İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, "Batı Trakya Türklerinin eğitim hakkı bir lütuf değil, Lozan Barış Antlaşması ile güvence altına alınmış uluslararası hukuk kaynaklı meşru bir haktır. Bu hakkın korunması ve ihlallerin sona erdirilmesi için her platformda mücadele etmeye, soydaşlarımızın sesi olmaya ve Lozan'ın hükümlerinin eksiksiz uygulanmasının takipçisi olmaya devam edeceğiz" dedi.
İYİ Parti Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, Batı Trakya Türkleri'nin haklarının Lozan Barış Anlaşması ile garanti altına alındığını ve Lozan Anlaşması gereği verilen hakların korunması gerektiğini belirtti.
Olgun, Batı Trakya Türkleri'nin haklarına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, Lozan'ın en önemli özelliklerinden birinin de azınlık haklarını uluslararası hukuk güvencesi altına alması olduğunu, Antlaşmanın 37 ila 45. maddelerinin, azınlıkların din, eğitim, kültür ve vakıf haklarını ayrıntılı biçimde düzenlediğini belirtti.
Özellikle 45. maddenin, Türkiye'de gayrimüslim azınlıklara tanınan hakların Yunanistan tarafından Batı Trakya Türk Azınlığı bakımından da uygulanmasını öngördüğünü ifade eden Olgun, şunları kaydetti:
"Dolayısıyla Lozan, taraf devletlere yalnızca tarihi bir sorumluluk değil, bugün de yerine getirilmesi gereken açık hukuki yükümlülükler yüklemektedir. Ne var ki aradan geçen 103 yıla rağmen Yunanistan'ın Batı Trakya Türk Azınlığına yönelik uygulamaları, Lozan Barış Antlaşması'nın lafzı ve ruhuyla bağdaşmayan bir tablo ortaya koymaktadır. 13 Temmuz 2026 tarihinde alınan kararla Rodop, İskeçe ve Meriç illerindeki Dimetoka, Çepelli, Delinasufköy, Omurluköy, Hebilköy, Üntüren, Beyköy ve Boyacılar Türk azınlık ilkokullarının 'öğrenci sayısının yetersizliği' gerekçesiyle kapatılması, bu yaklaşımın son örneğidir. Bu karar sonrasında Batı Trakya'da faaliyet gösteren Türk azınlık ilkokullarının sayısı yaklaşık 76'ya kadar gerilemiş; 20 yıl önce yaklaşık 210 olan okul sayısı bugün 80'in altına düşmüştür. Elbette eğitim planlamasında öğrenci sayısı tek başına değerlendirilecek bir unsur değildir. Ancak Batı Trakya'da yıllardır devam eden uygulamalar birlikte değerlendirildiğinde, ortaya çıkan tablo basit bir idari tasarrufun çok ötesine geçmektedir. Türk azınlığın eğitim kurumlarının giderek azaltılması, çocukların ana dillerinde eğitim alma imkanlarının daraltılması ve eğitim altyapısının zayıflatılması, Batı Trakya Türklerinin kültürel kimliğini ve gelecek nesillere aktaracağı değerleri doğrudan etkileyen ciddi bir hak sorunudur."
Eğitim hakkının, yalnızca bireysel bir hak değil, bir toplumun dilini, kültürünü ve kimliğini yaşatabilmesinin en temel güvencelerinden biri olduğunu belirten Hakan Şeref Olgun, "Bu nedenle Batı Trakya Türklerinin eğitim kurumlarının korunması, yalnızca okul sayılarından ibaret bir mesele olarak görülemez. Konu, uluslararası hukuk, insan hakları ve Lozan Barış Antlaşması'nın uygulanması bakımından değerlendirilmelidir" ifadesini kullandı.
"BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞININ EĞİTİM HAKLARI GÜÇLÜ BİÇİMDE GÜNDEME TAŞINMALI"
İYİ Parti olarak hükümete çağrılarının açık olduğunu ifade eden Olgun, şöyle devam etti:
"Batı Trakya Türklerinin eğitim hakları, yalnızca dönemsel diplomatik temaslarda hatırlanan bir konu olmaktan çıkarılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti, soydaşlarımızın Lozan'dan doğan haklarının korunmasını dış politikasının sürekli ve öncelikli başlıklarından biri haline getirmelidir. Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Avrupa Birliği, UNESCO ve ilgili bütün uluslararası platformlarda Batı Trakya Türk Azınlığının eğitim hakları güçlü biçimde gündeme taşınmalı, Yunanistan'ın Lozan'dan kaynaklanan yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi diplomatik ve hukuki zeminde kararlılıkla talep edilmelidir. Lozan Barış Antlaşması'nın yıl dönümleri yalnızca geçmişte kazanılmış büyük bir zaferi anma günleri değildir. Aynı zamanda antlaşmanın bugün ne ölçüde uygulandığını sorgulama ve taraf devletlerin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini değerlendirme günleridir. Türkiye, Lozan'ın kendisine kazandırdığı haklara nasıl sahip çıkıyorsa, Batı Trakya Türklerinin aynı antlaşmadan doğan haklarının da yılmaz takipçisi olmak zorundadır.
"LOZAN'IN HÜKÜMLERİNİN EKSİKSİZ UYGULANMASININ TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ"
İYİ Parti olarak Lozan'ın 103. yılında bir kez daha ifade ediyoruz ki; Lozan Barış Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedi olmanın yanında, uluslararası hukukun hâlen yürürlükte bulunan temel belgelerinden biridir. Bu antlaşmaya sahip çıkmak yalnızca geçmişe duyulan saygının değil, hukukun üstünlüğüne ve milletimizin kazanılmış haklarına sahip çıkmanın da gereğidir.
Batı Trakya Türklerinin eğitim hakkı bir lütuf değil, Lozan Barış Antlaşması ile güvence altına alınmış uluslararası hukuk kaynaklı meşru bir haktır. Bu hakkın korunması ve ihlallerin sona erdirilmesi için her platformda mücadele etmeye, soydaşlarımızın sesi olmaya ve Lozan'ın hükümlerinin eksiksiz uygulanmasının takipçisi olmaya devam edeceğiz."




