Greenpeace Türkiye, Antalya’da kasım ayında düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde, kömürlü termik santrallerin bölgedeki yaşam ve su kaynakları üzerindeki etkilerini ele alan bir video yayımladı. Videoda, Muğla’da termik santrallere karşı 42 yıl önce başlayan mücadelenin günümüze uzanan hikâyesine yer verildi.

Videoda kullanılan 1984 tarihli arşiv görüntülerinde, Ören’de yaşayan yurttaşlarla dönemin Başbakanı Turgut Özal arasında geçen konuşmalar yer aldı. Bir köylünün “Köyümüzün kalmasını isteriz” sözlerine Özal, “Köy kalır canım. Merak etme. Burası daha da şenlenir. Birçok şeyler gelir. Turistler gelir. Daha güzel olur” yanıtını verdi.

O dönem henüz çocuk olan Hatice Çakır, yıllar sonra Özal’ın sözlerini hatırlatarak bölgedeki değişime ilişkin, “Hiç de şenlenmedi. Daha geri gittik” dedi.

Videoda konuşan bölge sakinleri, aradan geçen yılların ardından termik santrallerin yaratacağına ilişkin kaygılarının gerçekleştiğini savundu. Hatice Çakır, santrallerin ardından tarımsal üretimde yaşanan değişimi anlattı.

Çakır, meyve ağaçlarının ve domateslerinin kuruduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Meyvelerimiz kurudu. Kömür kurutuyor. Bahçeler olmuyor. Santralin etkisi bu. Kömürün etkisinden domatesim, ağaçlarım kurudu. Çok güzel domatesim vardı. Her yıl aynı oluyor. Olmuyor. Domates olmuyor. Köylülerin patlıcanları da olmamış.

Santralin kamulaştırdığı yerde 200 yıllık zeytin ağaçları vardı. Asırlık, dedemin dedesi yetiştirmiş. Onlar yok. Ben gördüm o ağaçları ama benim çocuklar görmeyecek. Sadece zeytin ağacı değil; armutlar, incirler, dut ağaçları...”

Bölge sakinleri, tarımsal üretimdeki gerilemenin yanı sıra su kaynaklarında da değişiklik yaşandığını ifade etti. Geçmişte kuyuları besleyen tatlı suyun kesildiğini belirten yurttaşlar, bunun ardından kuyulara deniz suyunun karıştığını ve tarımsal üretimin gerilediğini dile getirdi.

MÜCADELE ÖREN’DEN AKBELEN’E UZANDI

Bakan Göktaş’tan 3 isim hakkında suç duyurusu! Nedeni fon vurgunu açıklamaları...
Bakan Göktaş’tan 3 isim hakkında suç duyurusu! Nedeni fon vurgunu açıklamaları...
İçeriği Görüntüle

Videoda, Ören’de 1980’li yıllarda başlayan termik santral karşıtı mücadelenin ardından bugün Akbelen’de devam eden kömür madeni tartışmalarına da yer verildi.

İkizköy’de yaşayan yurttaşlardan biri, kömür işletmesinin yıllar içinde yerleşim alanlarına doğru ilerlediğini anlattı. Bölge sakini, 2017-2018 döneminde Işıkdere Mahallesi’nde yaşanan gelişmelerin ardından Akbelen mücadelesinin başladığını belirtti.

Köylülerden biri, bölgede zaman zaman günlerce su kesintileri yaşandığını öne sürerek yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“15 gün boyunca kestiler, 20 gün boyunca kestiler diyelim. Bizi suyla tehdit ettiler yani. ‘Size su vermeyeceğiz, susuz da durabilecek misiniz?’ diyerekten. Biz yine direndik. Asla vermeyeceğiz yerimizi dedik.”

“BU VARLIK PARADAN DA, ALTINDAN DA KIYMETLİ”

Videonun sonunda konuşan bir bölge sakini, yıllar boyunca kendi elleriyle yetiştirdiği zeytin ağaçlarının kendisi için ekonomik değerinin ötesinde bir anlam taşıdığını anlattı. Ağaçları yetiştirmek için verdiği emeği ve suyu taşımak zorunda kaldıkları günleri hatırlatan yurttaş, toprağına bağlılığını şu sözlerle dile getirdi:

“Bunların hepsini kendi ellerimle yetiştirdim. Suladım, diktim. Bu hale getirdim. Ben 55 yıldan beri gözüm gibi bakarım. Tenekelerle, depoda suyu çekerek, omuzda taşıyarak bu zeytinleri meydana getirdik. Bir insanın hazırı bulması ayrı bir şeydir. Bir de ömrünü vererek, alın terini dökerek meydana getirdiği bir varlık var. Bu varlık paradan da, puldan da, altından da kıymetlidir. Paralar, dolarlar, altınlar, gümüşler sizin olsun. Ben toprağımda mesudum.”