Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, genel seçimlerin Nisan veya Mayıs 2028’de yapılmasının beklendiğini belirterek, CHP Genel Başkanı’nın erken seçim tanımına ilişkin sözlerini eleştirdi. Kılıç, “Bir gün önce bile yapılsa seçim erken seçimdir” açıklamasının ardından iktidarın seçim tarihini belirlemesini engellemenin zorlaşacağını savundu.
Kılıç, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasına Antalya’nın Kepez ilçesinde meydana gelen hortum felaketinde hayatını kaybeden işçilere rahmet, yaralı işçiye ise şifa dileyerek başlayan Kılıç, yaşananların alınmayan önlemlerle bağlantılı olduğunu öne sürdü.
“Çevredeki kalıcı yapılarda hiçbir hasar oluşmazken, meteorolojinin günler öncesinden yaptığı uyarılara rağmen işçilerin mukavvadan farksız derme çatma konteynerlerde barındırılması bir iş kazası değildir, meteorolojik bir olay da değildir. Ülkemizde insan hayatının ucuzluğunun göstergesidir maalesef” dedi.
“BAŞÖRTÜSÜ YASAĞINI KALDIR, BİZİM AZERBAYCAN’A GİRİŞ YASAĞIMIZ KALSIN”
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın da aralarında bulunduğu 31 kişiye Azerbaycan tarafından ülkeye giriş yasağı getirildiğini hatırlatan Kılıç, karara tepki gösterdi.
Kılıç, “TBMM'de temsil edilen bir partinin genel başkanı, İstanbul Milletvekili Fatih Erbakan’ın Azerbaycan’a girişi yasak. Cenap Prezident İlham Aliyev’in canı öyle istedi. Sebep ne? Başörtülü kızların eğitim hakkının gasbedilmesine itiraz etmemiz. Buradan Sayın Aliyev’e bir çağrımız var; başörtüsü yasağını kaldır, bizim Azerbaycan’a giriş yasağımız kalsın. Bir çağrımız da Sayın Numan Kurtulmuş’a; bu yasak karşısında TBMM sessiz kalmamalı, hiç değilse ortak bir bildiri yayınlamalıdır” ifadelerini kullandı.
“YÜZYILIN SLOGAN MİMARINDAN YÜZYILIN VURGUNU”
“Fon dolandırıcılığında kıskaç daralıyor” diyen Kılıç, soruşturma kapsamında “SPK Başkanı, SPK’nın eski başkanı derken, Türkiye Yüzyılı’nın mimarı Ertan Aydın'ın da tutuklandığını” söyledi.
Kılıç, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Yüzyılın slogan mimarından yüzyılın vurgunu. Çevrimiçi bir soygun olayı. Dışarıdan kimse yok. Hepsi tanıdık, hepsi kanka. Millet züğürt, bunlar zengin. Eğer bu vurgunlar, bu soygunlar olmasa bugün bir aylık asgari ücret 45 bin, en düşük emekli aylığı en az 40 bin olurdu. Kimse aç ve açıkta kalmaz, milyonlarca insanımız makarnaya, bulgura muhtaç olmazdı. Bu vurgunların kökünde tamahkarlık, sahtekarlık, doymak nedir bilmeyen bir açlık var. Daha derininde ise denetimsizlik var. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte gelen sorumsuzluk ve denetimsizlik var. Eskiden Meclis soruşturması diye bir denetim mekanizması vardı. Artık yok, kalktı. Gensoru müessesesi vardı. Artık yok, o da kalktı. Yazılı-sözlü soru önergeleri vardı. Adı var, etkisi yok; çünkü soru önergelerini ciddiye alan bakan kalmadı. İşte bu denetimsizlik sorumsuzluğu, sorumsuzluk da fon yolsuzluğunu doğurdu. Trilyonlar buhar oldu. Yeniden Refah iktidarında hırsız kovalamayacağız. Önleyici ve etkin denetim mekanizmalarını kuracağız. Tabii şöyle bir gerçek de var ki, balık baştan kokuyor. Hırsız, gözünü karartmadan önce kimlerin göz yumacağına bakıyor. Hani diyorlar ya, ‘Fakir parası olmadığı için fakir değil, fakir çalamadığı için de fakir değil; fakir, zenginlerin gözü doymadığı için fakir. Ülkenin kaynakları hortumlanmadığı için fakir. Fakir sizin yüzünüzden fakir'.”
“İFLASLAR ARTIYOR, KEPENKLER KAPANIYOR”
Ekonomik sorunlara ve artan iflaslara değinen Kılıç, geçmişte çocuğuna kıyafet alamadığı için intihar eden babalara ilişkin haberlerin gündeme geldiğini, yakın zamanda emekli bir polis memurunun da yaşamına son verdiğini söyledi. Kılıç, son olarak TOKİ’ye 1190 daire inşa eden bir müteahhidin yaşamına son verdiğine ilişkin haber aldıklarını belirterek yakınlarına sabır ve metanet diledi.
Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sebep ne? Hakedişlerini alamamış. Ödemeler dengesi sarsılmış. Çekleri yazılmış, senetleri dönmüş. Yani iflas. İflaslar artıyor, kepenkler kapanıyor, adamını bulamayan parasını alamıyor. Onurunu kurtaramayan canına kıyıyor. Yazık günah değil mi? Bu gidiş nereye?”
KPSS VE GENÇLERİN İSTİHDAM SORUNU
Kılıç, geçen pazar yapılan Ortaöğretim KPSS ile birlikte bu yılki sınav maratonunun sona erdiğini belirterek üniversitelerdeki doluluk oranları ile mezuniyet sonrası istihdam olanakları arasındaki soruna dikkat çekti.
Kılıç, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ülkemizde üniversite doluluk oranları yüzde 98,8 gibi rekor seviyelerde açıklansa da asıl büyük sorun istihdam aşamasında başlıyor. Kontenjanlar doluyor ancak mezuniyet sonrası yeterli istihdam alanı sağlanamadığı için gençlerimiz büyük bir gelecek kaygısı yaşıyor. Bugün bir lisans öğrencisinin kendi alanından atanabilmesi için 90 bandında çok yüksek puanlar alması gerekiyor, çünkü kadro sayıları son derece yetersiz kalıyor. Bu kadro yetersizliği ve gelecek kaygısı yüzünden, lisans eğitimine devam eden gençlerimiz artık kendi branşlarından umudunu kesmiş durumda. Sırf güvenceli bir iş sahibi olabilmek ve kamuda yer alabilmek için henüz üniversite sıralarındayken dönüp lise düzeyindeki ortaöğretim KPSS’ye giriyorlar.”
CUMHURİYET BAYRAMI’NI KUTLADI
Kılıç, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı da kutlayarak şu ifadeleri kullandı:
“Cumhuriyet Nizam’dır. Cumhuriyet Selamet’tir. Cumhuriyet Fazilet’tir, Cumhuriyet Saadet’tir, Cumhuriyet Refah’tır. Cumhuriyet Millettir, devlettir, adalettir. Türkiye Cumhuriyeti’nin 103’üncü kuruluş yıl dönümü kutlu olsun. Yaşasın milletimiz, yaşasın devletimiz, yaşasın cumhuriyetimiz.”
Kılıç, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
“2027’DE YAPILACAK HER TÜRLÜ SEÇİME DESTEK VERİRİZ”
Bir muhabirin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emeklilerle ilgili adımının erken seçim sinyali olup olmadığını ve Nisan 2028’de yapılacak bir seçimi destekleyip desteklemeyeceklerini sorması üzerine Kılıç, genel seçimin Nisan veya Mayıs 2028’de yapılmasının beklendiğini söyledi.
Kılıç, CHP Genel Başkanı’nın seçimlerin erkene alınmasına ilişkin açıklamasını eleştirerek şunları kaydetti:
“(Seçimin) 2028 nisan ya da mayıs ayında yapılacağı ortada. CHP'nin Genel Başkanı da bu sürece destek verdi aslında. Normalde muhalefette seçimler en az 6 ay öne alınırsa erken seçim yapmanın anayasal gereği yerine getirilmiş olur şeklinde bir genel kanaat vardı. Ancak CHP'nin Genel Başkanı da 'Bir gün önce bile yapılsa seçim erken seçimdir' dedikten sonra artık iktidarı durdurabilene aşk olsun. Çünkü alınacak seçimin tarihinin Anayasa'ya aykırılığını muhalefetin istediği yönde karara bağlayacak bir Anayasa Mahkemesi yok. Seçim tarihinde anayasaya aykırılık tespiti yapacak bir Yüksek Seçim Kurulu da yok. Büyük ölçüde iktidarın istediği istikamette kararlar almış olacaklar, seçim süreci konusunda. Dolayısıyla iktidarın istediği tarihte seçimi yapacağını öngörüyoruz. Ama burada tabii 360 sayısının sağlanması lazım. AK Parti ve MHP'nin iki başı da bu sayıyı sağlama yeterlilikleri yok. Mutlaka meclis içerisinde müttefik partiler arayacaklar. Erken seçim kararı alabilmek ve Sayın Cumhurbaşkanı'nın yeniden aday olmasına zemin hazırlayabilmek için. Zorluk çekerler mi? Kanaatimce zorluk çekmezler. 2027 yılı içinde yapılacak her türlü seçimin tarihine biz oylamada destek veririz. Ama 2028 yılına kalmasından yana değiliz. Niye değiliz? 2028 yılında yapılacak seçim erken seçim değil. Ondan dolayı değiliz. Ama bir muhalefet partisiyiz. Seçime hazırız. Erken seçim yapılmasını istiyoruz. Türkiye'nin bugünkü sosyo-ekonomik koşullarla yoluna daha fazla devam etmesinin mümkün olmadığını görüyoruz.”
“TÜM MAĞDUR KESİMLERİN MAĞDURİYETLERİ DERHAL ÇÖZÜLMELİ”
Emekli maaşlarına ilişkin Cumhurbaşkanı tarafından yapılan açıklamayı önemsediklerini belirten Kılıç, Türkiye’de en düşük emekli aylığının 23 bin 500 lira olduğunu söyledi. Bir emekli çiftin bu maaşla geçinmesinin, mutfak masraflarını karşılamasının, kira ve faturalarını ödemesinin mümkün olmadığını ifade eden Kılıç, emekli aylığının açlık sınırının yarısının altında kaldığını savundu.
Kılıç, emekli maaşlarının yanı sıra asgari ücretin yükseltilmesi ve kademeli emeklilik beklentilerinin de karşılanması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
“Hep iddia ettik. Seçime giderken bir emekli maaşları yükseltilir, iki asgari ücret yükseltilir, üç emeklilikte kademeli adaleti bekleyenlerin beklentilerine cevap verilir. Biz hükümetten önümüzdeki günlerde kademeli emeklilik beklentisine de olumlu cevap vermesini bekliyoruz. Kademeli emeklilik düzenlemesinin de TBMM'ye gelmesini bekliyoruz. Yeniden Refah Partisi olarak da bu süreci destekledik, destekliyoruz. Bu sürece bir seçim yatırımı olarak bakmıyoruz.”
“TELEVİZYON, GAZETE SAYISI ÇOK AMA İKTİDARIN KONTROLÜNDE”
Suat Kılıç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın basın özgürlüğüne ilişkin, “Türkiye, medya çeşitliliği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biridir. Avrupa'da televizyon kanalı sayısı itibarıyla ülkemiz ilk sıralarda yer alıyor” sözlerinin sorulması üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Kılıç, partisinin basın toplantısına Anadolu Ajansı, TRT ve TRT Haber’in katılmadığını belirterek şunları söyledi:
“Ben şunu söylemek istiyorum. Bugün bu basın toplantısında Anadolu Ajansı yok. TRT yok. TRT Haber yok. İktidara müzahir ya da paralel yayın yapan televizyon kanallarının neredeyse hiçbiri yok. Basın toplantımızda yoklar ama ajanslar var. ANKA var. Buradan alınan haberleri akşam bültenlerinde, bu televizyonların ekranlarında görebilecek miyiz? Büyük olasılıkla göremeyeceğiz. Türkiye'de televizyon sayısı çok fazla, gazete sayısı çok fazla ama maalesef büyük ölçüde iktidarın kontrolünde bu yayın kuruluşları. Bugün vergilerimizle finansman ettiğimiz devletin ajansının ve haber kanallarının bile bu partinin TBMM'de temsil edilen Yeniden Refah Partisi'nin basın toplantısında bulunmuyor olmaları aslında Türkiye'deki basın özgürlüğünün görülmesi açısından da önemli bir kriterdir diye düşünüyorum.”
“SADECE GAZETECİLİK FAALİYETLERİ NEDENİYLE ÇOK SAYIDA GAZETECİ GÖZALTINDA YA DA TUTUKLU”
Basın özgürlüğünün yalnızca basın kuruluşlarının varlığıyla sınırlı olmadığını, haber alma ve yayma hakkının da korunması gerektiğini söyleyen Kılıç, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle gözaltında ya da tutuklu bulunan gazetecilere dikkat çekti.
Kılıç, şu ifadeleri kullandı:
“Basın özgürlüğü demek sadece basın kuruluşlarının var olması demek değildir. Haber alma ve yayma hakkının da korunması demektir. Gazetecilik dışı faaliyetlerinden dolayı tutuklu bulunanları ayrı tutarak söylüyorum. Türkiye'de de sırf gazetecilik faaliyetleri nedeniyle çok sayıda gazeteci gözaltında ya da tutuklu. Bunları görmezlikten gelemeyiz. Bunlar Türkiye'nin gerçeği. Türkiye'nin elbette ki özgürlükler liginde, basın özgürlüğü liginde, hukuk özgürlüğü ve hukuk devletleri ligindeki görünümünü keza Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne intikal eden dosyalar bakımından da Avrupa İnsan Hakları yargısı önündeki görünümünü bozan durumlardır bunlar.”





