geçtiğini belirterek, partisinin kuruluş gerekçelerini anlattı. Tanrıkulu, 91 milletvekilinin 10 Eylül’den itibaren sahaya çıktığını, Meclis açılana kadar 81 ilde çalışma yürüteceklerini söyledi.
Tanrıkulu, Bingöl’de iki gün boyunca meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve esnafla görüşerek yerel sorunları dinleyeceklerini, aynı zamanda Yeni Parti’nin kuruluş gerekçelerini anlatacaklarını ifade etti.
Türkiye’deki siyasi sistemi “otokrasi” olarak nitelendiren Tanrıkulu, bu sistemlerde gücün tek elde toplandığını, denge ve denetleme mekanizmalarının zayıfladığını ve parlamentonun etkisinin azaldığını savundu. Tanrıkulu, otokratik sistemlerde seçimlerin de yapılabildiğine dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Otokrasilerde de seçim olur. Çünkü iktidarlar sandıktan bir meşruiyet ararlar. Sandık vardır ama o sandığın sonucunu da garanti altına almak isterler. Yani seçim olsun ama sonuç değişmesin.”
Tanrıkulu, Türkiye’deki siyasi sistemin 2023’e kadar bu yönde ilerlediğini, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından ise iktidarın yargı, güvenlik bürokrasisi ve mülki idare alanlarında yeni düzenlemelere yöneldiğini ileri sürdü.
Yeni Parti’nin kuruluşunun kişisel bir tercih veya siyasi konfor arayışının sonucu olmadığını belirten Tanrıkulu, CHP’de siyaset yapan milletvekillerinin karşı karşıya kaldığı sürece dikkat çekti. Tanrıkulu, kendilerine “Gelin Ankara’da oturun. Genel merkez sizin olsun. Bu konfor size yeter. Bu iktidarı değiştirme iddianızdan vazgeçin” denildiğini savunarak, bu yaklaşımı kabul etmediklerini söyledi.
Tanrıkulu, “Biz, CHP'de siyaset yapan siyasetçiler ve milletvekilleri olarak canımız sıkıldığı için, keyfimizden bir akşam oturup ertesi gün yeni bir parti kurmadık” diye konuştu.
Tanrıkulu, “Bize dayatılan buydu. Biz buna rıza göstermedik. Boyun eğmedik. O nedenle Yeni Parti ile halkımızın karşısına çıktık” dedi.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından İstanbul’da Esenyurt ve Şişli’de yaşanan gelişmeleri de gündeme getiren Tanrıkulu, kendilerine “terörle iş birliği yaptınız” suçlamasının yöneltildiğini söyledi. Tanrıkulu, İstanbul’da Kürtlerin yerel yönetimlerde ve belediye meclislerinde temsil edilmesini sağlamalarının bu şekilde nitelendirildiğini savundu.
Esenyurt’ta Ahmet Özer’in, Şişli’de ise Emrah Şahan’ın görevlerinden alındığını ve kayyum uygulamasına başvurulduğunu belirten Tanrıkulu, 19 Mart 2025’ten sonra CHP’li yerel yönetimlere ve siyasetçilere yönelik operasyonların yoğunlaştığını ileri sürdü.
Tanrıkulu, CHP yönetimine kayyum atanması ve parti genel merkezine yönelik müdahaleyi de konuşmasında gündeme getirdi. Kendilerine muhalefet biçimlerini değiştirmeleri ve iktidarı değiştirme iddiasından vazgeçmeleri yönünde baskı yapıldığını öne sürdü. “Bize o konforlu alanlar artık lazım değil” diyen Tanrıkulu, “Bizden kontrollü muhalefet istediler. Olmadık” ifadelerini kullandı.
Yeni Parti’nin 24 Temmuz 2026’da kurulduğunu belirten Tanrıkulu, partinin arkasında herhangi bir ekonomik veya siyasi güç bulunmadığını, tek dayanaklarının halk desteği olduğunu söyledi.
Yeni Parti’nin kuruluş amacını Türkiye’nin demokratikleşmesi ve halk iradesinin yeniden siyasetin merkezine yerleşmesi olarak açıklayan Tanrıkulu, partisinin saha çalışmalarının da bu çerçevede sürdüğünü belirtti.
Tanrıkulu, konuşmasını “Yeni Parti, herhangi bir siyasi hesabın ya da kişisel konfor arayışının sonucu olarak kurulmadı. Yeni Parti, bu ülkenin demokratikleşmesi, halkın iradesinin yeniden siyasetin merkezine yerleşmesi ve iktidarın değiştirilebileceği inancının yeniden güçlendirilmesi için kuruldu. Biz zor olanı tercih ettik. Bundan sonra da zor olanı tercih etmeye devam edeceğiz” sözleriyle tamamladı.





