CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, Türkiye’nin farklı illerinde çıkan orman ve kırsal alan yangınlarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Orman ve kırsal alan yangınlarına karşı önleyici müdahale ve etkili mücadele mümkündür. Türkiye’nin ihtiyacı, yangınlar çıktıktan sonra verilen geçici tepkiler değil; bilime, kamu yararına, doğanın ve halkın yaşam hakkına dayanan bütüncül bir yangın politikasıdır" dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, Türkiye’nin farklı illerinde çıkan orman ve kırsal alan yangınlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Sarıbal, yangınlarla mücadelenin; yangın söndürme uçakları, yangın söndürme helikopterleri, arazözler, su tankerleri, ilk müdahale araçları, iş makineleri, yeterli personel, ekipman, su kaynaklarına erişim, koordinasyon, erken uyarı ve yerel ilk müdahale ekiplerinden oluşan müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi ihtiyacının yanında; yangın öncesi risk azaltma, yangın sırasında hızlı ve etkili müdahale, yangın sonrasında ise ekolojik ve toplumsal iyileştirme süreçleriyle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
Sarıbal açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Türkiye’nin farklı illerinden gelen orman ve kırsal alan yangını haberleri hepimizi derinden kaygılandırmaktadır. Bu yangınlar; yangın öncesi risk azaltma, yangın anında hızlı ve etkili müdahale, yangın sonrasında ise ekolojik ve toplumsal iyileştirme süreçleriyle birlikte ele alınması gereken bütüncül bir kamusal sorumluluk alanıdır.
Yangınlarda zarar gören yalnızca ağaçlar değildir. Su kaynaklarımız, topraklarımız, tarımsal üretim alanlarımız, biyolojik çeşitliliğimiz ve kırsal kesimde yaşayan yurttaşlarımızın geçim kaynakları da ciddi biçimde etkilenmektedir. İklim krizi, kuraklık ve aşırı sıcaklıklar yangın riskini artırmaktadır; ancak bu durum ihmali, denetimsizliği ve yetersiz hazırlığı haklı göstermez.
Yangınlara etkili müdahale kapasitesi yalnızca yangın söndürme uçağı ve yangın söndürme helikopteri sayısından ibaret değildir. Arazözlerin, su tankerlerinin, ilk müdahale araçlarının, iş makinelerinin, yangın havuzlarının, kara ekiplerinin, yangın işçilerinin, orman muhafaza personelinin, haberleşme altyapısının, yangın gözetleme sistemlerinin, yerel yönetimlerle koordinasyonun ve riskli bölgelere hızlı erişim imkânlarının birlikte güçlendirilmesi gerekir. Yangına ilk dakikalarda müdahale edebilecek yerel kapasite kurulmadan, yalnızca merkezi müdahale anlayışıyla kalıcı sonuç alınamaz.
"YANGINLARIN ÖNEMLİ BİR KISMI İNSAN KAYNAKLI"
Yangınların önemli bir kısmı insan kaynaklı ihmal, yetersiz denetim, hatalı arazi kullanımı, anız yakma, elektrik hatları ve plansız yapılaşma gibi nedenlerle ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle orman ve kırsal alan yangınlarıyla mücadele yalnızca söndürme araçlarının sayısına indirgenemez. Önleyici müdahale, denetim, erken uyarı, yerel kapasite, eğitim, personel gücü, yangın riski yüksek dönemlerde ortam soğutma çalışmaları ve yangın sonrası onarım birlikte değerlendirilmelidir.
ERKEN UYARI SİSTEMİ VURGUSU
Avrupa Birliği, orman yangınlarıyla mücadelede müdahale kapasitesinin yanı sıra önleme, erken uyarı sistemleri, veri paylaşımı, yerel toplulukların desteklenmesi, yangın sonrası iyileştirme ve sürdürülebilir finansman gibi unsurları içeren bütüncül bir risk yönetimi yaklaşımını geliştirmektedir. Türkiye’nin de yangın öncesi, yangın anı ve yangın sonrasını birbirinden koparmayan; bilimsel, kamusal ve sürekli bir mücadele sistemi oluşturması gerekmektedir.
"ORMAN KÖYLÜLERİ TEMEL PAYDAŞLARDIR"
Başta orman köylüleri olmak üzere kırsal topluluklar, ormanların korunmasında ve kırsal alan yangınlarının önlenmesinde temel paydaşlardır. Kırsal alanlarda yaşayan yurttaşlarımızı üretim süreçlerinden uzaklaştıran, bu alanları ekonomik açıdan zayıflatan ve orman alanlarını farklı kullanım baskılarına açan yaklaşımlarla etkin bir mücadele yürütülemez. Orman köylüsünü ve kırsal nüfusu güçlendirmeyen bir yangın politikası eksik kalır.
"MÜCADELEDE GÖREV ALAN PERSONELİN SAYISI ARTIRILMALI"
Bu çerçevede orman ve kırsal alan yangınlarıyla mücadelede görev alan personelin sayısı artırılmalı, yüksek riskli bölgelerde denetimler güçlendirilmeli, erken uyarı ve veri sistemleri şeffaf biçimde işletilmeli, tarım ve orman sınırlarında özel önleme planları hazırlanmalı, yangın riski yüksek dönemlerde orman çevresi, tarım alanı sınırları ve kırsal geçiş bölgelerinde ortam soğutma çalışmaları yapılmalı, yanan alanların farklı amaçlarla kullanımına kesinlikle izin verilmemelidir. Yangın sonrası süreçlerde de ekolojik onarım, kırsal geçim kaynaklarının korunması ve kamu denetimi temel alınmalıdır.
"ORMANLARIN KORUNMASI YALNIZCA ÇEVRE KONUSU DEĞİLDİR"
Ormanların ve kırsal alanların korunması yalnızca çevresel bir konu değildir. Bu mesele aynı zamanda gıda güvenliği, su kaynaklarının sürdürülebilirliği, kırsal yaşamın devamlılığı ve toplumun genel refahı açısından stratejik öneme sahiptir. Orman ve kırsal alan yangınlarına karşı önleyici müdahale ve etkili mücadele mümkündür. Türkiye’nin ihtiyacı, yangınlar çıktıktan sonra verilen geçici tepkiler değil; bilime, kamu yararına, doğanın ve halkın yaşam hakkına dayanan bütüncül bir yangın politikasıdır.”




