Dünya genelinde ve özellikle gelişmiş ülkelerde en sık rastlanan kanser türü olan cilt kanseri, erken teşhis edildiğinde tamamen tedavi edilebilmesine rağmen sinsi belirtileri nedeniyle gözden kaçabiliyor. Tıp uzmanları, ben değişimlerinin ötesinde hayat kurtaran kritik ayrıntıları sıraladı.
Güneş ışınlarına kontrolsüz maruz kalma, solaryum kullanımı ve çevresel faktörler nedeniyle cilt kanseri vakaları her yıl rekor seviyelere ulaşıyor. Hastalığın en bilinen semptomu var olan benlerin şekil ve renk değiştirmesi olarak kabul edilse de klinik tablolar kanserin çok daha masum görünen lezyonlarla başlayabileceğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, kamuoyunda sıradan bir cilt kuruluğu veya egzama sanılarak ihmal edilen tehlikeli işaretleri mercek altına aldı.
İYİLEŞMEYEN YARALAR VE "ÇİRKİN ÖRDEK YAVRUSU" KURALI
Cilt kanserinin en sık ihmal edilen ilk işareti, haftalar geçmesine rağmen bir türlü iyileşmeyen küçük yaralar ve kabuklaşan lezyonlardır. Uzmanlar; cilt yüzeyinde oluşan parlak veya sedef renkli kabarıklıkların, sebepsiz yere kanayan alanların ve sürekli pul pul dökülen lekelerin doğrudan bir dermatolog tarafından incelenmesi gerektiğini bildiriyor. Bu tür değişimler çoğunlukla basit bir sivilce veya alerjik reaksiyon zannedilerek teşhisin gecikmesine neden oluyor.
Öte yandan melanom adı verilen en tehlikeli cilt kanseri türünün tespitinde "çirkin ördek yavrusu" (ugly duckling) kuralı hayati önem taşıyor. Vücuttaki diğer benlerden yapı, renk veya boyut olarak belirgin şekilde farklı duran tek bir ben, uluslararası kabul görmüş klasik kriterlere uymasa bile yüksek riskli olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, benin sınırlarının düzensizleşmesi, hızla büyümesi veya üzerinde kaşıntı ve hassasiyet başlaması durumunda vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini vurguluyor.
SOLARYUM VE TIRNAK KURUTMA LAMBALARINDAKİ SİNSİ TEHDİT
Cilt kanserinden korunmanın anahtarı sadece güneşli havalarla sınırlı kalmıyor. UV ışınlarının bulutlu havalarda dahi cilde ulaştığına dikkat çeken Dr. Tanya Evans; kar, su ve kum yüzeylerinden yansıyan ışınların tahribat gücünü artırdığını ifade ediyor.
Korunma stratejilerinde yapılan en büyük hatalardan biri ise yapay UV kaynaklarına maruz kalmak olarak öne çıkıyor. Yapılan araştırmalar, yaşamı boyunca 10 seansın üzerinde solaryuma giren bireylerde ölümcül melanom riskinin %34 oranında arttığını kanıtlıyor. Ayrıca güzellik salonlarında jel tırnak uygulamalarında kullanılan UV kurutma lambalarının da tırnak yatağı çevresinde kanser gelişimini tetikleyebileceği uyarısı yapılıyor. Dudakların koruyucu melanin pigmentinden yoksun olması nedeniyle en az SPF 50 içeren dudak balmlarının kullanılması ve 2 saatte bir tazelenmesi gerektiği bildiriliyor.
GÜNEŞ KREMİ SÜRERKEN EN ÇOK UNUTULAN 6 BÖLGE
Güneş koruyucu ürünlerin kullanımı kadar, ürünlerin vücudun hangi bölgelerine uygulandığı da hayati bir parametredir. Kafa derisi, kulaklar, boyun arkası, dudaklar, ellerin üstü ve ayak sırtı, koruyucu sürülürken en çok unutulan ancak kanserin en sık yerleştiği kritik alanlardır.
Klinik veriler; baş ve boyun bölgesinin, bazal hücreli ve skuamöz hücreli karsinom vakalarının en yoğun görüldüğü alanlar olduğunu gösteriyor. Özellikle erkeklerde saçların seyrelmesiyle birlikte kafa derisi ve kulak kepçesinde görülen kanser oranları ciddi artış sergiliyor. Uzmanlar, çocukluk ve ergenlik çağında geçirilen şiddetli güneş yanıklarının ileriki yaşlarda kanser riskini katladığını hatırlatarak; ayda bir kez şahsi cilt kontrolü yapılmasını, dışarı çıkarken şapka ve UV korumalı gözlük kullanımının ihmal edilmemesini öneriyor.