CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP'ye geçişine tepki göstererek, "Bir belediye başkanı transfer edebilirsiniz ama İzmir'in siyasi hafızasını transfer edemezsiniz. Başka bir siyasi kimlikle İzmir'i yönetmek isteyenler istifa ederler, yeniden İzmirlilerin karşısına çıkarlar, sandık kurulur; yeniden İzmirliler onları seçiyorsa görevlerine devam ederler ve kararı sandık verir. Sandıkta alamadığınız İzmir'i transferlerle alamazsınız" ifadelerini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Öğretmenlerin yaşadığı atama sorunun, aile bütünlüğüne zarar verdiğine dikkati çeken Kılıç, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e seslenerek, "Sayın Bakan, aileler sizin yüzünüzden yarım kalıyor. Öğretmenlerimiz yetersiz kontenjan nedeniyle eşlerinden, çocuklarından, anne babalarından ayrı yaşamak zorunda kalıyorlar. Bu mağduriyet bir an önce giderilmeli, yeterli kontenjanlar açılmalı ve il emri uygulaması yeniden hayata geçirilmelidir. Öğretmenlerimiz ayrıcalık veya lüks istemiyor; sadece aileleriyle aynı şehirde yaşamak ve görevlerini layığıyla yerine getirmek istiyor” dedi.

"YOKSULA KELEPÇE, NÜFUZLUYA SESSİZLİK KABUL EDİLEMEZ"

TBMM Genel Kurulu’nda dün fon krizinin araştırılması için muhalefet partileri tarafından verilen önergeler sırasında iktidar partisi milletvekillerinin karar yeter sayısı isteyerek salonu terk etmesini "ibretlik bir tablo" olarak niteleyen Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tek yaptıkları, tek amaçladıkları, tek gayeleri dün fon krizinin konuşulmaması, vatandaşın bu konuda muhalefet partilerinin fikrini öğrenmemesiydi. Biz ısrarla başından beri söyledik: Ucu nereye dokunuyorsa dokunsun ama Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde muhakkak bir araştırma komisyonu kurulsun dedik. Diğer muhalefet partileri de bizimle aynı fikirde, onlar da bu savı destekliyorlar. Fakat dün bu konuşulmasın diye apar topar bir karar yeter sayısı istendi. Geçtiğimiz dönemlerde muhalefet yoklama istediğinde, karar yeter sayısı istediğinde homurdanan, söylenen, yeri geldiğinde bağıran iktidar vekillerinin dün tıpış tıpış salonu terk ettiğini gördük. Peki yıldırdı mı bizi? Yıldırmadı. Biz devam ettik; Meclis kapanmış olmasına rağmen bütün muhalefet partilerinin konuşmacıları beşer dakika konuştu. Canlı yayınlarda da, sizinle de bunu paylaştık. Biz sonuna kadar takipçisiyiz. Ucu nereye dokunuyorsa dokunsun, muhakkak bu meselenin çözümü Meclis'ten olmalı.

Samsun'da bir baba yoksulluktan çocuklarına kahvaltılık çaldığı iddiasıyla ellerine kelepçe takılarak adliyeye götürüldü. Aynı ülkede milyarlarca liralık fon skandalını konuşuyoruz. Tasfiye kararı verilen 131 fonda 455 bin yatırımcı var; aileleriyle birlikte milyonlarca insanın hayatından söz ediyoruz. Bir babanın kahvaltılık poşetini gören devlet, milyarların gittiği hesapları da görmek zorundadır. Yoksula gelince kelepçe, nüfuzlulara gelince sessizlik kabul edilemez."

"BUNUN YOLU DA BELLİ: ŞEFFAFLIK"

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 4 Kasım 2025’te fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını açıkladığını hatırlatan Kılıç, şöyle devam etti:

"Madem biliyordunuz ne yaptınız? Hangi fonu incelediniz? Hangi işlemi durdurdunuz? Hangi yatırımcıyı uyardınız? Hangi paranın kaçmasını engellediniz? SPK ne yaptı? Borsa İstanbul ne yaptı? BDDK ne yaptı? MASAK ne yaptı? Bu kurumların görevi vatandaşın parası gittikten sonra zarar saymak değildir. Asıl görevleri o paranın gitmesini engellemektir.

Üstelik bugün soruşturmanın etrafında siyasetin, bürokrasinin önemli isimlerinin yakınları da konuşuluyor. Sizlerin de bildiği gibi Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi hakkında yansıyan iddialar var. Hayati Yazıcı'nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu, çok kısa bir sürede jet hızıyla o tedbir kaldırıldı. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik'in damadı İskender Balcı tutuklandı. Eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Erkan Kilimci tutuklandı. Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci kendi şirketlerinin parasının fonda kaldığını söylüyor, devlette ihmal olduğunu söylüyor. Örneğin Hayati Yazıcı'nın oğlunun ortağı Ali Emre Ballı'nın şüpheli intiharı bu fon olaylarındaki soru işaretlerini oldukça artırdı. Biz bunlarla ilgili baştan peşin hüküm vermiyoruz tabii; bunların hepsi iddiadır, soruşturulması gerekiyor. Kim suçluysa ortaya çıksın istiyoruz. Suçsuz olanın da adı temizlensin, boşu boşuna gazetelerde veya kamuoyunda, sosyal medyada dolaşmasın. Ama kimse siyasi nüfuzun arkasına saklanmasın. Bunun yolu da belli: Şeffaflık."

"HESABI TEMİZ OLAN, MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU'NDAN KORKMAZ"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında kurulan Fon Koordinasyon Kurulu’nda AK Partili yetkililerin yer almasını eleştiren Kılıç, "Hesap sorması gerekenler de orada, önlem almadığını açıklaması gerekenler de orada. Ama bakıyorsun, sanki bu masa sorunu çözecek bir masa gibi duruyor. Yani her şey birbirine karışmış durumda. Vatandaşın parasını kurtarmak için kurulan masa, sorumluların itibarını kurtarma masasına dönüşmüş adeta. Şimdi bir de günlerdir şöyle bir söz geçiyor: ‘Erdoğan çok öfkeli, Erdoğan çok öfkeli’ Her yerde yazıyor. Ya kime öfkeli? Bu bakanı kim atadı? Ben mi atadım bu bakanı? SPK yönetimini kim belirledi? Ekonomi bürokrasisini kim oluşturdu? Biz mi, Cumhuriyet Halk Partisi mi oluşturdu bu bürokrasiyi? Bütün yetkiyi kendinizde toplayacaksınız, sonra işler kötü gittiğinde dışarıdan seyrediyormuş gibi yapacaksınız. Sanki hiç sizinle alakası yokmuş gibi bir de öfkeleneceksiniz, bir de böyle bir masada böylesi bir hikaye dayatılacak vatandaşa. Olmaz. Yetki kimdeyse sorumluluk da ondadır. O yüzden son bir kez daha söylüyorum: Gelin bir araştırma komisyonu kuralım. Her belge açılsın, herkes dinlensin, her hesap incelensin; ucu kime dokunuyorsa dokunsun, sonuna kadar gidelim diyorum. Çünkü hesabı temiz olan, Meclis Araştırma Komisyonu'ndan korkmaz" dedi.

Cemil Tugay’ın AKP’ye geçişinin ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde istifalar başladı
Cemil Tugay’ın AKP’ye geçişinin ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde istifalar başladı
İçeriği Görüntüle

"İZMİR'İ ANLAMAMIŞLAR DEMEKTİR"

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesini eleştiren Kılıç, "AK Parti yıllardır İzmir'i istiyor. Eski Başbakanı, Ekonomi Bakanı'nı, Genel Başkan Yardımcısı'nı aday gösterdiler, olmadı. '1414 proje' dediler, yine olmadı. Şimdi bir belediye başkanının rozetini değiştirerek İzmir'i kazandıklarını düşünüyorlarsa İzmir'i hâlâ anlamamışlar demektir. Bir rozetle İzmir'i kazanamazsınız. Bir belediye başkanı transfer edebilirsiniz ama İzmir'in siyasi hafızasını transfer edemezsiniz. AK Parti'ye gitmek isteyen gider; kimseyi zorla Cumhuriyet Halk Partisi'nde tutamayız. Ama Cumhuriyet Halk Partisi'ne verilen oyları yanınızda götüremezsiniz. Başka bir siyasi kimlikle İzmir'i yönetmek isteyenler istifa ederler, yeniden İzmirlilerin karşısına çıkarlar, sandık kurulur; yeniden İzmirliler onları seçiyorsa görevlerine devam ederler ve kararı sandık verir. Sandıkta alamadığınız İzmir'i transferlerle alamazsınız" ifadelerini kullandı.

"FATURA TERCİH EDENE DE AİTTİR"

Aday belirleme sürecinde CHP örgütünün ve milletvekillerinin yok sayıldığını söyleyen Kılıç, şunları kaydetti:

"İzmir ne yazık ki kurultay hesaplarına meze edilmiştir. 'Değişim demek, İzmir demek' diyerek bu kente kamp kuranlar, kurultay hesabını İzmir üzerinden yaptılar ve kurultayın ödülü olarak İzmir'i emanet ettiler. Örgüt tamamen devre dışı bırakıldı. 'Anket yaptık, yapay zeka kullandık'. Bugün bu ortaya çıkan tablonun siyasi sorumluluğu tamamen bu sözleri kullananlardadır. O dönemde kendi ilçelerinde başarılı belediye başkanları vardı, onları bile aday yapmadılar. Neden? Kurultayda başka bir tarafı desteklediler diye. Peki, şimdi buradan sormayacak mıyız? Bu arkadaşı hangi örgütle aday yaptınız? Üstelik adayları belirleyen siyasi kadro daha sonra Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrıldı, başka parti kurdu. Adaylar göç etti, adayları belirleyenler göç etti; geride faturayı ödeyen Cumhuriyet Halk Partisi örgütü ve seçmeni kaldı.

Elbette iktidarın yargı baskısı var, elbette ağır baskılar var; bunların farkındayız. Ama her gidişi böyle bir baskıyla açıklayamazsınız. Cumhuriyet Halk Partisi ya da CHP belediyeleri baskıyla ilk defa bugün karşılaşmadı. Aziz Kocaoğlu da yargılandı İzmir'de, 397 yıl hapis istemiyle yargılandı. Ne partisinden vazgeçti ne de siyasi çizgisinden o dönem. Çünkü siyasette yalnızca makamlar yoktur; aidiyet vardır, vefa vardır, siyasi ahlak vardır, seni o makama taşıyan insanlara karşı sorumluluk duygusu vardır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin oyuyla seçilip CHP örgütünün emeğiyle o koltuğa oturup sonra yarıştığın partiye geçiyorsan bunun hesabını seçmene vermek zorundasın. Ama seni oraya getirenler de bu hesabı vermekten kaçamazlar, bu sorumluluktan kaçamazlar. Yanlış tercihin faturası yalnızca tercih edilene değil, tercih edene de aittir.

Kimse İzmir'i sıradan bir ganimet gibi görmesin. İzmir'in bir hafızası vardır. İzmir Cumhuriyettir, İzmir demokrasi ve özgürlüktür, İzmir laikliktir, İzmir kendi hayatına ve başkasının hayatına saygıdır. İzmir baskının karşısında dimdik ayakta durmaktır. İzmir zulme boyun eğmemiş, faşizme teslim olmamış bir kenttir ve böyle bir kentin iradesi bir rozet değişikliğiyle teslim alınamaz. 1414 projeyle teslim alamamışsınız, kimleri kimleri aday göstermişsiniz teslim alamamışsınız; şimdi İzmir'i bir transferle hiç teslim alamazsınız. Başında da söyledim: İzmir kurultay mezesi edilecek bir kent değildir. Kim İzmir üzerinden hesap yaptıysa, kim İzmir'in iradesini yok saydıysa siyasi hesabını da İzmirlilere vermek zorundadır. Çünkü İzmir'de son sözü makamlar değil, İzmirliler söyler ve o sözün yeri de sandıktır diyorum."