YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, sosyal medya hesabından “Sanayisizleşme politikası Türkiye’yi uçuruma sürükler” başlığıyla yaptığı paylaşımlarda, Türkiye’de sanayinin ekonomik ağırlığının azaldığını ve üretim kapasitesinin zayıfladığını öne sürdü.
Sanayinin millî gelirdeki payının gerilediğini, imalat sanayisinde üretimin düştüğünü ve siparişlerin azaldığını belirten Karabat, yüksek finansman maliyetlerinin üreticileri zorladığını ifade etti.
Karabat, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“AKP eliyle Türkiye, gizli bir şekilde sanayiden çıkarılıyor. Aşağıda paylaşacağım veriler durumun vahametini ortaya koyuyor. Üstelik Avrupa'nın dayattığı Made in Europe düzenlemesiyle Türkiye'nin sanayi geleceği daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıya.”
SANAYİNİN MİLLÎ GELİRDEKİ PAYI GERİLEDİ
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine işaret eden Karabat, sanayinin millî gelirdeki payının 2024’ün ikinci çeyreğinde yüzde 19,90 olduğunu, bu oranın 2025’in aynı döneminde yüzde 18,91’e, 2026’nın ikinci çeyreğinde ise yüzde 18,62’ye gerilediğini belirtti. İmalat sanayisinin payının da iki yılda yüzde 17,01’den yüzde 15,78’e düştüğünü kaydetti.
Karabat, sanayinin ekonomideki ağırlığının azalmasına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye büyüyor; ama sanayinin ekonomideki ağırlığı eriyor. Bu nasıl bir ekonomi politikası? Son veriler daha da vahim! Ağustos 2026'da sanayi üretimi yıllık yüzde 1,9, imalat sanayi üretimi yüzde 2,5 azaldı. Aylık düşüşler ise sırasıyla yüzde 1 ve yüzde 1,6 oldu. Sanayinin milli gelirden aldığı pay azalırken fabrikalardaki üretim de geriliyor. Bu tablo tesadüf mü?”
“YÜKSEK FİNANSMAN MALİYETLERİ ALTINDA EZİLEN ÜRETİCİ NE OLACAK?”
İstanbul Sanayi Odası’nın Eylül 2026 Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verisinin 47,9 olduğunu belirten Karabat, imalat sanayisinde faaliyet koşullarının 2,5 yıldır bozulduğunu savundu. İncelenen 10 sektörün 9’unda üretimin yavaşladığını, yeni siparişler ile ihracat siparişlerinin gerilediğini ifade etti.
Karabat, TÜİK’in Ağustos 2026 verilerine göre son bir yılda sanayide 50 bin 777, imalat sanayisinde ise 53 bin 389 ücretli çalışanın azaldığını belirtti. Aynı dönemde ticaret ve hizmet sektörlerinde 303 bin 442 kişilik artış yaşandığını aktardı.
Sanayide istihdam kaybı yaşanırken hizmet sektörlerinde artış görüldüğüne dikkati çeken Karabat, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in hizmet sektörünün önemini ve potansiyelini daha önce birçok kez vurguladığını hatırlattı.
Karabat, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Sanayici üretmekte, sipariş almakta ve ayakta kalmakta zorlanıyor. İstihdam verileri de aynı gerçeği gösteriyor. TÜİK'in Ağustos 2026 verilerine göre son bir yılda, sanayide 50 bin 777, imalat sanayinde 53 bin 389 ücretli çalışan azaldı. Aynı dönemde ticaret ve hizmetlerde 303 bin 442 kişilik artış yaşandı. Türkiye üretimden uzaklaşıyor. Sanayide istihdam kaybedilirken hizmetler büyüyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, daha önce defalarca hizmet sektörünün önemini ve potansiyelini öne çıkardı. Hizmet ticaretinde katma değer ve istihdam yaratımının yüksek olduğunu belirterek bu alana özellikle odaklandıklarını söyledi. Peki sanayi? Yüksek finansman maliyetleri altında ezilen üretici ne olacak?”
“GÜÇLÜ BİR SANAYİ OLMADAN GÜÇLÜ BİR EKONOMİ KURULAMAZ”
Hizmet sektörünün de önemli olduğunu belirten Karabat, güçlü bir ekonominin kurulabilmesi için sanayinin güçlendirilmesi gerektiğini savundu. Üretim kapasitesini kaybeden ülkelerin ithalata, dış finansmana ve başka ülkelerin teknolojilerine bağımlı hâle gelebileceğini ifade etti.
Karabat, Avrupa Birliği’nin “Made in Europe” yaklaşımıyla stratejik sanayi üretimini kendi sınırları içinde güçlendirmeye hazırlandığını belirterek otomotiv, çelik, batarya ve temiz teknolojilerde Avrupa üretimine öncelik verilmesinin gündemde olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin Avrupa’nın üretim ve tedarik zincirinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Karabat, Gümrük Birliği içinde bulunmanın Türkiye’de üretilen her ürünün otomatik olarak “Made in Europe” kapsamında kabul edileceği anlamına gelmediğini söyledi.
Karabat, söz konusu düzenlemenin Türkiye’yi kapsam dışında bırakması durumunda otomotiv sektöründen yan sanayiye kadar birçok alanda rekabet kaybı yaşanabileceğini öne sürdü.
“SANAYİSİZLEŞME YALNIZCA FABRİKALARIN KAPANMASI DEĞİLDİR”
Türkiye’nin kendi sanayisini güçlendirmek yerine başkalarının belirlediği kurallara uyum sağlamaya çalışan bir konumda bulunduğunu savunan Karabat, sanayisizleşmenin yalnızca fabrikaların kapanması anlamına gelmediğini belirtti.
Karabat, sanayideki gerilemenin nitelikli istihdamı, teknolojik kapasiteyi, ihracat gücünü ve ekonomik bağımsızlığı da etkilediğini ifade ederek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Türkiye neden kendi sanayisini güçlendirmek yerine başkalarının belirlediği kurallara uyum sağlamaya çalışan bir ülke konumunda? Yıllardır uygulanan ekonomi politikalarının sonucuna bakın. Sanayinin milli gelirdeki payı geriliyor. İmalatta üretim düşüyor. Siparişler azalıyor.
Sanayi istihdamı zayıflıyor. Yüksek finansman maliyetleri üreticiyi sıkıştırıyor. Bütün bunlar yaşanırken Türkiye'nin sanayi geleceğini güvence altına alacak politikalar nerede? Sanayisizleşme yalnızca fabrikaların kapanması değildir. Nitelikli istihdamın, teknolojik kapasitenin, ihracat gücünün ve ekonomik bağımsızlığın aşınmasıdır. Bir ülkeyi tüketimle büyütüp üretimden uzaklaştırırsanız geleceğini de ipotek altına alırsınız. AKP'nin ekonomi politikaları Türkiye'yi sanayisizleşme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor. Bunun bedelini yalnızca sanayiciler değil, bütün Türkiye ödeyecek.”





