(İZMİR) – Meslek Fabrikası binasının tahliyesine karşı başlatılan direniş 3. Gününde devam ederken bugün direniş alanında miting düzenlendi. Mitinge konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “Bizim alnımız ak, başımız dik. Burası İzmir, biz ayaktayız! Sen ne yaparsan ya siz ne derseniz deyin İzmir’i yenemeyeceksiniz. Ben Cemil Tugay olarak söylüyorum. O binaya gireceğim. Biz o davaları kazanacağız” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Meslek Fabrikası binasının tahliye girişimine karşı başlattığı direniş 3. gününde devam ediyor.

Direniş kapsamında bugün Meslek Fabrikası önünde miting düzenlendi. Mitinge; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, CHP Genel Başkan Yardımcıları Güldem Atabay ile Ulaş Karasu, CHP İzmir milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, partinin il ile ilçe örgütleri, Meslek Fabrikası eğitmenleri ve kursiyerleri, sendikalar, meslek kuruluşları, STK’lar ile çok sayıda vatandaş katıldı. Direnişe, farklı siyasi partilerden de destek geldi.

Mitingin son konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Meslek Fabrikası’nın akıbetine ilişkin Vakıf Genel Müdürü’nün sözlerine ‘pazarlık’ tepkisi gösterdi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş İsrail’in hedefindeki oyuncu Görkem Sevindik'i tebrik etti
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş İsrail’in hedefindeki oyuncu Görkem Sevindik'i tebrik etti
İçeriği Görüntüle

Atatürk’ün silueti yansıtıldı

Mitingde Başkan Tugay’ın konuşma yaptığı sırada miting alanının arkasında bulunan Meslek Fabrikası’nın cephesine lazerle Mustafa Kemal Atatürk’ün silueti ve imzası yansıtıldı.

“Biz kötülüğün normalleşmemesi ve buna rıza göstermediğimiz için bir aradayız”

Tugay, konuşmasına şu sözlerle başladı:

“Bir Alman siyaset bilimcisi var. Kötülüğün Sıradanlaşması diye bir kitabı var. Nazi faşistleri milyonlarca insanı katlettiler. O günkü Alman hükümetinin adamları yaptı. Bunlardan biri savaştan sonra kaçıyor ve sonra yargılanmaya getiriliyor. Tertemiz yüzlü bir adam. Baktığında kötü bir adam demezsin. Adam da ‘Ben çok insan öldürdüm ama görevimi yaptım ben’ diyor. İnsan öldürmeyi kötülük olarak görmediğini, görev gereği yaptığını söylüyor. Bu kitap da bunu söylüyor. Bazen insanlara öyle şeyler yaptırıyorlar ki yaptıklarının kötü olduğunu fark etmez hale getiriyorlar. Bu insanlar kamu görevlisi de oluyor. Biz görevimizi yapıyoruz diyerek kötülüğe hizmet ediyorlar. Biz bugün burada Meslek Farikası ile ilgili yapılan hatanın, normal görülmemesi ve sıradanlaşmaması, yarın öbür gün tekrarlanmaması için bir araya geldik. Bazı anlar vardır, o anlarda susarsanız her şet yavaş yavaş normalleşir. En sonunda da kötülük normalleşir. Biz kötülüğün normalleşmemesi ve buna rıza göstermediğimiz için bir aradayız. Çünkü o olursa yaşam hepimiz için cehenneme dönmeye başlamış demektir.”

“Burası, 1926 yılından beri kamulaştırıldı

Binanın geçmişine de değinen Tugay, “Burası, 1926 yılından beri kamulaştırıldı ve İzmir halkının malı. Buna imza atan da Mustafa Kemal Atatürk. Bir zaman DGM mahkemesi olarak kullanılıyor. İzmir hafızasında kötü bir izi olan bu binayı 2007 yılında İZBB, restore etmeye başlıyor. Dünya kadar para harcıyor. O paralar, İzmir halkının parası. O dönemi en iyi bu işleri yapan Aziz Kocaoğlu Başkanım bilir” dedi ve sözü İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu’na verdi.

8.04.2026 0Ea27923 D8B0 4Ce8 8377 0C7018A4Dc78Kocaoğlu: Omuz omuza verip kazanacağız

Mücadele mesajı veren Kocaoğlu ise şu ifadeleri kullandı:

“İyilik, er ve geç kötülüğü yenecektir. Kötüler, ilelebet başarılı olmamıştır ama iyiler hep başarılı olmuştur. Meslek Fabrikası gibi daha birçok örnek var elimizden alınan. Birlik olmak durumundayız. Her sabah gazetede, sosyal medyaya, satılan millet mallarını görüyorsunuz. Giderayak devletin ne kadar para edecek malı varsa satıp gidecekler. Ona da karşı olmak zorundayız. Biz burada Meslek Fabrikası’nı verirsek ve direnmezsek yarın hepsi gidecek. Mücadele, benim yaşımdaki insanlar için kendi mücadelesi değildir. Biz, gelecek kuşaklar için, Türkiye Cumhuriyetini ilelebet payidar kılmak için mücadele edeceğiz. Bu mallar, onların değil, milletindir. Millet ya malına sahip çıkacak ya adaletine sahip çıkacak ya hakkına ve hukukuna sahip çıkacak ya da başka bir millet olacak. Biz, başka bir millet olmayız. O zaman direneceğiz ve doğru şeyler yapacağız. Omuz omuza verip kazanacağız. Bu ülkeyi, aydınlığa çıkaracağız.”

Tugay: Haklı olduğumuza inanıyoruz

Kocaoğlu’nun ardından konuşmasına devam eden Tugay, AK Partili vekillere sert sözlerle yüklenerek şöyle konuştu:

“Aziz başkanım 2017’de burayı Meslek Fabrikası olarak hizmete aldıktan sonra bugüne kadar 145 bin yurttaşa hizmet verdi. 145 bin az gelebilir ama Türkiye’de pek çok şehrin nüfusundan daha fazla 145 bin. Böylesine bir hizmet verildi buralarda. DGM’nin bu şehirde yarattığı o lekeyi ve bıraktığı kötü izi Aziz Başkanım böyle hizmet veren bir bina yaparak bu şehrin kirini temizledi. Binayla ilgili… Bize haber vermeden gidip bu binayı hayali bir vakfın üstüne geçirdiler. Madem bir vakfa peşkeş çekecektiniz bari olan bir vakfa yapsaydınız. Bu vakıf, Osmanlı döneminde kapatılmış, şu anda hayali bir vakıf. Biz bu işlemlerden haberdar olduktan sonra bir hukuk mücadelesi başlattık. Biz ne yaparsak yapalım durmadılar. Bize ‘binası boşaltın’ dediler. Haklı olduğumuza inanıyoruz.

8.04.2026 8Eedc96A 3Cd3 4D60 8Bb7 F80D2Eff70Aa

“Siz o pankartı indirdiniz diye o belge geçersiz hale mi geldi?”

Bu bina, mülkiyeti tertemiz bir tapuyla Büyükşehir’e ait. Yargı süreci bitmeden, 700 civarı bir polisle sabaha karşı buraya geldiler. Geldikten sonra içeriye girişi engelliyorlar. Orada ihtiyati tedbir kararı vardı, o karar kaldırılmamıştı. Kaldırıldığına dair gerekçeli kararı gösterin dedik ama göstermediler. Emniyet görevlilerinden görev emirlerini sunmalarını istedik. Onu da sunamadılar. Bize tahliyeye ilişkin tek bir dayanak göstermediler. İşlem var ama gerekçe yok. Müdahale var ama açıklama yok, karar var ama dayanak yok. Bunun doğru olmadığını söyledik .Bu savunulamaz, kabul edilemez. Belgeleriyle teker teker anlattık. ‘Davalar sonuçlanana kadar bekleyin, milyonlarca liralık kamu zararına neden olmayın’ dedik. Daha vahimi oldu. Meslek Fabrikası’nda görevli olmayan, dışarıdan getirilmiş özel güvenlik görevlileri, hukuksuzca idareyi çiğneyerek içeri girdiler. Bu insanlar, Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası olan, buranın kamulaştırıldığının belgesinin olduğu pankartı indirdiler. Siz o pankartı indirdiniz diye o belge geçersiz hale mi geldi? Siz o pankartı indirdiniz diye İzmirlilerin, Atatürk’ün kendisine ve kararlarına duyduğu saygıyı, Atatürk’e olan bağlılığı ve sevgiyi yok edebilir misiniz?

“Ne zaman o teklif yapıldı sana?”

Bu binaları ne yapacaklarını soruyoruz. Önce ‘Üniversite yapacağız’ dediler, baktılar millet yemedi bir arkadaş çıktı ‘Burayı Yeşilay’a vereceğim’ dedi. Hızını alamadı ‘Bu memleketteki uyuşturucu bağımlılığından CHP sorumlu’ dedi. En son da yine fikir değiştirmişler ve bugün ‘Kütüphane yapacağız’ demiş. Vakıflar Genle Müdürü dediğimiz arkadaş binlerce binaya sahip ama bu binayı istiyor. Kemeraltı’ndaki Salepçioğlu Hanı onların, boşalttılar. Pırıl pırıl yerleri var. Biz istiyoruz, vermiyorlar. Çoğunlukla binalarını kiralıyorlar. Kimlere kaça kiralıyorlar, bilen yok. Bizim arkadaşlarımız Sayıştay raporlarına ulaştılar. VGM’nin kiraya verip kirasını toplayamadığı binlerce yer var. Bir de ‘Burayı ayda 5 milyon liraya da kiralamak isteyenler var’ demiş. Nasıl açık ettin kendini? Sen kiminle konuştun da bu rakamı aldın? Ne zaman o teklif yapıldı sana? Kim o arkadaş? Kimi kandırıyorsunuz? Ne kütüphanesi! Sizin derdiniz belli. Belediyenin buradaki hizmetini durduracaksınız, geçici olarak kütüphane diyeceksiniz. Belli ki birileriyle pazarlık yapmışsınız ve ona vereceksiniz bir süre sonra. Biz buna seyirci kalmayacağız. Benim vicdanım bunu almıyor. Yapmayacaksınız bunu, izin vermeyeceğim size. Derdiniz üniversiteye yer bulmaksa ben size yer bulayım. Apartmanlara bile üniversite açtınız, üniversite mezunları iş bulamıyor. Üniversitelerde ders verecek hoca yok. Meslek Fabrikası’nı işgal edince mi sizin eğitim kaliteniz yükselecek? Sizin aklınızda bu ülkenin inşalarını eğitmek olsaydı Köy Okulları’nı kapatmazdınız.

“Burayı polis gücüyle beraber işgal ediyor”

Enteresan ve Türkiye’de ilk kez olan bir şey şu: Bir kamu kurumu başka bir kamu kurumunun mülkiyetine çöküyor. Burayı polis gücüyle beraber işgal ediyor. Kamu kurumları arasında böyle bir ilişki olmaz. Belediye bir kamu kurumu. Biz sorun çıkmasın diye ortaya çıktığı ilk günden beri konuşmaya, çözüm önerileri getirmeye çalışıyoruz. Pek çok dava açıldı, bazılarında yürütmeyi durdurma bir tane de ihtiyati tedbir kararı aldılar. Bunları jet hızıyla kaldırdılar. Sabahın 05.00’inde 700 polisi bir kamu kurumunun binasının önüne yıkıp orayı ablukaya alıp ‘İçeri kimseyi sokmuyoruz’ dediler. O günden beri etrafı barikatlarla çevrili, içeride ve dışarıda yüzlerce polis. Ben içeri girmek istedim. Amir geldi, ‘Tek başıma karar veremiyorum, üst makama sormam lazım’ dedi. Gitti ve gelmedi.

“Kamu taşınırlarına hakim kararı olmadan el koyamazsınız”

Ben devletine bağlı bir insanım. Devlet önemli ama bu devleti kim, kimin için kurdu? Millet, millete hizmet etmek için kurdu. Birilerinin siyasi emellerine hizmet etsin diye halkı ezsin diye kurulmadı. Biz buna susmayacağız, telsim olmayacağız ve kabul etmeyeceğiz. Kötülüğe ve yanlışa alışmayacağız, alıştıramayacaksınız. Bu binayı onlar yapmadı. Restorasyonu halkın parasıyla belediye tarafınca yapıldı. Ben size bu emeği yedirmem. Sizin tapuda yaptığınız sahte iş, benim aklımda ve gönlümde geçerli değil. Çünkü tapuda adı geçen vakıf, yasadaki koşulları sağlamıyor. Binlerce İzmirliye eğitim veren bir kurum burası. Halen içeride milyonlarca liralık ekipman var. Onlar kamu malıdır. Onlara kafanıza göre el koyamazsınız. Kamu taşınırlarına hakim kararı olmadan el koyamazsınız. Suç işliyorsunuz. Binlerce olmaz sayarım ve olur diyebilecek tek bir kişi bulamazsınız. Burası İzmir, başka yere benzemez. Bu şehir öyle kolay kolay yanlışı ve haksızlığı kabullenmiyor. Ben siz zalimlerden korkmuyorum.

“Vergileri İzmir’den toplayıp başka yerlerde çarçur ediyorlar”

Bu şehrin geri çekilmeyeceğini, yapılan yanlışları unutmayacağını biliyorum. Bunları geçmişte de gördük. İzmir’e ne iftiralar attılar. Bizim alnımız ak, başımız dik. Burası İzmir, biz ayaktayız! Sen ne yaparsan ya siz ne derseniz deyin İzmir’i yenemeyeceksiniz. Bu adam kendi siyasi geleceği için bir şey yapıyor diye düşünmeyin. Kendini solcu diye tanımlayan bir gazeteci bir tweet atıp, ‘AK Partililer siz ne yapıyorsunuz, siz böyle yaparsanız Cemil Tugay daha da büyür’ demiş. Ben büyümeye çalışmıyorum. Bizim derdimiz var. Ülkeyi kötü yönetiyorlar Okullarda eğitim verilmiyor doğru düzgün, hastanelerde hizmet verilmiyor, memlekette ayrımcılık var. Bizden olanlar ve olmayanlar diye ayırmışlar herkesi. Devletin bütün gücünü kullanıyorlar. Kendilerinden olan belediyelere bedavadan para akıyorlar. Vergileri İzmir’den toplayıp başka yerlerde çarçur ediyorlar. Bu ülke çok büyük yokluklar gördü, sıkıntılar yaşadı. O kötü zamanlarda 15 yıl içerisinde dünyanın en büyük kalkınma hamlesini gerçekleştirdi Mustafa Kemal Atatürk.

“Milyonlarca İzmirlinin hakkını yemeye kimsenin hakkı yok”

Yapılan siyasette hatalar görüyorum. Siyaset yaparken siyaseti kendi çıkarı için yapan her kimse bilsin ki ben onun partisinden değilim. Bu memleketin siyasetçisi olduysanız, insanlardan oy istiyorsanız onlara saygı göstermeyi, onlara karşı dürüst ve namuslu davranmayı öğreneceksiniz. Bunu yamayan her kimse sen çekil kenara. Ülkenin böyle kötü zamanında sana ihtiyaç yok. Eğer olur da yanlış bir partideysen senin gideceğin parti de belli. İzmir gibi bir şehre böyle siyasetçiler yakışmaz. Sen İzmirlilerin oyuyla milletvekili olduktan sonra VGM’nin avukatlığına savunamazsın, İzmirli’nin hakkını yiyemezsin. Milyonlarca İzmirli’nin hakkını yemeye kimsenin hakkı yok. Meslek Fabrikası’na da başka yapılara da el koyma, polis marifetiyle el koyma hakkı yok. Ben Cemil Tugay olarak söylüyorum. O binaya gireceğim. Biz o davaları kazanacağız.“