Marmara Denizi’nde son haftalarda art arda kaydedilen küçük ölçekli depremler, bölgedeki sismik hareketliliği yeniden gündeme getirdi. Son olarak bu sabah saat 05.15’te Bursa’nın Karacabey ilçesi açıklarında 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Sokak köpekleri için 81 ilde denetim başlıyor! Müfettişler sahaya iniyor...
Sokak köpekleri için 81 ilde denetim başlıyor! Müfettişler sahaya iniyor...
İçeriği Görüntüle

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), depremin merkez üssünün Karacabey’e yaklaşık 7,22 kilometre mesafedeki Marmara Denizi olduğunu açıkladı.

Küçük ölçekli sarsıntıların ardından uzmanların Marmara’daki fay hatlarına ilişkin değerlendirmeleri de yeniden gündeme geldi.

MARMARA’DA SARSINTILAR ARKA ARKAYA GELDİ

Bölgede son günlerde farklı noktalarda çok sayıda küçük deprem kaydedildi.

26 Ağustos’ta Armutlu açıklarında 3.2 büyüklüğünde sarsıntı meydana gelirken, 29 Ağustos’ta Şarköy açıklarında 1.6, 30 Ağustos’ta ise Çınarcık açıklarında 1.7 büyüklüğünde depremler kaydedildi. Aynı süreçte Marmara Ereğlisi ve Erdek açıklarında da düşük büyüklükte sarsıntılar yaşandı.

1 Eylül’de ise Büyükçekmece’nin yaklaşık 22 kilometre açığında 1.7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

Marmara’daki hareketlilik ağustos ayının ikinci yarısında Adalar açıklarında yaşanan deprem dizisiyle de dikkat çekti. Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin incelemesine göre 18-20 Ağustos tarihleri arasında bölgede büyüklükleri 1.4 ile 3.2 arasında değişen 185 deprem kaydedildi.

YALTÍRAK: “EN BÜYÜK DEPREM POTANSİYELİ 7.6”

HaberGlobal'de yer alan habere göre; deprem uzmanı Prof. Dr. Cenk Yaltırak, Marmara’daki fayların deprem üretme potansiyeline ilişkin değerlendirmesinde Doğu Marmara Fayı’na dikkat çekti.

Yaltırak, “Bizim çalışmalarımızda en büyük deprem 7.6 ve Doğu Marmara Fayında. Sonra Doğu Marmara Sırtı Fayı ve Kumburgaz Fayı’nın 7.1, 7.4 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli var” ifadelerini kullandı.

Uzmanların değerlendirmelerine göre son dönemdeki küçük depremlerin doğrudan kilitli olduğu değerlendirilen ana fay segmentinde değil, Adalar Fayı çevresindeki ikincil kollarda meydana geldiği belirtiliyor.

Bu hareketliliğin tek başına büyük bir depremin habercisi olarak değerlendirilmemesi gerektiği vurgulanırken, Marmara’daki riskin yalnızca kuzey kolla sınırlı olmadığına yönelik görüşler de bulunuyor.

BEKTAŞ: “STRES GÜNEY KOLDA BİRİKİYOR”

Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara’daki deprem riskinin güney koldaki faylar açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Bektaş, Kuzey Anadolu Fay Sistemi’nin Marmara’daki güney kesiminin önemli parçalarından biri olan İznik-Mekece segmentine dikkat çekti. Bu hattın Pamukova’dan İznik Gölü’nün güneyine doğru uzandığını belirten Bektaş, uzun süredir sessiz kalan segmentte gerilim birikimi olduğunu savundu.

Bektaş, “1935’ten bu yana yaklaşık 91 yıllık bir gerilim birikimi söz konusu. Buna 1999 İzmit depreminin batıya doğru yaptığı stres transferi de eklendiğinde, güney koldaki enerji birikiminin önemli ölçüde arttığını söyleyebiliriz. Marmara’yı değerlendirirken yalnızca kuzey kola odaklanmak doğru değil” dedi.

“FAYIN SESSİZ OLMASI TEHLİKENİN ORTADAN KALKTIĞI ANLAMINA GELMİYOR”

Prof. Dr. Bektaş, uzun süre deprem üretmeyen fay segmentlerinin de yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

“Fayın sessiz olması tehlikenin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor” diyen Bektaş, kırılmayan segmentlerde gerilim birikiminin izlenmesinin önemine işaret etti.

Bektaş ayrıca kuzey ve güney kollar arasında stres paylaşımının yaşandığını belirterek, Çınarcık Çukuru ile Kumburgaz Çukuru arasındaki Orta Marmara Sırtı’nın da stres birikimi açısından dikkatle takip edilmesi gereken bölgeler arasında olduğunu ifade etti.

BARİŞ’TEN BURSA VE GEMLİK VURGUSU

Deprem uzmanı Prof. Dr. Şerif Barış da Marmara’nın güney kesimindeki risklere dikkat çeken isimler arasında yer aldı.

Anadolu levhasının Avrasya levhası ile Afrika ve Arap levhaları arasında sıkıştığını belirten Barış, küçük depremlerin tek başına büyük bir depremin öncüsü olarak yorumlanamayacağını söyledi.

Barış, “Depremin öncü olabilmesi aynı büyüklükte birkaç gün arayla aynı büyüklükte depremlerin yaşanması ardından daha büyük bir sarsıntının olması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun 1900 yılından bugüne kadar öncü deprem üretmediğini belirten Barış, olası büyük Marmara depreminde riskin orta ve güney kol olarak tanımlanan hatta yoğunlaştığını ifade etti.

Barış’a göre bu hat İznik, Gemlik ve Bursa’nın kuzeyine doğru uzanıyor.

UZMANLAR: KÜÇÜK DEPREMLER TEK BAŞINA ÖNCÜ DEPREM DEĞİL

Marmara’da son haftalarda meydana gelen düşük büyüklükteki sarsıntılar bölgedeki deprem riskini yeniden gündeme taşısa da uzman değerlendirmelerinde bu hareketliliğin tek başına yaklaşan büyük bir depremin göstergesi olarak yorumlanmaması gerektiği vurgulanıyor.

Bununla birlikte uzmanlar, Marmara’daki farklı fay kollarının ve stres birikiminin birlikte değerlendirilmesi, özellikle güney koldaki hareketliliğin de yakından izlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.