Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), sağlık turizminde öne çıkan merkezlerden biri haline gelirken, tüp bebek tedavileri üzerinden yürütülen ve kamuoyunda “cinsiyet siparişi” olarak adlandırılan uygulamalar yeniden tartışma konusu oldu. On yıla yaklaşan süreçte basına yansıyan haberler, uzman görüşleri ve son araştırmalar, etik açıdan yoğun eleştirilere neden olan bu alanın ticari bir modele dönüştüğünü ortaya koyuyor.
2016: PAKET TURLARLA BAŞLAYAN SÜREÇ
KKTC’deki tüp bebek sektörünün işleyişi ilk kez 1 Mart 2016’da kamuoyunun gündemine taşındı. Türkiye’de mevzuatın sıkı olması nedeniyle her yıl binlerce çiftin yurtdışına yöneldiği, bu adreslerin başında ise KKTC’nin geldiği belirlendi. O dönem yayımlanan haberlerde, özellikle cinsiyet belirleme taleplerinin dikkat çekici boyutlara ulaştığı aktarıldı.
15 MERKEZ, LÜKS KONAKLAMA VE YÜKSEK BEDELLER
Araştırmalara göre, KKTC’de faaliyet gösteren yaklaşık 15 tüp bebek merkezi, çiftlere “her şey dahil” paketler sunarak sağlık turizmini tatil konseptiyle birleştirdi. Ulaşım, konaklama ve tedavi sürecinin birlikte sunulduğu bu paketlerde, 2016 yılı itibarıyla bebeğin cinsiyetinin belirlenmesi için talep edilen ücretlerin 7 bin Euro’ya kadar çıktığı ifade edildi.
Sektör temsilcileri, tedavi sürecinin maliyetli olduğunu ve bazı çiftlerin bu hizmetler için kredi kullanmak zorunda kaldığını dile getirdi.
2019: KÜRESEL BOYUT VE ETİK TARTIŞMALAR
2019 yılında yayımlanan dosya haberlerle konu uluslararası boyuta taşındı. Tüp bebekte cinsiyet seçiminin Türkiye, İngiltere, Rusya ve Hindistan gibi birçok ülkede yasak olmasına rağmen, KKTC ve Dubai gibi bölgelerde yasal boşluklardan yararlanılarak sürdürüldüğü vurgulandı.
Özellikle Avrupa’dan gelen hastaların KKTC’yi tercih ettiği, Dubai’nin ise hızla büyüyen bir pazar haline geldiği belirtildi. Dubai’deki kliniklerde cinsiyet seçimi taleplerinin son yıllarda iki katına çıktığı, maliyetlerin ise 5 bin ila 11 bin dolar arasında değiştiği aktarıldı.
Uzmanlar, bu uygulamaların özellikle erkek çocuk tercihinin yaygın olduğu toplumlarda nüfus dengesini bozabileceği ve uzun vadede ciddi sosyal sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu.
DİYANET’TEN NET TAVIR
Türkiye’de dini ve etik tartışmalar da bu süreçte öne çıktı. Diyanet İşleri Başkanlığı, zorunlu tıbbi durumlar dışında doğum öncesi cinsiyet belirlemenin dinen uygun olmadığını açıkladı. Dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, çeşitli konuşmalarında bu tür müdahalelerin toplumsal yapıyı tehdit ettiğini belirterek, cinsiyetin insan iradesine bırakılmasının doğru olmadığını ifade etti.
GÜNÜMÜZ: GİZLİ KAMERA KAYITLARI VE TALİMATLAR
Yıllar süren tartışmalara rağmen uygulamanın gizli şekilde devam ettiği, son dönemde yapılan araştırmalarla yeniden gündeme geldi. DW Türkçe tarafından yürütülen çalışmada, KKTC’de bazı kliniklerde cinsiyet seçiminin hâlâ aktif olarak sunulduğu belgelendi.
İddiaya göre, genetik hastalıkların tespiti için kullanılan yöntemler, bazı merkezlerde isteğe bağlı cinsiyet belirleme aracına dönüştürülüyor. Embriyolar laboratuvar ortamında ayrıştırılıyor ve çiftlere tercih ettikleri cinsiyete göre seçenek sunuluyor.
ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALAR KAMERADA
Araştırma sırasında yetkililer kamuoyuna uygulamanın yapılmadığını savunurken, kamera kayıtlarının ardından yapılan özel bir telefon görüşmesinde “internet sitesindeki cinsiyet seçimi ifadelerinin kaldırılması” yönünde talimat verildiği görüldü. Bu durum, resmi açıklamalar ile fiili uygulamalar arasındaki çelişkiyi gözler önüne serdi.
GÜNCEL TARİFE: 6 BİN EURO
Araştırma kapsamında bir kliniğe başvuran muhabir, güncel fiyat bilgisini de edindi. Klinik çalışanları, cinsiyet seçimi işleminin yaklaşık 6 bin Euro olduğunu, süreç öncesinde anne adayından kan örneği alındığını aktardı. Türkiye ve birçok Avrupa ülkesinde yasak olan bu uygulamanın, KKTC’de halen önemli bir ekonomik alan oluşturduğu dikkat çekti.





