Munzur Çevre Derneği’nin çağrısıyla Salördek Ormanları’nda bir araya gelen doğaseverler, Tunceli Pülümür Vadisi’nde devam eden yüksek gerilim hattı çalışmaları nedeniyle ormanlık alanlarda meydana gelen tahribata tepki gösterdi. Basın açıklamasının ardından katılımcılar, doğanın korunması talebiyle protesto yürüyüşü gerçekleştirdi.
Basın açıklamasını dernek adına okuyan Yusuf Topçu, eylemin yalnızca bir doğa yürüyüşünden ibaret olmadığını belirterek ülke genelinde ormanların, derelerin, dağların ve meraların sermaye faaliyetleri nedeniyle tahrip edildiğini söyledi.
Pülümür Vadisi’ndeki çalışmalara tepki gösteren Topçu, “Bugün burada sadece bir doğa yürüyüşü için, sadece temiz hava almak için toplanmadık. Bugün burada ülke genelinde yaşanan büyük bir çevre felaketine, büyük bir talana karşı vicdanımızın sesiyle, doğaya olan sorumluluğumuzla toplandık. Ülkenin neresine bakarsanız bakın, aynı acı tabloyla karşılaşırsınız. Bu memleketin ormanları, dereleri, dağları, meraları göz göre göre yok ediliyor. Sermaye doğaya yaşam alanı olarak değil, yağmalanacak bir maden ocağı olarak bakıyor. Pülümür Vadisi’nde tam bir ekolojik katliam yapılıyor” dedi.
“YÜZ YILLIK AĞAÇLAR PARAMPARÇA EDİLİYOR”
Yüksek gerilim hattı çalışmalarını Memsan Enerji AŞ’nin yürüttüğünü belirten Topçu, mevcut hattın yenilenmesi adı altında gerçekleştirilen çalışmaların ormanlık alanlarda ciddi tahribata neden olduğunu öne sürdü.
Direklerin inşası için dağ yamaçlarında ayrı ayrı yollar açıldığını, ağır iş makinelerinin kullanılmasıyla ağaçların söküldüğünü ve doğal yapının zarar gördüğünü ifade eden Topçu, şöyle konuştu:
“Bu işi yapan şirket her direk için dağın yamaçlarına ayrı ayrı yol açılıyor. Tonlarca ağırlıktaki iş makineleri, dozerler o dik yamaçlara sokuluyor. O yamaçları binlerce yıldır ayakta tutan, toprağı kaymaktan koruyan, heyelanı önleyen meşe ağaçları kökünden sökülüyor. Yüzyıllık ceviz ağaçları paramparça ediliyor. Dişbudak ağaçları, ardıçlar, alıçlar yok ediliyor. Bu ağaçlar sadece bir ağaç değildir; o ağaç o yamaçtaki toprağın sigortasıdır. O ağaç oradaki canlının evidir. Kökünden sökülen her ağaçla birlikte toprak da gidiyor, yaşam da gidiyor. Onarılması 50 yıl, 100 yıl sürecek bir tahribat yaratılıyor. Bu yenileme değil, bu düpedüz Pülümür Vadisi’nin talan edilmesidir.”
“DOĞADAN PARA KAZANANLAR BU TALANA KARŞI SES ÇIKARMALI”
Tunceli’nin doğal güzellikleri üzerinden turizm faaliyeti yürüten kişi ve işletmelerin de yaşanan tahribata karşı tutum alması gerektiğini söyleyen Topçu, doğayı turizm aracılığıyla ekonomik kazanca dönüştürenlerin, doğal alanlar zarar görürken sessiz kalmasını eleştirdi.
Vadilerin korunmasının turizmin geleceği açısından da önemli olduğunu belirten Topçu, şu ifadeleri kullandı:
“Burada bir gerçeği daha açıkça söylemek zorundayız. Tunceli’de paralı turlar düzenleyip Tunceli’nin doğası üzerinden para kazananlar var. Bu turlara katılıp Munzur’u, Pülümür’ü fotoğraflayıp gidenler var. Ama aynı insanlar Pülümür Vadisi’nde ve Munzur Vadisi’nde maden şirketleri tarafından yapılan bu doğa katliamına ses çıkarmıyor. Bu çok üzücü bir durumdur. Bu doğa üzerinden para kazanacaksın, bu doğayı pazarlayacaksın ama bu doğa yok edilirken susacaksın. Bu kabul edilemez. Eğer böyle devam ederse yarın tur düzenleyecek, gezip fotoğraf çekecek bir doğa kalmayacak. Para kazandığınız o vadiler kalmayacak, doğa yok olursa turizm de yok olur. Bu yüzden bu doğadan ekmek yiyen herkesin bugün bu talana karşı sesini yükseltmesi gerekiyor.”
“BU SESSİZLİK SUÇ ORTAKLIĞIDIR”
Çalışmaların kamu kurumlarının gözü önünde yürütüldüğünü savunan Topçu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü, Orman İşletme Müdürlüğü ile Devlet Su İşleri’ne çağrıda bulundu.
Kamu kurumlarının doğayı koruma sorumluluğunu yerine getirmediğini ileri süren Topçu, açıklamasında şu sözlere yer verdi:
“Ve en acısı, en anlaşılmazı bu yıkım devlet kurumlarının göz önünde yapılıyor. Soruyoruz buradan; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü nerede? Doğa Koruma ve Milli Parklar nerede? Orman İşletme Müdürlüğü nerede? Devlet Su İşleri nerede? Bu kurumlar bu memlekette çevreyi korumak için yok mu? Bir şirket koskoca vadiyi yok ederken bu kurumlar nasıl susar? Bu sessizliği anlamak çok zor. Bu sessizlik suç ortaklığıdır.”
Basın açıklamasının ardından katılımcılar, doğanın korunması talebiyle protesto yürüyüşü gerçekleştirdi.





