YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’nın Mudanya ilçesine bağlı Çağrışan Mahallesi'nde üzüm üreticileriyle bir araya geldi. Burada konuşan Özel konuşmasına, "Geçtiğimiz ay Bursa’daki çiftçilerin sorunlarını görünür kıldığımız ziyaretlerde bulunmuştuk. Türkiye çapında da Bursa’da konuştuklarımız ses getirmişti" ifadeleriyle başladı. Özel, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Ananı da al git" sözlerini hatırlatarak şunları söyledi: "YENİ Parti’nin yeni döneminde, yeni iktidarında geçtiğimiz bugün son Cumhurbaşkanının olduğu gibi çiftçi yakasına yapışıp derdini anlattığında ‘Anamız ağladı’ deyince ‘Al ananı da git’ diyen bir Cumhurbaşkanı değil; birincisi gibi ‘Çiftçi milletin efendisidir’ diyen bir Cumhurbaşkanı."

Özel, şöyle devam etti:

"Ben bu köye gelirken şunu düşündüm. Ben kendim Manisa’nın Hacıhaliller Köyü’ndenim. Biz ağırlıklı olarak çekirdeksiz kuru üzüm üretiyoruz. Alaşehirimizde sofralık üzüm üretiliyor. Buraya doğru geldikçe işte siyah üzümünüz üretiliyor. Üzüm eğer dolu olursa ya da kesilip serildikten sonra sel vurursa, çere - çöpe karışırsa üzümü götürüp şaraplık üzüm ya da alkol fabrikasına verirseniz böyle çer-çöp halde satılır ve aslında bütün emekleriniz ziyan olmuş olur. Alkollük üzümün geçen sene kilosu 20 liraydı arkadaşlar. Şimdi bu elimdeki, arkadaşlar görsünler, bu Türkiye’nin en güzel sofralık üzümlerinden biri. Adı Çağrışan Karası. Bu üzüm halde bu sene 25 liraya satılıyor. Doğru mu? Geçen sene yani sele kapılmış, çere - çöpe karışmış, alkol üretilmek için satılan üzüm 20 liraydı, ki geçen sene mazot 50 liraydı. Şimdi mazot 98 lira ve bu üzümünüz Çağrışan Karası 25 liraya satılıyor. Daha biz kime ne anlatacağız? Geçen sene 2,5 kilo şaraplık üzüm 1 litre mazot alıyordu. Bu sene 4 kilo Çağrışan Karası 1 litre mazot alıyor. Daha kime ne anlatalım? Durumun vahameti bu kadar ortada. Şimdi bildiğim kadarıyla, bir - iki sordum. Dönümünde 25 kök falan alıyormuş Çağrışan Karası. Eğer ben bu işi biraz biliyorsam dönümündeki işçilik, kesim maliyeti ile düşündüğünüzde bu üzümün sadece hasatı kilo başına 12 lira maliyet getiriyor. Bunu traktöre yükledin, gittin, koydun hale götürdün. Bütün masraflarını hesap etmesen bile toplamda 25 lira maliyeti olan üzümü sizden 25 liraya almaya kalkıyor. O yüzden burada geçinmek mümkün değil.

"ÇİFTÇİ YAŞININ YÜKSELMESİ EN BÜYÜK SORUNLARDAN"

Biraz önce arkadaş söyledi. ‘Eskiden çiftçilik yapıyordum. Sekiz yaşında bu işi öğrendim. Şimdi çocuklarım var. Büyüdüler, traktörün üzerine daha çıkmadılar’ dedi. Türkiye’deki en büyük sorunlardan bir tanesi çiftçi yaşının, Adalet ve Kalkınma Partisi geldiğinde 36 olan ortalama çiftçi yaşının, bugün 57 - 58’e çıkmış olması. Çiftçimiz yaşlı. Genç çiftçi yok. Üç genç çiftçiden ikisi de ‘Asgari ücret bulursam Organize Sanayi Sitesi’nde asgari ücretli bir işe girerim, çiftçilik yapmam’ diyor. Çünkü zaman zaman dış politikada bazı sorunlar olunca siyasetçiler ‘Bir beka sorunuyla karşı karşıyayız’ diyor. Avrupa’nın gıda enflasyonu yüzde 0,9’a düşmüş. Bizim gıda enflasyonumuz yüzde 30. Biz üretiyoruz, bizim toprağımız verimli, bizim çiftçimiz var, bizim ekipmanımız var. Bizim burada adamı toprağa ters diksen düz çıkar, bu kadar verimli topraklarımız var. Ama Avrupa’nın bütün ülkelerinde geçen sene 100 lira olan 100 sene 101 lira değil. Bizde 100 lira olan mal ortalama 130 lira. Ama gerçek anlamda, gerçek enflasyon 150 lira, 160 lira. Bu yüzden büyük bir sıkıntıyla karşı karşıyayız.

"BORCUNU ÖDEYEMEYECEK HALDE YÜZÜSTÜ BIRAKIYORLAR"

Ekene dikene karışmıyorlar. Kredi isteyene memur kefil istiyorlar. Kredi isteyene ‘Getir bakalım tapu’ diyorlar. Yani ‘Tarlanı bizim bankaya ipotek et’ diyorlar. Ürünü kendi vermek için Tarsim sigortasına imza istiyorlar. Ama Tarsim sigortasına imzayı atıyorsun, başına bir afet geliyor, ‘Bu afeti kapsamıyor’ diyorlar. Yaşanmış şeylerden hareketle anlatıyorum. Aynen yaşadığın gibi. Kredi almak için tapu ver, devlet memuru kefil ver, Tarsim poliçesini ver. Başına bir felaket gelsin, dönsünler ‘Tarsim bunu kapsamıyor’ desinler. Kapsıyor bile olsa geçen seneki fiyattan yüzde 70’ini veriyor, kırıyor, döküyor. Borcunu ödemeyecek bir halde seni yüzüstü bırakıyor. Peki bunun çaresi ne? Bunun çaresi biraz önce Sencer Bey’in ifade ettiği gibi; birincisi planlı bir üretim. ‘Dünya pazarını gören, Türkiye bu pazara ne satabilir? Ne kadar satabilir? Ne fiyata satabilir?’ bunu önceden analiz eden, uluslararası bağlantılarını yapan, bu ürünün ekilmesini garanti etmek için doğru ürüne, doğru yerde, doğru teşvik politikalarını uygulayan… Şimdi burada börülce üretmeye kalksan, fasulye üretmeye kalksan Burdur’daki verimle üretemezsin. Bu inciri götürsen, Polatlı’da yetiştirmeye çalışsan, Adapazarı’nda yetiştirmeye çalışsan, bu kalitede üretemezsin. Doğru ürünü, doğru yerde, doğru destekleme politikalarıyla, sözleşmeli olarak ama arada yani tohumu veren, daha sonra parayı peşin veren, fiyatı baştan bağlayan, zamanı gelince emeği sömüren bir takım aracıların yaptığı gibi değil; devletin soğuk hava deposuyla, lisanslı alım anlaşmalarıyla, ürünlerin alınması, depolanması, ihracatı, tahsilatı size ödenmesiyle; kaça satacağınızı bildiğiniz ürünü nerede üreteceğini bildiğiniz için ipoteğe karşılık değil, gelecek seneki ürününün karşılığında sana işletme sermayesi sağlayan düşük faizli, gerektiğinde sıfır faizli kredilerin olduğu alım garantili yeni bir tarım dönemini başlatmak durumundayız.

ERDOĞAN'IN SÖZLERİNİ HATIRLATTI

YENİ Parti’nin yeni döneminde, yeni iktidarında geçtiğimiz bugün son Cumhurbaşkanının olduğu gibi çiftçi yakasına yapışıp derdini anlattığında ‘Anamız ağladı’ deyince ‘Al ananı da git’ diyen bir Cumhurbaşkanı değil; birincisi gibi ‘Çiftçi milletin efendisidir’ diyen bir Cumhurbaşkanı. Köylüyü sırtında yük görmeyen, köylüyü, çiftçiyi bu dünyadaki en stratejik ürünlerin şu anda dünyanın en büyük konularından bir tanesi veri güvenliği, bir tanesi gıda güvenliği. Bütün dünya veri güvenliğine, yani ortadaki bilginin güvende tutulmasına ve gıda güvenliğine çalışıyor. Türkiye gıda güvenliği açısından kendi ürettiği için, toprağının analizini kendi yapacağı için, kullanılacak kimyasal ya da bitkisel birtakım yardımcı elementlerin üretimi, denetimi kendinde olacağı için, pazarlamasını kendi yapacağı için gıda güvenliği konusunda özgüveni en yüksek ülkelerden biri olmaya aday. Bütün dünyanın en çok peşinde koşacağı ürünleri üreten bir ülke olmaya aday. Finlandiya’da böyle bir şey üretebilir misin? Finlandiya’daki ürünü doğru yatırımla, oradaki cep telefonunu Bursa’da üretirsin. Ama Allah vergisi bu güzel inciri, bu güzel üzümü, kokulu kavunları, kokulu mercimeği, şeftalinizi, armutunuzu ki Bursa için söylüyorum sadece, kestanenizi bu dünyanın başka yerinde üretmek mümkün değil. Bunlar stratejik ürünler. Bu ürünlerin sahibi olan bu şehirlere doğru destekleme yapıldığında doğru yönlendirme yapıldığında çok büyük imkanlar var önümüzde. O yüzden sizlerin emeğini sömüren, alın terini görmeyen, tarlasını ipotek edip borcunu ödemeyince tarlasını elinden alan AK Parti’nin kara düzenine karşı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, size değer verenlerin yeni düzeni gelecek.

"TARLADA ALINTERİ DÖKEN İNSANIN EMEĞİNİ BİLİYORUM"

Manisa'da trafik kazası! Fatih Erbakan'dan başsağlığı mesajı
Manisa'da trafik kazası! Fatih Erbakan'dan başsağlığı mesajı
İçeriği Görüntüle

Şu kadarını söylüyorum. Ben partimin Genel Başkanı olarak ben bağ arasından geliyorum. Ben pamuk tarlasından geliyorum. Ben 12 yaşında Ford 3000 traktörün üzerinde kültivatör çekmekten geliyorum. Ben akşamleyin damda hayvanın pisliğini kürekten geliyorum. Ben süt sağlamaktan geliyorum. Ben tarlada alın teri döken insanların emeğini biliyorum. Ben Bahçıvan Abdullah Aga’nın torunuyum. Size ant olsun ki yüzünüzü güldüreceğiz. Ant olsun. Kim ki uzaktan ahkam kesiyor, bil ki dostun değildir. Kim ki geliyor, senin yanında duruyor, senin derdini biliyor, senin derdinin çözümü için emek veriyor. Yarın da onunla kol kola yürüyebilirsiniz. Hemşeriniz Türkiye’nin dört bir yanını geziyor, tarım politikalarımızı anlatıyor. Onun memleketine de geldik, o kısa konuştu, ben uzun konuştum. Normalde onun uzun konuşması lazım. Allah’ın izniyle Bursa’dan Tarım Bakanı çıkaracağız, Bursa’daki çiftçilerin hepsinin yüzünü güldüreceğiz. Vakıfköy, benim köyüm. Benim eşim, Bursa Vakıfköylü. Kökleri Giresun Bulancaklı ama kendisi Bursa Vakıfköylü. Eniştemiz olarak, damadınız olarak şunu söylüyorum. Bursa sanayide hak ettiği yere gelecek. Bursa’nın emekçisi hak ettiği emeğinin karşılığını alacak."