Samsun Büro Emekçileri Sendikası Kadın Sekreteri Emine Boyraz, Ehli Sünnet Alimler Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Orhan Çeker’in “Nikah akdinin, yani şahitler huzurunda tarafların irade beyanları ile oluşan sözleşmenin yaşı yoktur” yönündeki açıklamasına tepki gösterdi.
Boyraz, çocukların eğitim, sağlık, güvenli yaşam ve özgür bir gelecek hakkına dikkat çekerek, çocuk yaşta evlilik ve nikahı meşrulaştıran söylemlerin kabul edilemez olduğunu savundu.
“ÇOCUKLARIN YERİ NİKAH MASASI DEĞİL, OKUL SIRASI”
Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’in kuruluşuyla çocuklara yalnızca bir devlet değil, gelecek de bıraktığını belirten Boyraz, Medeni Kanun ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun önemine dikkat çekti.
23 Nisan’ın çocuklara armağan edilmesini de hatırlatan Boyraz, Cumhuriyet’in çocukları merkeze alan bir anlayış üzerine kurulduğunu savunarak, “O cumhuriyette çocukların yeri nikah masası değil, okul sırasıydı” dedi.
Boyraz, çocukların geleceğinin ideolojik tartışmalara değil, bilim ve özgürlük temelinde şekillenmesi gerektiğini ifade etti.
“BU AÇIKLAMALARI KABUL ETMİYORUZ”
Çeker’in açıklamalarının çocuk hakları açısından kabul edilemez olduğunu belirten Boyraz, erken yaşta nikahı meşrulaştıran söylemlerin çocukların eğitim ve yaşam haklarını tehdit ettiğini savundu.
Boyraz, “Kendini din alimi olarak tanımlayan Prof. Dr. Orhan Çeker'in çocuk yaşta nikah akdini meşrulaştırmaya çalışan ve buna itiraz edenleri ‘fitne çıkarmakla’ suçlayan açıklamaları kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
“ÇOCUKLARIN HAKLARINI HEDEF ALAN ANLAYIŞLARA SESSİZ KALMAYACAĞIZ”
Okulların açıldığı dönemde çocukların haklarına yönelik tartışmaların daha da önem kazandığını belirten Boyraz, Samsun Büro Emekçileri Sendikası olarak bu tür açıklamalara karşı duracaklarını söyledi.
Boyraz, “Çocukların, haklarını ve geleceklerini hedef alan hiçbir anlayışın karşısında sessiz kalmayacağız” dedi.
Çocukların eğitim, sağlık, güvenli yaşam ve özgür bir gelecek ihtiyacı olduğunu vurgulayan Boyraz, çocukları eğitimden uzaklaştıran ve erken yaşta evliliği gündeme taşıyan yaklaşımların toplumun geleceği üzerinde baskı oluşturduğunu savundu.