İrtikap iddiasıyla tutuklanan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın avukatı Uğur Poyraz, şikayetçi olduğu öne sürülen ancak yaptıkları açıklamalarla durumu reddeden zincir marketlere seslendi. Poyraz, "Şikayetçi olmadıklarına dair dilekçe versinler. Bu bağışları korkarak vermedik desinler biz de o zaman devreye girelim. İnsanlar başımıza bir şey gelir diye korkuyorlar" dedi. 17 Kasım 2025’te mülkiye müfettişlerinin Tanju Özcan için hazırladığı raporda "soruşturmaya yer yok" kararı çıkması ardından ikinci rapor istendiğini hatırlatan Poyraz, “Müfettişlerin hazırladığı yeni raporu gördünüz mü?” sorusuna; "Soruşturma dosyasında o rapor yok. Rapor gelince hukuk çerçevesinde bunu yargıya götürme hakkımız var. Ama soruşturma rüşvet, kara paradan yürüdüğü için savcılık da raporun sonucunu beklemeden, idari yargının kararını beklemeden işlem yapabiliyor" yanıtını verdi.
Tanju Özcan'ın avukatı Uğur Poyraz, Nefes'ten Aytunç Erkin'in sorularını yanıtladı. Erkin'in yazısından ilgili bölüm şu şekilde:
"Poyraz’a “Kim şikayet etti? A101, ŞOK ve BİM şikayetçi olmadıklarını kamuoyuyla paylaştı” dedim: “Geliyorlar hepsi. Hatta dün de gelmişler il başkanlığına. Ben dedim ki; ‘Bunlar avukatlarıyla savcılığa gitsinler ve dilekçe versinler. Şikayet olmadıklarına dair dilekçe versinler. Bu bağışları korkarak vermedik desinler biz de o zaman devreye girelim. İnsanlar başımıza bir şey gelir diye korkuyorlar.”
RAPORUN SONUCU BEKLEMEDEN KARAR VERİLDİ
Şimdi gelelim can alıcı noktalarda birisine. Bu köşenin takipçileri hatırlayacaktır ancak kısa bir özet geçeyim:
17 Kasım 2025’te mülkiye müfettişleri Tanju Özcan ve arkadaşlarıyla ilgili raporunu veriyor ve sonuç bölümünde “soruşturmaya gerek yoktur” kararı veriyor. 2 Aralık 2025’te Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı iki sayfalık bir yazı kaleme alıyor ve müfettişlere “Yeniden rapor yazın, burada suç var” diyor. Tam da bu noktada Uğur Poyraz’a “İkinci rapor geldi mi?” sorusunu yönelttim.
Avukat Poyraz anlattı:
“Bunlar bize gelmiyor. Bize gönderilmiyor. Jandarma’dan istedik 75 sayfalık raporu ki dosyada gizlilik kararı olmadığı için ‘olumlu rapora’ ulaştık. Sonra iki sayfalık bir yazı kaleme aldı Teftiş Kurulu ve ‘yeni rapor hazırlansın’ diye.”
Burada araya girdim: “Müfettişlerin hazırladığı yeni raporu gördünüz mü?”
Yanıtı çarpıcıydı:
“Öyle bir rapor yok ortada. Üstadım sen güzel bir noktaya parmak bastın. İlk rapordan sonra ikinci bir yazı kaleme alındı. Savcılık da bunun üzerine ifadeleri alıyor. ‘Seve seve… ’ cümlesi üzerinden ifadeler var ama müfettişlerin hazırladığı ikinci rapor bize gelmedi. İtiraz etme hakkımız var. Soruşturma dosyasında o rapor yok. Rapor gelince hukuk çerçevesinde bunu yargıya götürme hakkımız var. Ama soruşturma rüşvet, kara paradan yürüdüğü için savcılık da raporun sonucunu beklemeden, idari yargının kararını beklemeden işlem yapabiliyor.”
Peki Uğur Poyraz bu durumu hakime söyledi mi? Okuyalım:
“Hakime duruşmada da söyledim bana ‘bu soruşturma değil sorgu’ dedi. ‘Hakim Bey ben her türlü delille suçlanıyorum. İspatlamak durumundayım. Çağırın bu şikayetçi olanları biz onları burada bekleyelim. Ya siz sorun ya da ben sorayım: Siz bunlardan korktunuz ve bu yüzden mi reklam verdiniz?. Hakim dedi ki ‘Bunu duruşmada söylersiniz.’ Ama duruşmaya altı aya sonra çıkacağımızı söyleyince de ‘O benim sorunum değil’ diye cevap verdi. Aslında onlar da biliyor, Aykut Erdoğdu gibi, Zeydan Karalar gibi ya da Oya Tekin gibi ilk duruşmaya çıkınca hakim ara karar verecek ve çıkın dışarıya diyecek. Yatan yattığıyla kalacak.”
CEZA ALAN MARKETLERİN MAHKEMELERE YAPTIĞI BAŞVURULAR REDDEDİLDİ
Uğur Poyraz’la yaptığım söyleşide “Reklam vermedikleri için marketlerin denetimleri sıkılaştırıldı, cezalar verildi” iddiasını da gündeme getirdim. Poyraz önemli bir ayrıntı verdi:
“Denetimlerin sıkılaşması… Nereden kaynaklanıyor biliyor musun? Onun belgesini yarın sana iletirim. Ticaret Bakanlığı diyor ki, ‘Bizim Bolu’da ve küçük illerde personelimiz yok’. Bu denetimleri yapmaları için valiliğe yazı yazıyor belediye denetlesin diyor. Yani belediye aslında üstüne vazife olmayan bir işten valiliğin görevlendirmesiyle bu denetimleri Ticaret Bakanlığı adına yapıyor. Bizi ilgilendiren kısmı şu: “Marketlere gidiyorsun, benzin istasyonlarına gidiyorsun, cep telefonu şarjından plastik sandalye kadar her şey satılıyor. Marketler sadece gıda ürünü satabilir. Benzin istasyonu da benzin satar. Bu belgelerin yüzde 99’u yok marketlerde ya da benzin istasyonlarında. Belediye de bakanlık adına denetim yapıyor, tutanak tutuyor ve o da encümene gidiyor.”
Poyraz “Bu noktada çarpıcı biri durum var: Biri hariç encümenin verdiği cezalarla ilgili şirketler itiraz ediyor. Gerek İdare Mahkemesi’ne gerek Sulh Ceza Mahkemesi’ne. Para cezalarının ya da tutanakların iptalini istiyorlar” dedi ve ekledi:
“Mahkeme ne karar vermiş? Biri hariç; yüzlerce dosyada hepsini hukuka uygun bulmuş. Mahkemelerin hukuka uygun bulduğu konuda ki bakanlığın yazısı üzerine denetimleri yapıyorum, beni bağlayan kısmı nedir? Suç işlediğime dair kanıt ne? Ben denetlemezsem suç işlemiş olurdum! Hatta Tanju’yu tutuklayan hakim en az 30 dosyada tarafların talebine ret kararı vermiş. Ben kendisine de söyledim hakimin: Tanju Özcan’ın yaptığı işlemlerin tamamını hukuka uygun buluyorsunuz ama kendi kararlarınızı inkar ediyorsunuz. Çok kavga ettik. Hiç sesini çıkarmadı, yüzüme bile bakamadı. O zaman siz suç işliyorsunuz, kendi verdiğiniz kararların aksine karar veriyorsunuz.”





