Siyaset

Özgür Özel’den Erdoğan’a: Ara seçimi ortadan kaldırabilecek tek şey var!

CHP Lideri Özgür Özel, "Ara seçim talebinden vazgeçer misiniz derseniz onu ortadan kaldırabilecek tek şey erken seçimin tarihinin ilan edilmesidir" dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEVA Partisi lideri Ali Babacan’la görüşmesinin ardından ara seçim tartışmasına net bir sınır çizdi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ı ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada, ara seçim tartışmasına ilişkin en net mesajını verdi. Özel, CHP’nin ara seçim talebinden vazgeçmesinin ancak erken seçim tarihinin ilan edilmesiyle mümkün olacağını söyledi. Böylece tartışmanın merkezine yalnızca Meclis takvimini değil, doğrudan sandığı yerleştirdi. Özel şunları ifade etti:

" Ara seçimle ilgili talebimiz nettir. Ama ara seçim talebinden vazgeçer misiniz derseniz onu ortadan kaldırabilecek tek şey erken seçimin tarihinin ilan edilmesidir. Bu açıdan da milletin önüne bir sandık koyarlarsa millet tüm sorunları çözecek bir çözümü sandıkta üretecektir.""

Özel, Babacan’la yaptıkları görüşmede hem dış politikayı hem de ekonomideki son tabloyu ele aldıklarını anlattı. İran’a yönelik gelişmelerin, İsrail’in Filistin ve İran hattındaki politikalarının ve bunların Türkiye’ye yansımalarının değerlendirildiğini belirtti. CHP heyetinin hazırladığı ekonomi raporunu da Babacan’a sunduklarını söyleyen Özel, savaşın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine karşı kısa, orta ve uzun vadeli önerileri paylaştıklarını ifade etti.

Görüşmenin bir diğer başlığı siyasi etik oldu. Özel, iki partinin de geçmişte bu alanda attığı adımları hatırlattı ve Meclis’te bekleyen Siyasi Etik Kanunu’nun bir an önce çıkarılması gerektiğini söyledi. Bu düzenlemenin yalnızca genel başkanları, bakanları ve cumhurbaşkanını değil, belediye başkanları ile belediye meclis üyelerini de kapsaması gerektiğini vurguladı.

Mal varlıklarının açık ve denetlenebilir olması gerektiğini savunan Özel, siyasette şeffaflığın zorunlu olduğunu dile getirdi. Bu konuda iktidara da açık çağrı yapan Özel, parlamentoda en çok milletvekiline sahip iki partinin birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.

KURTULMUŞ'TAN RANDEVU

Özel, ara seçimin anayasal bir zorunluluk hâline geldiğini savundu. Bu konuda Babacan’la aynı değerlendirmeyi paylaştıklarını belirten Özel, siyasi parti ziyaretlerinin ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’tan da randevu isteyeceklerini açıkladı.

CHP lideri, yasamanın üzerindeki anayasal yükümlülüğe yürütmenin müdahale etmesine karşı çıktı. “Türkiye’nin gündeminde böyle bir şey yok” yaklaşımını kabul etmediklerini söyleyen Özel, konunun Meclis zemininde tartışılmaya devam edeceğini belirtti.

Ancak Özel’in açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm, ara seçimden geri adım şartını açıkça tarif etmesi oldu. CHP’nin pozisyonunun değişmesi için tek ihtimalin erken seçim tarihinin ilan edilmesi olduğunu söyleyen Özel, çözüm adresi olarak yine sandığı gösterdi.

ŞİMŞEK'E EKONOMİ ELEŞTİRİSİ

Özel, konuşmasında ekonomi yönetimini de sert sözlerle eleştirdi. Türkiye’de yalnızca enflasyon değil, “mazeret enflasyonu” yaşandığını söyleyen Özel, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in tutmayan hedeflere sürekli yeni gerekçeler ürettiğini savundu.

Savaşın elbette ekonomileri etkilediğini belirten Özel, asıl sorunun Türkiye ekonomisinin bu sürece hazırlıksız yakalanması olduğunu söyledi. Rezervlerin geçmişte siyasi müdahaleler nedeniyle eritildiğini ileri süren Özel, bugün yaşanan şoklara karşı kullanılabilecek imkânların daha önce tüketildiğini savundu.

Özel, bu kaynakların emeklilere ve asgarî ücretlilere ara zam, üreticiye ve ihracatçıya destek, KOBİ’lere enerji yardımı ve esnafa uygun kredi olarak kullanılabileceğini söyledi.

Özel, ekonomi yönetiminin savunmalarına karşı toplumun artık yeni açıklamalar değil, seçim tarihi duymak istediğini söyledi. CHP’nin ara seçim talebinin açık olduğunu belirten Özel, bu talebi ortadan kaldırabilecek tek şeyin erken seçim kararının ilanı olduğunu yineledi.

Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Projelerinden istifade ettiğimiz çok yararlı bir görüşmeyi gerçekleştirdik. Görüşmede İran konusunu hem Türkiye'nin dış politikası açısından hem II. Dünya Savaşı'ndan sonra oluşmuş ve 3. Dünya Savaşı'nı engellemek üzere kurgulanmış olan dünya düzenini dünya düzenine itiraz eden ve kendi düzenini dünyaya dayatmaya çalışan Trump'ın uygulamaları açısından İsrail'in gerek Filistin'de gerek İran'da yaşattıkları açısından değerlendirdik ve bu insanlık dramlarına karşı daha önce de kamuoyunca malum ortak tutumlarımızı tekrar ettik, teyit ettik ve aynı zamanda da bu savaşın Türkiye üzerinde ve Türkiye'nin ekonomisi üzerindeki etkileri konusunda hem biz Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin iki değerli üyesinin de heyetimizde olmasıyla ortaya çıkardığı hem durumu tespit eden hem de acil önerileri ve orta ve uzun vade önerilerini sunan raporumuzu Sayın Genel Başkanımıza arz ettik.

Bu konuda kendisinin de hem Dışişleri Bakanlığı döneminden hem ekonomi yönetiminde geçmişte üstlendiği görevlerle hem tarihsel perspektiften hem bugün hem de bugün yapılması gerekenler ve nelerin yanlış ve eksik yapıldığı konusundaki değerlendirmelerini dinleme imkanı bulduk.

Onun için kendisine özellikle teşekkür ediyorum. Siyasi Ahlak Yasası iki partinin de kendi geçmiş pratiklerinde evraklarında Sayın Genel Başkan Belediye Başkan adaylarından aldığı etik taahhütnameyi biz de paylaştı. Bizim de seçim zamanında biliyorsunuz belediye başkanlarımıza benzer bir taahhütname ve mal bildirimi alıp hatta seçilmiş belediye başkanlarının mal bildirimini belediyeye asarak başlattığımız bir süreç vardı.

Adalet ve Kalkınma Partisi geçmiş dönemde isim zikretmeye gerek yok ama belediyelerdeki yolsuzluklar konusunda markalaşmış isimlere sahipken ve hala onlarla yol yürüyorken ve Adalet ve Kalkınma Partisi'nin herhalde kendi seçmeni de dahil hakim kanaat siyasetin finansmanı ve temiz siyaset noktasında en kırık notlu karnelerden birine kendi seçmeni noktasında bile sahipken bu son süreçlerde sanki siyasi ahlak konusunda ahkam kesen bir tutum ve tarza karşı açık bir çağrımız var. Çağrımızın önemli kısmı 8 yıldır yenilediğimiz Siyasi Etik Kanunu Mecliste komisyonda bekliyor.

Bu kanunu Sayın Genel Başkanlarımızdan da konuşuyoruz. Meclis zeminindeki temaslarla, partiler arası temaslarla yerel yönetimleri, belediye başkanları ve belediye meclis üyelerini de tam olarak kapsayacak bir şekilde genişleterek Mecliste bir an önce kanunlaşması gerektiğini düşünüyoruz. Ve hem genel başkanlar, Cumhurbaşkanı, Bakanlar ve belediye başkanlarının mal varlıklarının açık, şeffaf olması ve nasıl edinildiği konusunda da hesap verilebilir olması gerektiğini burada ifade ediyoruz.

Daha önce de söyledim. Ne Ekrem İmamoğlu ne Özgür Özel ne de Recep Tayyip Erdoğan'ın bu milletin karşısına çıkıp mal varlığında izah edemeyecek bir artışının olmaması gerekir.

Bu konudaki özgüvenimi aynı şekilde Sayın Erdoğan'dan da duymak ve parlamentoda en çok milletvekili olan iki parti olarak bir Siyasi Etik Kanunu'na birlikte imza atmayla ilgili teklifimi bir kez daha yineliyorum. Ama bu konuda AK Parti'nin sessizliğini de milletimizin takdirlerine sunuyorum. Sayın Genel Başkan kendilerinin bu konuda daha önce yapmış oldukları çok önemli çalışmalar konusunda hatırlatmalarda bulundular ve bilgilendirmelerde bulundular. Bunları da çok önemsiyoruz. Arkadaşlarımız birlikte çalışacaklar.

ara seçim konusunda benim düşüncelerimi ve yaklaşımımızı birkaç gündür zaten sizler de duyuyorsunuz. Sayın Genel Başkanımıza da bu konudaki durumu ve Meclis İçtüzüğü, Anayasa, Meclis Başkanının görev ve yetkileri noktasındaki düşüncelerimizi de ifade etmek imkanını bulduk. Kendileri de bunun bir anayasal zorunluluk olduğu noktasındaki biraz önce de ifade ettikleri yaklaşımını bize de Anayasanın bu konuda şüphe yaratmayacak şekilde yazıldığını, geçen 36 30 aydan sonra da bu evrede ara seçimin yapılması gereken bir süreçte anayasal zorunluluk sürecinde olduğumuz konusunda hemfikir olduk. buradan sonra biz siyasi parti ziyaretlerimizi tamamladıktan sonra Sayın Numan Kurtulmuş'a da bu konuda bir görüşme talebimizi ileteceğiz ve konuyu Meclis sevinde tartışmaya devam edeceğiz. Burada yersiz olan yasamanın üzerindeki bir anayasal yükümlülüğe yürütme eliyle müdahale ediliyor olmasıdır. Türkiye'nin gündeminde böyle bir şey yok denmesidir. Bunu kesinlikle kabul etmediğimizi bir kez daha ifade etmek isterim.

Türkiye'de bir enflasyon sorunu var ama en yakıcı olan herhalde Türkiye'deki mazeret enflasyonu.

Sayın Ekonomi yönetimi ve Sayın Mehmet Şimşek sürekli mazeret üretmekte ve tutmayan bütün hedefleri bir mazeretle ilişkilendirmektedir.

Şimdi de işte bir savaflasyon gibi bir icat çıkarmak üzere savaştan dolayı bir enflasyon oluştuğunu söylemektedir. Elbette savaş bütün dünyadaki ülkelerin ekonomilerini etkiler. Buna karşı da dünyada gelişmiş ülkelerin, ekonomisi iyi yönetilen ülkelerin nasıl tedbirler aldıklarını görüyoruz.

Hele hele bu tedbirlerin alınabilir durumda olduğunu görüyoruz ülkeler açısından. Peki bizimkiler bunu niye yapamıyorlar? Yani petrole gelen her zam Niye pompaya, pompaya gelen her zam niye bütün fiyatlara yansıyor.

Çünkü bu savaşa en hazırlıksız yakalanan ekonomilerden bir tanesi biziz. Sayın Şimşek yurt dışında yaptığı bir sunumda kamuoyunda da çok konuşuldu.

bu dönemde satılan rezervleri geçen sene 19 Mart tarihini de içine kapsayacak çoklu etkiler dönemi diye gösteren bir şeyle karşılaştırıyor.

Bu savaştan bizi korumak için gerekli rezervleri geçen sene 19 Mart darbesi ve sonrasında yaşananlarla yaktı zaten Mehmet Şimşek.

İşin kötüsü o rezervleri yerine çok maliyetli ve hepimizin sırtına çok yük bindiren ve enflasyon hedeflerinin de tutmamasına sebep olacak şekilde o büyük bir maliyetle geri koyduk.

Şu anda böyle bir şoka hazır değildik ama geçen sene 19 Mart sonrasında İstanbul'un Belediye Başkanının, seçilmiş Belediye Başkanı, Cumhurbaşkanı adayımızı siyasetten men etmek umuduyla her şeyi göze alıp bu kadar 60 milyar dolarlık bir hasar yaratmamış olsalardı, şimdi bu imkanları örneğin emeklilere ara zam vererek, asgari ücrete ara zam yaparak, üretim yapan, ihracatçılara desteklerde bulunarak, KOBİ'leri enerji maliyetlerinde enerji maliyetlerini karşılamak için birtakım destekler vererek, küçük esnafa ya da sanayiciye kredi garanti fonlarıyla uygun faizli kredilerle onları destekleyerek bu sürecin hem ekonomide tahribat yaratmaması, yoksulluk yaratmaması hem de enflasyon yaratmaması üzerinden adımlar atılabilirdi.

Sayın Babacan yukarıda biraz önce de ifade ettiği gibi petrolün fiyatının 7 kata çıktığı süreçte bunların yapılabilir bir dönemde yapılabildiğini anlattı.

Bu dönemde Mehmet Şimşek bir enflasyon mazeret enflasyonuyla bu işe de bir mazeret bulmuş. Bolca zaten mazereti var. ve aslında kötü yönetimin sonucunu şimdi de savaşa bağlıyor. Bu konuda artık biz mazeret duymak değil seçim tarihini duymak istiyoruz.

Ara seçimle ilgili talebimiz nettir. Ama ara seçim talebinden vazgeçer misiniz derseniz onu ortadan kaldırabilecek tek şey erken seçimin tarihinin ilan edilmesidir. Bu açıdan da milletin önüne bir sandık koyarlarsa millet tüm sorunları çözecek bir çözümü sandıkta üretecektir."