CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara'da düzenlenen Şehit Yakınları ve Gaziler ile İftar Programı'na katıldı.
Burada konuşama yapan Özel, "Bugün burada şehit yakınlarımızla, gazilerimizle, kıymetli aileleriyle birlikte bir kez daha aynı iftar sofrasını paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 11 aydır özlenen, 2 aydır yolu gözlenen mübarek Ramazan'ın 26. gününde, 26. iftarındayız. Allah tuttuğunuz oruçları, ettiğiniz duaları kabul etsin. Hep birlikte bayrama varmayı ve bayramları bayram gibi, acı haberler almadan, özlediklerimize kavuşarak, hastalarımızın şifa bulduğunu görerek geçirmeyi hep birlikte o bayramları yaşamayı nasip etsin." dedi.
"18 MART'TA DİPLOMA İPTALİYLE SARSILDIK"
Geçen sene 18 Mart'ta, İBB Başkanı ve tutuklu Cumhurbaşkanı adayları Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının iptal edildiği haberiyle sarsıldıklarını belirten Özel, ertesi gün olan 19 Mart'ta yaşananların ardından bugüne kadar büyük bir mücadelenin içinde olduklarını vurguladı.
Kimsenin hakkını yemedikleri gibi, arkadaşlarının hakkının da yenmesine izin vermeyeceklerini ifade eden Özel, konuşmasında şunları söyledi:
"Bugün 16 Mart, geçen sene 18 Mart günü tam Çanakkale Zaferi'nin yıldönümünde ve Şehitler Günü'nde, Gazilere Saygı Günü'nde bir iftar sofrasında beraberdik. O gün Ekrem Başkanımızın diplomasının iptal edildiği haberiyle sarsılmıştık. Ertesi günden itibaren de malumunuz olanlar oldu. O günden bugüne kadar bir büyük mücadelenin içindeyiz, adalet mücadelesinin içindeyiz.
Kimsenin hakkını yemediğimiz gibi hakkımızın yenmesine, arkadaşlarımızın haksız iddialarla itibarsızlaştırılmalarına, sizler en yakından şahidisiniz, şehit aileleri için, gazilerimiz için, aileleri, çocukları için Ekrem Başkan'ın aynı Mansur Başkan gibi göreve geldiği ilk günden itibaren nasıl bir farkındalık içinde olduğuna, nasıl bir mücadele verdiğine, hangi talimatları verdiğine ve uzun yıllar boyunca ihmal edilen hangi projeleri hep beraber hayata geçirdiğimizi hatırlatmayı ben kendim açısından doğru bulmam ama Ekrem Başkan'a bir hak teslimi açısından ifade etmek isterim.
"18 MART AKŞAMI BÜYÜK BİR MİTİNGİMİZ VAR"
Bu sene 18 Mart günü İstanbul'da yine sizlerle, şehit yakınlarımızla, gazilerimizle ve aileleriyle birlikte olacağız. Akşamına bir büyük mitingimiz, buluşmamız var, o yüzden 18 Mart'ta bu kez İstanbul'dayız. Ama elbette Ankara'da, özellikle devlet protokolünde yeri olan 3 büyük derneğimiz, yapımızla bir arada olmayı bu sefer de Allah bize bu güzel, mübarek Kadir Gecesi'nde nasip etti. Onun için de değerli hem muharip gazilerin, hem Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, hem polisimizin, şehitlerine, ailelerine sahip çıkan, gazilerimize sahip çıkan 3 derneğimizin de çok değerli başkanlarına, 3 yapının, vakfın, derneğin başkanlarına teşekkür ediyorum.
Bulunduğum masada sadece onlar yok. Bir de şehit oldukları halde, yakınları şehit olduğu halde şehit sayılmayan, gazi oldukları halde gazi sayılmayan ama bu vatan uğrunda yakınlarını kaybetmiş, uzuvlarını kaybetmiş yapıların temsilcileri var, başkanlarımız var. Biz onları da hiçbir zaman ayrı görmediğimizi hep ifade ettik, bir kez daha da ifade etmek isterim. Bu vatan için canını vermiş şehitlerimiz, canının bir parçasını feda etmiş gazilerimiz her biri bizler için birer kahraman. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözünü hatırlamalıyız, hafızalarımızdan hiç çıkarmamalıyız: "Türk tarihine altın sayfalar yazdıran gazilerimiz ile şehitlerimizin hatıralarını yüceltmek, onlara olan minnet ve şükran duygularımızı ifade etmek, milli görevlerin en kutsalıdır." demiş Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
"ONUN EMANETLERİNE SAHİP ÇIKMAK EN ÖNEMLİ GÖREVİMİZ"
Parti olarak, onun kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi olarak, şehit aileleri ve gazilerimizin yanında durarak onun bu vasiyetini yerine getirmek, onun emanetlerine sahip çıkmak en önemli görevimiz. Bunu genel başkan olarak partimizin tüm kademelerinde, ilçe başkanlıklarından başlayarak genel merkeze kadar hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bu konuda şüphesiz en çok emek veren, yükü çeken, sizlerin de çok sevdiği, Silahlı Kuvvetlerde tüm amirallik görevine kadar gelmiş Yankı Bağcıoğlu Paşamız var. Yankı Bağcıoğlu Genel Başkan Yardımcımız, göreve geldiği günden bugüne kadar 126 ilde 232 şehit ailesi ve gazi derneğini ziyaret etti. Bu ziyaretlerine ara vermeden devam ediyor. Bizim selamlarımızı iletmekle yetinmiyor, sizin taleplerinizi, varsa bir doğru gitmeyen mesele, o konudaki uyarılarınızı, beklentilerinizi not ediyor, geliyor ve ilgili genel başkan yardımcılıklarımızla çalışıyoruz. Ya da meselenin ülkenin içinde bulunduğu siyasi atmosfer için önemli hususlarda uyarılar varsa onu Merkez Yönetim Kurulu toplantılarında gündem ediyor, tartışıyoruz, konuşuyoruz. Ben aramızda çok kıymetli bir köprü kurduğu için sizlerin huzurunda Sayın Genel Başkan Yardımcımıza bir kez daha teşekkür ediyorum, sağ olsun, var olsun.
Tabii elimizi havada bırakmayan, bizleri Türkiye'nin dört bir yanında ağırlayan, bize derneklerinin kapısını açan, yüreklerini açan ve bizimle birlikte bu konuda gayret gösteren tüm başkanları, yöneticileri, daha önceki dönem bu görevleri yapmış değerli büyüklerimizi de sevgiyle, saygıyla bir kez daha selamlamak isterim."
"BU ZATEN OLMAZSA OLMAZ GÖREVİMİZ"
CHP'li büyükşehir belediyelerinin neredeyse tamamına yakınında şehit aileleri ve gazilerle ilgili şube müdürlükleri kurulduğunu belirten Özgür Özel, ihtiyaç sahibi şehit aileleri ve gazilere yapılan herhangi bir katkıdan asla söz etmeyeceğini kaydederek, şöyle konuştu:
"Yerel yönetimlerin vermesi gereken destekler konusu Sayın Yankı Bağcıoğlu'nun göreve geldiğinde bize ilk hatırlattığı husustu. 31 Mayıs 2024 tarihinde kapsamlı bir genelge yayınlamıştık. Yerel yönetimlerimiz bu konuda tüm imkanlarını seferber ettiler. Büyükşehir belediyelerimizin neredeyse tamamına yakınında şehit aileleri ve gazilerle ilgili şube müdürlükleri kuruldu. 2024'te kazandığımız ve müdürlüğü olmayan belediyelere de hızla müdürlüklerin kurulması talimatını verdik, ufak tefek eksiklikler dışında tamamı giderildi. İhtiyaç sahibi şehit aileleri ve gazilerimize yapılan herhangi bir katkıdan asla söz etmeyeceğim, biraz önce söylendi Sayın Mansur Başkan'ın yaklaşımıyla, bu zaten olmazsa olmaz görevimiz.
Şehit aileleri belediyelerimizde tüm olanaklarımızı seferber ederek, tüm imkanlarımızı seferber ederek bize gelen tüm önerileri olumlu olarak değerlendirip hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bu konuda sizler yönetim kurullarınızla birlikte ne öneriniz varsa bunları bize ifade ettiğinizde bu en ciddi ve en hızlı şekilde değerlendirilecektir. Proje bazlı çalışmak, sorunları proje bazlı çözmek, birlikte iş görme kültürümüzün bir gereği ve bugüne kadar da bu konuda hep birlikte olduk.
"18 KANUN TEKLİFİ HAZIRLANIP MECLİS'E SUNULDU 2 YILDIR BEKLEMEYE DEVAM EDİYOR"
22 Mart 2024'te İzmir'de önemli bir süreç başlatıldı. Çok emeği var bu salonda bulunan yöneticilerin ve 11-12 Haziran 2024 tarihinde İstanbul'da Kahramanlara Vefa Çalıştayı düzenlendi. O gün iki günlük çalışmanın son gününe, son saatlerine ben de katılmıştım ve değerli başkanlarımızdan 3 tane sunum dinledim. Bu sunumların sonucunda Sayın Bağcıoğlu mecliste Milli Savunma Komisyonundaki arkadaşlarımızla bir araya geldiler ve 18 kanun teklifi hazırlandı o çalıştaydan çıkan önerilerle. Bunları 3 hafta gibi bir süre içinde meclise teslim ettik, bekleme süreleri doldu ama maalesef 2 yıldır meclisin ilgili komisyon ve komisyonlarında beklemeye devam ediyor."
2 YILDIR MECLİS'TE BEKLETİLEN TEKLİF
"O çalışma şehit ailelerin, gazilerin maaşlarının yetersizliğinden çeşitli gaziler ve şehit aileleri arasındaki eşitsizliklerden, istihdam sorunlarına, protez ve ortez mağduriyetlerinden terörle mücadelede yaralanıp gazi sayılmama sorununa kadar bütün ifade edilen sorunların çözümlerini hayata geçirecek bir kanun teklifi" diyerek 2 yıldır Meclis'te bekletilen kanun teklifi hakkında bilgi veren Genel Başkan Özgür Özel, sözlerine şöyle devam etti:
"Bu mecliste önemli bir görev, buradan meclis başkanımıza, ilgili komisyon başkanına bir kez daha bu önemli ve bu salonun ortak kanun teklifini millet meclisimize emanet ettiğimizi hatırlatmak isteriz. Ve böyle bir haftada, şehitler ve gaziler açısından bu kadar anlamlı bir haftada ve Ramazan'ın sona erdiği, bayrama kavuştuğumuz böyle günlerde bu konuda tüm siyasi partiler bir adım atabilirlerse bence Türkiye Büyük Millet Meclisi kendine yakışan bir iş yapmış olur. Aksi takdirde bu teklif daha beklerse, bekler bekler Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidarını bekler. Buradan size söz veriyoruz, 18 kanun teklifi o güne kadar meclisten geçmediyse iktidarımızın ilk 1 ayında tamamını geçirmek boynumuzun borcudur.
"TÜM ŞEHİT YAKINLARI VE GAZİLER TEK BİR KANUN ÇATISI ALTINDA OLACAK"
Kamuoyunun bilgilenmesi açısından, siz biliyorsunuz ancak televizyonlar sağ olsunlar canlı yayındalar, muhabir arkadaşlarımız takip ediyorlar yarın bunları haberleştirecekler. Kanunlar, o kanun, 18 kanun hayata geçtiğinde ne olacak? Gelecek hafta yapı versek ne olacak? Tüm şehit yakınları, gaziler tek bir kanun çatısı altında, bir tek kanunları olacak ve orada bir kanunu düzenleme, burada bir kanunu düzenleme ile değil, bir çatı kanunla birlikte artık tüm sorunları aynı merkezde çözülmüş olacak. Hiçbir gazi açlık sınırında yaşamaya mahkum olmayacak. Şehit aileleri ve gaziler kısıtlama olmadan kamu ve özel hastanelerinden tamamen ücretsiz yararlanacaklar. Protez ve tekerlekli sandalyede SGK kısıtlamaları ortadan kalkacak. Ucuzunun ödenmesi, arada fark talep edilmesi ya da pahalının bir şekilde bulunamaması gibi bahanelere asla sığınılmayacak.
TÜM GAZİLERE YEŞİL PASAPORT HAKKI
Gazilerimiz son teknoloji protez kullanacaklar. Dünyadaki en ileri teknoloji neyse o da burada kullanılacak. Amerika'daki gazi hangi protezi kullanıyorsa, Anadolu'daki gazi de o protezi kullanacak, eskisine, ucuzuna, yetersizine asla rıza göstermek zorunda bırakılmayacak. 18 Mart tarihinde, 18 Mart ve 19 Eylül anlamlı tarihlerinde birer maaş ikramiye uygulamasına geçilecek. İstihdam olanakları genişletilecek. Tüm gazilerimize yeşil pasaport hakkı verilecek. Havalimanlarında tüm gazilerimize VIP geçişi, öncelikli geçiş imkanı sunulacak. Bugün milletvekili VIP'den geçecek, büyükşehir belediye başkanı VIP'den geçecek, babasını cephede kaybetmiş, bu millet için kaybetmiş kişinin kendisi, annesi sıraya girecek, üç kere üstü aranacak. Milletvekili rahatlıkla geçecek ama ayağını, bacağını, kolunu bu millet için feda etmiş birisi bu imkandan yararlanmayacak, bunu asla kabul etmiyoruz, asla kabul etmiyoruz.
"PROTOKOLÜN BİRİNCİ SIRASI GAZİLERDİR"
Nasıl ki yıllar önce söylendi ve yapıldı, protokolün birinci sırası gazilerdir, bayramlaşmada önden anons ediliyor, bayramda önden anons edilip valiliğin, bakanlığın kapısından önden girenler gözün görmediği yerde arka sıralara kalmayacaklar. Bu konudaki kararlılığımızı bir kez daha ifade ederim. Şehit aileleri ve gazilere elektrik, su, doğalgaz yüzde elli indirimli olacak. Vukuatlı nüfus cüzdanlarında şehitlerimizin karşısında isminin karşısında ölü değil şehit yazacak. Gaziler arasında hiçbir ayrım yapılmayacak. Terörle mücadelede yaralananlar mazeretsiz şekilde gazi sayılacaklar.
Biz Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisiyiz, kimsenin oldu bitti siyasetine göre pozisyon belirlemedik, belirlemeyiz. Çünkü biz bu devleti kuran partiyiz. Milletimiz için iyi olan ne varsa cesaretle savunuruz. Terörün bitmesi, bir daha şehit gelmemesi, anaların ağlamaması, yoksul evlere ateş düşmemesi için bu milletin bir beklentisi varsa burada sorumluluk alırız.
Ancak biz şehit aileleri ve gazilerimizin rızasının olmadığı, hayır dediği ya da onların gözünün içine bakamayacağımız hiçbir işin içinde olmadığımızı, olmayacağımızı söyledik. Ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin komisyona girip girilmemesi konuşulurken şu özgüveni gösterdik, dedik ki "Bizim olduğumuz değil olmadığımız komisyondan korkun." Gün geldi komisyonda kimler dinlenecek denince Cumhuriyet Halk Partisi bu salonun sesinin mecliste en gür ve kısıtsız şekilde duyulmasını savundu.
Gün geldi komisyon raporu yazılırken başkanlarımız ne olacak dediler, ilk günlerdeyse oradayız dedik. Sizin gözünüzün içine bakamayacak hiçbir işin içinde olmayız dedik. Buradan bir kez daha söylüyoruz, biz Türkiye'yiz, ay yıldızlı al bayrak göklere, göndere çekilirken gırtlağı düğümlenenler, birlikte ağlayanlarız. Onun için gazilerimizin, şehitlerimizin ailelerinin hem hukuklarını korumak, hem onlarla ilgili ne beklentiler varsa yerine getirmek, hem de onları rahatsız edecek herhangi bir süreç olursa onun karşısına dikilmek boynumuzun borcuydu, bu borcu sonuna kadar yerine getireceğiz, bundan herkesin emin olmasını isteriz."
ÖZGÜR ÖZEL ASKERDE KOMUTANIYLA ARASINDA GEÇEN DİYALOĞU ANLATTI
Konuşmasında, "Buradan geçen sene bugün, son yaptığımız iftarda diploması iptal edilip sonra cezaevine konup bir yıldır orada çile çeken, ıstırap çeken arkadaşlarımızı bu iftar sofrasından her birisine bundan sonra hızla adalet, Türkiye'deki tüm adaletsizlikleri ortadan kaldıracak ve memleketimize yakışır, medeni dünyaya yakışır yönetilen bir memleket talebini bir kez daha bu mübarek gecede Allah'tan niyaz ederek hepinizin huzurunda bir kez daha dualarımın içinde ifade etmek isterim." diyen Özgür Özel, son olarak şunları söyledi:
Amerikalılar en çok övündükleri bir şey var, onlar şununla övünürler, Amerika'da gazi çok prestijli bir makamdır, bir mevkidir adeta, herkesin saygı duyduğu kişidir. Fransızlar, Almanlar, İngilizler gazilerine, şehit ailelerine saygı duymakla övünürler, gerçekten imkanları çok çok iyi noktadadır. Onların bu çok sahip çıktıkları şehitler ve gaziler var, bir de bu salonda şehit yakınları ve gaziler var, sorunlarını konuştuğumuz.
Ben askerliğimi önce Sahra Sıhhiye Okulunda asteğmen adayı olarak Samsun'da yaptım, sonra dönem ikincisi oldum, istediğin yerde yaparsın dediler, çocukluğumdan beri yatılı okuduğum ortaokulu, liseyi, üniversiteyi okuduğum İzmir'de Ege Deniz Bölge Komutanlığını tercih ettim, gittim. Reçete kontrolü işi dışında lojistik şubede görevliydik. Komutanlarımızla, astsubaylarımızla beraber efendim işte lojistik şubenin görevidir, nereden çıkarma gemileri asker alacak, yani kapak atacak, oraları gezerdik, halen daha uygun mu diye bakardık falan.
Şüpheye düşünce komutanlar, açıkta bir tane çıkarma gemisi vardı, onu çağırırlar, kapak atar, işte buradan leventler binebilir mi kolayca, yükleme yapar mıyız, işte içeriye jipleri sokar mıyız falan diye bakardık. O çıkarma gemilerinde bir şey gördüm ben, komutanım dedi ki "Özgür asteğmenim gel" dedi, gittim. "Bak" dedi, "bu çıkarma gemileriyle dedi Amerika'nın çıkarma gemileri arasında, İngiliz'in çıkarma gemileri arasında bir fark var" dedi. Onların çıkarma gemisinin, o köprü diyorlar gemiyi kullananın veya komutanın olduğu ön tarafı boş, köprüye dayanan yerinde dedi böyle bir karış, bir karış demir vardır dedi, çelik vardır dedi. Niye biliyor musun dedi? Niye komutanım dedim. Çıkarma sırasında dedi, gemi yaklaşırken karşıdan ateş açacaklar, asker geriye doğru yaslanır, o demir olmazsa köprü yıkılır dedi. Bizimkinde yok biliyor musun dedi. Niye komutanım dedim. Bizim çıkarma gemisindeki asker kıyıya doğru yaklaşırken geriye değil ileriye yaslanır ben şehit olayım diye dedi. Biz böyle bir milletin askerleriyiz, böyle bir milletin evlatlarıyız dedi.
Arkaya demir koyarsak geri geri giderek birbirini ezenlere Amerika sahip çıkacak, İngiltere sahip çıkacak; biz ben şehit olayım senden önce diye arkadaşıyla yarışanlardan, şehit olanların ailelerine veya kahraman gazilere o sorunu varmış, bu sorunu varmış... Bu memlekette, bu salonun bir tane sorunu kalmayacak. Hepinize namus ve şeref sözü veriyorum, hepinize. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız, iyi ki sizin gibi insanların yaşadığı bir milletin evlatlarıyız. Hepinize saygılar sunuyorum.”




